Reklam Ver

“Et fiyatı arttı, getirelim angusları fiyat düşsün” denilerek canlı hayvan ithalatının başlamasından bu yana bir yıl geçti. Başka bir anlatımla Türk halkının anguslarla tanışmasının 1. yılı. Angus bayramınız kutlu olsun.
Kasaplık hayvan ile başlayan, besi hayvanı, karkas et, kurbanlık, koyun, kuzu ile devam eden ithalatın Türkiye’ye faturası ne oldu?
İthalat et fiyatını düşürdü mü?
Tüketiciye ucuz ve sağlıklı et yedirildi mi?
İthalat sürecinde yaşananları özetleyelim.
1- Et fiyatının yükselmeye başladığı 2009’un sonundan 2010 Nisan ayına kadar Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 3 kez hayvan sayımı yaptı. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker: “İthalata gerek yok, yeterli sayıda hayvanımız var” diye açıklama yaptı. Bu açıklamadan kısa bir süre sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile ithalat hazırlıkları başladı.
2- Et ve Balık Kurumu’na sıfır gümrükle canlı hayvan ve et ithalatı yetkisi verildi. Öncelikle kasaplık canlı sığır ithalatı yapılacaktı. Peş peşe ihaleler yapıldı. İlk ikisi iptal edildi. Kasaplık canlı sığır ithalatı başlarken Tarım Bakanlığı ve hükümet yetkilileri, ithal hayvanların İslami koşullara uygun kesilmesi, istihdam yaratılması, deri ve iç organlar dahil hayvanın tümüyle yurt içinde kalması için et ithalatı değil, canlı hayvan ithalatı yapıldığını ifade ettiler. Ancak, çok zaman geçmeden karkas et ithalatı da başladı. İthalat, besi materyali, kurban bayramında kurbanlıklar, koyun, kuzu ile devam etti.
3- Tarım ve Köyişleri Bakanlığı verilerine göre son bir yılda 160 bin ton et ithal edildi. Aynı dönemde 224 bin 380 baş kasaplık, 168 bin 939 baş besilik ve 19 bin 987 baş kurbanlık olmak üzere toplam 413 bin 306 baş sığır ithalatı yapıldı. Küçükbaşta ise 378 bin 165 başı kasaplık ve 305 bin 559’u kurbanlık olmak üzere toplam 683 bin 724 baş ithalat gerçekleştirildi.
4- Yasal yollardan ithalat sürerken ülkeye kaçak hayvan ve kaçak et girişi de hızlandı. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2008’de 710 kilo kaçak kırmızı et ele geçirilirken, 2009’da 4.5 tona, 2010’da ise 75 tona yükseldi. 2009’da ülkeye 19 bin baş kaçak hayvan girişi olurken 2010’da yaklaşık 53 bin baş kaçak hayvan ülkeye girdi. Bu rakamlar ele geçirilenler, birde ele geçirilemeyen var. Kaçakçılıkta da rekor kırıldı.
5- Yasal ve yasal olmayan yollarla ülkeye çok miktarda canlı hayvan ve karkas etin girmesi besicileri iflas noktasına getirdi. Besicilerden hayvan alan dev marketler, et ve et ürünleri üretenler, yemek firmaları ithal ete yönelince besiciler hayvanını kestirecek yer bulamaz oldu. Çok büyük zarara uğradılar. Bu konudaki ayrıntılı haberimizi 9 Mayıs Tarihli Dünya Gazetesi ve www.tarimdunyasi.net adresinden okuyabilirsiniz.
6- Karkas et ithalatı nedeniyle içerde hayvan kesimi azalınca deri sektörü deri bulamaz oldu. Ülkede sakatat sıkıntısı baş gösterdi. Kokoreççiler, çorbacılar, ciğer satanlar sakatat bulmakta zorlandı.
7- Et ve Balık Kurumu’nun ithal ederek dağıttığı besi hayvanları, gümrük vergisinin düşürülmesi ile özel sektörün ithal ettiği besi hayvanları üreticinin elinde kaldı. Çünkü, bir yandan besi hayvanı ithal edilirken bir yandan da karkas ette gümrük vergisinin yüzde 135’ten yüzde 30’a düşürülmesi et ithalatını cazip hale getirdi. İthal besi hayvanları üreticinin elinde kaldı. Devletin politikasına güvenen besiciler çok büyük zarara uğradı.
8- Yapılan bütün bu işlemlerin tüketiciye ucuz ve kaliteli et sağlamak olduğu iddia edildi. Fakat, tüketici de resmen kazıklandı. Yurtdışından 8 liradan ithal edilen 3.sınıf ithal et, tüketiciye 24-25 liradan satıldı. İthal et, yerli et diye tüketiciye sunuldu. Etiketlerde hangi etin yerli hangisinin ithal olduğu açıkça yazılmadı, bakanlıkta bunu denetleyemedi. Bakanlık her fırsatta ithal ucuz etin tüketiciye pahalıya satıldığını söyledi fakat gereğini yapmadı.
9- Yaklaşan genel seçim öncesinde ithalatın açtığı yarayı kapatmak ve üreticiden oy almak için hükümet bir iki geçici önlem aldı. Karkas et ithalatında gümrük vergisini yüzde 30’dan 45’e çıkardı. Fakat, bu artışın hiçbir yararı olmadı. Şimdi verginin yüzde 60’a çıkarılması bekleniyor. İkinci önlem olarak daha önce üreticiye ödenen kilogram başına 1.5 liralık et teşviki kaldırıldı. Bunun yerine hayvan başına 300 lira ödeme yapılması kararlaştırıldı. Fakat bu destekte işe yaramadı. Besici yine hayvanını satacak yer bulamadı.
İthalatın başladığı bir yıl öncesine göre değişen ne oldu? Et fiyatı bir iki küçük dalgalanmadan sonra yine geçen yılın seviyelerinde. Besicilik çok büyük yara aldı. Tüketici güvenirliliği çok tartışılan etleri tüketmek zorunda kaldı. İthalat nedeniyle az sayıdaki firma veya kişiler çok büyük paralar kazandı.
Özetle, bir yıldan bu yana yapılan ithalat üreticiye de tüketiciye de hiçbir yarar sağlamadığı gibi çok büyük zarara neden oldu. İthalatın ülkeye doğrudan ve dolaylı zararı milyarlarca lira ile ifade ediliyor. Böyle olacağı en başında belliydi. Defalarca yazdık, uyardık fakat işe yaramadı. Yaşananlardan sonra fazla söze gerek yok.Birinci yılında hepinizin angus bayramı kutlu olsun!..

Reklam Ver

2 YORUMLAR

  1. Bu memleketin çivisi kaçıyor.

    Hayvan alanların çoğu önümüzdeki bir kaç yılda batacak ve borcunu ödeyemeyecek. Bu benim tahminim. Sıfır faizle verilen krediler çok pahalıya patlayacak.

    Et kesim fiyatları düştü, besici hayvan kestiremiyor, kestirse de mevcut fiyattan zarar ediyor. 7-8 bin TL’ye aldığı inek fiyatları düşüyor. Şu anda koyun fena değil, gelecekte onlar da düşecek. Şu anda hayvancılığa yatırım yapanlar büyük bedel ödeyecekler, zarar edecekler. Neden mi? Borsa tabiriyle kağıtlar tavan yapmışken kağıt alıyorlar da ondan.

    Birde bu esnafın hali ne olacak? Her alanda büyük firmalar küçükleri silip götürüyor.

    Tarım alanında da öyle. Mesela Pancar Kooperatifleri ve Tarım Kredi Kooperatifleri küçük esnafı bitirme noktasına getirdi.

    Bunların çiftçiye esnaftan farklı sağladıkları bir avantaj da yok. Tohum mu ucuz, gübre mi ucuz, ne ucuz? Piyasaya göre daha pahalı. Ama çiftçi o kapıya muhtaç olmuş durumda. Vadeli alabildiği için fiyatını bile sormadan alıp gidiyor. Ama kesinlikle pahalı alıyor.

    Ürettikleri tohum mu kaliteli. Kaç kooperatifin sertifikası olmayan tohumu çiftçiye sattığını biliyoruz. Kolonya mendil bile satmaya başladılar. Ticaretin her alanında varlar. Hem de imtiyazlı olarak.

    Kooperatiflerin bazı imtiyazları var. Vadeli verebiliyorlar, devletin kredisini düşük faizle kullandırıyorlar. Birde yaptıkları alış verişleri ortaklar arası mal mübadelesi kabul edildiği için, ticari kazanç sayılmadığından, devlete vergi ödemiyorlar. Yaptıkları bal gibi ticaret, hem de çok kazanıyorlar? Kazandıkça da daha büyümek, yeni yeni satış yerleri açmak istiyorlar. Paranın tadına vardılar ya…

    Biz esnaflar olarak fazla bir şey istemiyoruz. Bizi eşit şartlarda yarıştırsınlar. Onlarda vergiye tabi olsun yeter. Alsınlar imtiyazlarını, görelim bakalım ne olacak?

    Bunlar sivil toplum örgütü. Güya çiftçi kuruluşu. Bize göre çiftçi sırtından geçinen imparatorluklar. Yönetenlerin ve çalışanların keyfi iyi. İyi olmayanlar var. Onlar da çiftçiler. gerçekte bir menfaatları yok ki…

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız