Reklam Ver

Haftaya İstanbul seyahati ile başladık. Dünden beri Ankara’dayız. Her taraf bembeyaz. Soğuk ve karlı başkentte bir yerden bir yere ulaşmak zor. Günlerdir yapılan uyarılara rağmen hiçbir önlem alınmamış. Bizim gibi herkes şikayetçi.
Bir yandan da Türkiye’nin değişik yerlerinden gelen şikayet telefonlarına yanıt vermeye çalışıyoruz.
Adana’dan okurumuz Türkiye’nin en büyük ve tanınmış hipermarket zincirlerinden birinden arıyor. Sinirli ve yüksek ses tonuyla anlatmaya başladı: “Ali bey, bu memleket bitmiş. Adana’da Türkiye’nin en büyük market zincirlerinin birindeyim. Et reyonunun önünden arıyorum. Hayvancılık yaptığım için ithal et ile yerli eti ayırt edebiliyorum. Etiketlere bakıyorum, farklı farklı fiyatlar var. Fakat etiketlerde ithal olduğuna dair bir ibare yok. Daha doğrusu o kadar küçük yazılmış ki okumak olanaksız. Reyondaki görevliye bu ithal et değil mi diye sordum. Görevli, ‘etiketinde yazıyor’ dedi. Yanımdaki iki ayrı gözlükle okumaya çalıştım, okuyamadım. Neden açık ve görünür bir biçimde yazmıyorsunuz diye sordum. ‘Şirket politikası böyle, bize İstanbul’dan böyle geliyor’ dedi. Türkiye’deki çoğu market ithal et satıyor ama bunu etikete yazmıyor. Tarım Bakanlığı neden bunları denetlemez? Siz yazdınız ama bir daha yazarsanız belki birileri harekete geçer.”
Okurumuz biraz sakinleştikten sonra Ankara’da bakanlıkla görüşüp görüşmeyeceğimizi sordu. Basın Konseyi olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşeceğimizi, gazetecilerin sorunlarını anlatacağımızı söyleyince: “Ali Bey, ne olur bu hayvancılık konusunu da Cumhurbaşkanımıza anlatsanız.”
Cumhurbaşkanı ile görüşmemize daha birkaç saat var. Telefon çalıyor. Bu kez arayan okurumuz Aydın Söke’den. Tanıdık bir dost. Ankara’da olduğumuzu söyleyince zamanını almayayım hemen kısaca anlatayım dedi ve başladı anlatmaya: “ Biliyorsun çiğ süt fiyatı 73 kuruştan 55 kuruşa düşürüldü. Bu bölgenin en büyük süt sanayicisi Nisan ayı itibariyle Aydın ve Söke bölgesinden süt almayacağını bize resmen bildirdi. Fiyat düşüşüne bile razı olduk, kabul etmek zorunda kaldık. Fakat, düşük fiyatla bile sütümüzü almak istemiyorlar. 2008’de de fiyat düşürüldü. Fakat o zaman en azından sütü aldılar. Şimdi almayız diyorlar. Onlar da kendilerince haklı. Tarım Bakanlığı bu sanayicilere süt tozu üretmeleri için destek veriyor. Bu destekle ürettikleri süt tozunu kullanıyorlar. Bizim sütümüzü almayacaklar. Biz sütü ne yapacağız? İnekleri ne yapacağız?”
Ankara’ya gelirken uçakta hayvancılık sektöründen tanıdık isimler dikkatimizi çekti. Bakanlıkta toplantı mı var? diye sorunca anlattılar. Kırmızı Et Konseyi’nin Genel Kurulu varmış. Yukarıda anlattıklarımızın çok daha fazlası bu genel kurulda da mutlaka konuşulacaktır.
Genel kurula katılanlardan biri de İzmir Damızlık Koyun Keçi Birliği Başkanı Özer Türer, birliklerdeki delege sisteminin yanlışlığına dikkat çekiyor. Her 25 üretici için bir delege ile temsil hakkı olduğunu belirttikten sonra: “İzmir birliği olarak bizim 5 bine yakın üyemiz ve 200 delegemiz var. Biz Haziran’da genel kurula gideceğiz. İzmir’den Ankara’ya 200 delege ile nasıl gideceğiz. Ulaşım masrafı bir gece kalsak konaklama masrafı. Ülke genelini hesaba katarsanız milyonlarca lira gereksiz masraf. Biz diyoruz ki bir tebliğ ile bu sistemi değiştirin. 200 üyeye bir delege olsun. Fakat bir türlü anlatamıyoruz.” dedi.
Cumhurbaşkanı ile görüşeceğimizi öğrenince Özer Türer de delege sistemindeki çarpıklığı kendisine anlatmamızı rica etti.
Özetle, tarımda çok ciddi sıkıntılar var. Bu sıkıntıların aşılması noktasında sektör Tarım Bakanlığı’ndan umudunu kesmiş. Kiminle konuşsak, “Sayın Başbakan’a ulaşabilsek ve sorunları anlatsak bizi mutlaka anlar ve bir çözüm bulur.” diyorlar.
Cumhurbaşkanı ile görüşeceğimizi öğrenen herkes, “hayvancılığı, eti, sütü, delege sistemini” anlatmamızı istiyor.
Tarımın sorunlarına çözüm arayışı bakanlık dışında aranıyorsa, umut kesilmişse, bakanlığın nerede hata yapıyoruz diye düşünmesi gerekmez mi?

Reklam Ver

1 Yorum

  1. sütte kriz çığ gibi büyüyor,bu 2008 de olduğundan daha kötü geliyor,galiba bizi bu sefer süpürecek.31 mart tarihi itibari ile ege bölgesinin en büyük sanayicisi PINAR bizdende sütümüzü almayacağına dair tebliğde bulundu.Biz sütümüzü kime vereceğiz.Diğer üretici arkadaşlarla birlikte bırakın fiyat vermeyi karşımıza gelipte konuşacak sanayici bulamadık.Bu bekleyiş nereye gider inanın belli değil.Allah sonumuzu hayır etsin.inşallah bizi duyan birileri olur.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız