Reklam Ver

Gen kaynakları bir ülke için stratejik öneme sahiptir. Genetik kaynak olmadan yeni çeşit geliştirmek ve yeni çeşit olmadan da üretim artışı sağlamak olanaksız.Türkiye, gen kaynakları bakımından zengin bir ülke. Bu zenginliği kanıtlayacak önemli bir veri var. Avrupa’nın tamamında 12 bin çeşit tür tespit edilirken bunların  2 bin 400’ü endemik. Türkiye’de ise 12 bin 54 tür var. Bunun 3 bin 905’i endemik.Yani Türkiye’ye özgü. 
Gen kaynaklarına sahip olmak kadar, korumak ve gelecek kuşaklara taşımak çok önemli. Bu amaçla gen bankaları kuruluyor. Ankara’da dünyanın 3. büyük gen bankası kuruldu. Daha bir yıl geçmedi. Adana’da Türkiye’nin ikinci büyük zeytin gen merkezi  katlediliyor.
Buğday, arpa, nohut, mercimek, elma, armut, ayva, kayısı ve daha bir çok önemli bitkinin olduğu gibi zeytinin de anayurdu Anadolu’dur.
Binlerce yıl önce Anadolu’dan dünyaya yayılan zeytin, bugün anayurdunda adeta yok ediliyor.
 Avrupa’nın tamamından daha zengin gen kaynaklarına sahip olan Türkiye, bir tarafta dünyanın 3. büyük gen bankasını kuruyor, diğer tarafta Adana’da Çukurova Üniversitesi’ndeki zeytin gen merkezindeki zeytin ağaçları 1 Nisan sabahı dozerlerle yok ediliyor. 1 Nisan şakası gibi.
Dozerlerin talan ettiği zeytin gen merkezinin bulunduğu alanın kullanım hakkı Çukurova Üniversitesi’ne ait. Adana Büyükşehir Belediyesi, 2008 yılında bu alana ilişkin imar değişikliği yapmış. Yapılan değişiklikle zeytin gen merkezine okul yapılması kararlaştırılmış. 
Zeytin gen merkezinin gelecek kuşaklara aktarılması için yıllardır emek veren Çukurova Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayzin Küden, dağ bayır demeden zeytin çeşitlerini bulmak için çalışan zeytin sevdalısı Dr. Mücahit Taha Özkaya  ve daha pek çok kişi ve kurum yoğun çaba harcadı. Yaklaşık 3 yıldır  bu gen merkezinin korunması gerektiğini, okul yapılacak başka bir alanın bulunabileceğini anlatmaya çalışıyorlar. Görüşü sorulan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı da bu alanın zeytin gen merkezi olduğunu ve korunması gerektiğini bildiriyor. Yükseköğretim Kurumu Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı’na söz konusu alanın milli servet niteliği taşıdığı, gelecek nesillere bırakılacak zeytin gen merkezi üzerinde yapılması planlanan okul inşaatının bu alanda yapımının önlenerek Bakanlıkça uygun görülecek başka bir yere inşa edilmesini söylüyor.
Bu görüşlerin hiçbiri dikkate alınmıyor. İnadım inat denilerek Adana Valiliği’nin emri ile sabahın kör vaktinde 386 zeytin çeşit ve genotipi olan zeytin gen merkezine dozerler girip ağaçları köklüyor. Gün ağarınca Çukurova Üniversitesi öğretim üyeleri, öğrenciler, duyarlı yurttaşlar dozerlerin önüne geçerek zeytin sökümünü şimdilik durdurmayı başarıyor. Fakat, kalan zeytinlerin sökülmeyeceği yönünde bir güvence yok.
Zeytinlerin sökülmesi sadece akla, bilime, mantığa değil, yasalara da aykırı. 5403 sayılı “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu” kapsamında özel ürün ve mutlak tarım arazisi olan bu alanın amacı dışında kullanılması yasaya aykırı.
Zeytin ağaçlarının söküldüğü alana Adana Merkezli Özler Tarım tarafından 32 derslikli Fen Lisesi yapılacak. Kuşkusuz çok önemli bir proje. Fakat, yararlı bir iş yaparken daha yararlı bir işi yok etmenin anlamı ne? 
Zeytin gen merkezi üzerine okul yapacak olan Özler ailesi eğitimin önemini bildiği kadar tarımın önemini, toprağın değerini bilen bir aile. Projeyi başka bir alanda uygulamaya koyması en doğrusu olacak. Yapacakları bu hizmetle hem genç beyinleri hem de binlerce yıllık zeytin gen kaynakları gelecek kuşaklara taşımış olacak.
Gen merkezinin kurtarılması için en başta Özler ailesi, üniversite, Milli, Eğitim Bakanlığı ve Adana Valiliği’nin uzlaşması ve okul için yeni bir alanın bulunması şart. Eğer gen merkezi yok edilirse bunun zararını sadece Adana ve Türkiye değil, insanlık görür.
Yazıyı tamamlarken kötü bir haber de Bursa’dan geldi.Bursa’nın Gürsu İlçesi Ziraat Odası Başkanı Kamil Dönmez’in anlattığına göre Bursa Hafif Raylı Sistem çalışmaları kapsamında yeni bir ihale yapılacak. Gürsu İlçesi’ne 7 kilometre  yakınındaki İğdir Köyü’ne bir istasyon yapılacak. Hafif Raylı Sistemin uzatılacak bölümü birinci derecede tarım arazisi ve seraların yoğun olduğu bölgeden geçirilecek. Kamil Dönmez’ in söylediğine göre, bu hattan yararlanacak insan sayısı çok sınırlı. Yerleşim merkezine uzak. Fakat, 400 dönüm seraya ve Bursa Ovası’ndaki tarımsal üretime çok büyük zarar verecek. Otoyola yakın bir mesafeden geçirilmesi için yapılan öneri dikkate alınmamış. Daha önce otobanla talan edilen Bursa Ovası’na bir darbe de tren yoluyla vurulacak.
Ülkenin hemen her yerinde benzer çirkinlikler yaşanıyor. Tarım toprağını yağmalama, hoyratça kullanma alışkanlığı var. Tarım toprağı yok ediliyor. Tarımsal üretim yok ediliyor. Her şey ithal ediliyor. Bu işin sonu felaket. Bu işin sonu açlık. Bizden uyarması.
                                  *****
Bu Toprağın Sesi 21 Yaşında
TRT’de yayınlanan “Bu Toprağın Sesi” programı tarım konusunda yayınlanan en eski ve en istikrarlı televizyon programı. Tam 21 yıldır tarımcıların ışığı olan  Bu Toprağın Sesi’ne  emeği geçen herkesi yürekten kutluyoruz.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız