Reklam Ver

Türkiye, aylardır kırmızı eti konuşuyor. Etin fiyatı bir iki lira düşsün diye ithalat kapıları sonuna kadar açıldı. Tartışma başladığında karkas etin kilosu 17-18 liraydı. İthalat konuşulmaya başlanınca bir gevşeme oldu. Karkas etin kilosu 16 liraya düştü. Sonra tekrar yükselmeye başladı.Bir ara 20 lira sınırına dayandı.
Bir yandan devlet Et ve Balık Kurumu aracılığıyla bir yandan özel sektör kasaplık canlı hayvan, besi hayvanı, kurban bayramında kurbanlık hayvan ve en nihayetinde karkas et ithal ederek fiyatı bir iki lira düşürdü.
Et fiyatı düşünce hayvancılık kurtuldu mu?
Yoksa daha büyük bir kriz kapıda mı?
Bu iki soruya doğru yanıt vermek için gelinen noktaya bakalım:
1- Et ithalatında yüzde 225, canlı hayvanda yüzde 135 olan gümrük vergileri besi hayvanında sıfırlandı, ette yüzde 30’a düşürüldü. Bugün ülkeye kilosu 10 liradan ithal karkas et giriyor. Et ve Balık Kurumu, ithal ettiği karkas eti 12 liradan marketlere veriyor. Ayrıca 15 bin baş besi hayvanı getirdi canlı olarak kilosunu 8 liradan besiciye dağıtıyor. Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir Ulubaş, 8 liradan canlı besi hayvanı alan bir yetiştiricinin karkas eti 11 liraya mal edeceğini söylüyor. Yurt içinden buzağı alarak besicilik yapanların karkas et maliyeti 14-15 lira civarında. Üreticinin et maliyeti 14-15 lira iken 10 liraya et ithal etmek, besicilere “siz bu işi yapmayın” demektir. Banvit ve Koç Holding’in besiciliği bıraktığını açıklaması bu tablonun sonucudur. Banvit ve Koç gibi büyük gruplar bu işten para kazanamıyorsa küçüklerin ayakta kalması zaten mümkün değil. Besiciler şimdi sapır sapır dökülecekler. Banvit ve Koç gibi işlenmiş et ve et mamulleri üretenler buzağı alıp beslemek yerine doğrudan et ithal edecek. Türkiye üretmek yerine ithalatı seçti.
2- Besiciler çekilince, süt hayvancılığı yapanlar erkek buzağılarını satacak yer bulamaz. Buzağıya olan talep azalınca fiyat düşer. Fiyatın düşmesi demek, süt hayvancılığı yapan işletmenin gelirinin azalması demektir. Bu işletmeler buzağı satamazsa, yem alamaz, yatırım yapamaz, işletmesini ayakta tutamaz. Süt hayvanlarını kesmek zorunda kalır.
3- Devletin verdiği sıfır faizli krediyi alan girişimci yurt dışından veya içinden hayvan bulup yatırım yapacak. Dışarıdan ithal edeceği canlı besi hayvanının kilosunu ortalama 8 liradan alacak. İç piyasadan almak isterse bu biraz daha yüksek. Aldığı hayvanları 8 ay besledikten sonra piyasada satmaya çalışacak. İthal karkas etin kilosu 10 liradan satılırken, bu girişimci en iyimser tahminle 13-14 liraya mal edeceği karkas eti kime satacak? Devlet yatırımcıya, “sana sıfır faizli kredi veriyorum, ama 10-12 liraya da et ithal ediyorum. Benimle rekabet edebilirsen yaşarsın, edemezsen zarar edersin” diyor.
Besicilikte yaşanan ve süt hayvancılığını da etkilemeye başlayan büyük bir krizin kapıda olduğunu görmemek için herhalde Tarım ve Köyişleri Bakanı olmak gerekiyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Afyon Ticaret Borsası’nın davetlisi olarak gittiği Afyon’da ne demişti: “Bizim birinci önceliğimiz Türkiye’de üretimi artırmak, Türkiye’nin üretim potansiyelini ve üretim kapasitesini artırmak. O nedenle kısa, orta ve uzun vadede aldığımız tedbirler var. Kısa vadedeki aldığımız tedbirlerden bir tanesi piyasadaki et arzını artırmak. Gerek sanayinin ihtiyaç hissettiği ham maddeyi temin etmeleri, gerekse kasaplık canlı hayvan ve eğer götürme imkanı olan olursa besi materyalini ithal etmelerine imkan tanıdık. O şu anda devam ediyor. Bununla şu anda fiyatlar Nisan ayına kıyasla yaklaşık yüzde 20 civarında perakende fiyatlarında bir düşüş meydana geldi. Ama şunu da biliyor ve üzüntüyle izliyoruz ki bazı firmalar ucuz aldıkları eti pahalı satıyorlar. Bu da bizi üzüyor. Bu hem de tüketicinin aleyhine oluyor.”
Bakan’ın sözlerinden de anlaşılacağı üzere, ithalatın gündeme geldiği Nisan ayından bu yana et fiyatı yaklaşık yüzde 20 oranında düştü.
Et fiyatın düşmesi çok iyi oldu. İyi de bu düşüşün faturası ne olacak?
Milyonlarca dolar ödendi, canlı hayvan ve et ithal edildi.Yukarıda özetlediğimiz gibi, besicilik çöktü. Süt hayvancılığında yeni bir kriz kapıda. Devletin verdiği 3 milyar 600 milyon liralık sıfır faizli kredinin önemli bir bölümü yurt dışına hayvan alımına gitti. İthalat geçen yıla göre 10 kat arttı. Ülke kaynakları dışarıya transfer edildi. Bugünkü ithalat politikası devam ederse ülkede hayvancılık diye bir sektör kalmayacak.
Özetle, hayvancılık sektörü çok büyük bir krize gebe. Başlıktaki soruyu yinelemekte yarar var. Et fiyatı düşünce hayvancılık kurtuldu mu?

Et fiyatı düşünce hayvancılık kurtuldu mu?
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

6 YORUMLAR

  1. sayın ali ekber bey size baştan teşekür ederim bu ve buna benzer konulardan çiftciye yazarak da olsa zamanınızı bize ayırdığınız için saygılar dilerim .. burası türkiye her an her şey olla bilir şunu sormanızı isterin bakan başbaka ve millet vekili olla bilir vermiş olduğunuz sıfır fayizleri kimler kulandı allah aşkına denetliyen varmı sayın ALİ bey gerçekten hayvan alan kaç kişi var bunu bir araştırsın nasıl bir ülkeden yaşadığınız bir gören varmı tabiki yok hayvan çılığı ve çiftciyi ne bilsin başbakan ve bakanlar milletin vekilleri millet ne halde bilen varmı yok zaten onların sofralarında kuş sütü de var ya çiftcinin sofrasında kuru soğan ve bir bardak su var hükimet o bardak suyu hangi derede geldiğini bilse belkide o dereyi de kurutur saygılar HASAN ALPULLU

  2. Sayı Yıldırım,
    Daha önce de bu konuda birşeyler yazmaya çalışmıştım. Biz derdimizi anlatamadık. Fiyat, ithalat, destek vb. herkes birşey söylüyor. Türkiyenin hayvancılık politikası nedir, hayvancılık alt politikası nedir. Bunu bilen varmı? veya böyle bir alt yapı veya politika varmı. Gerçek çiftçiyi (küçük işletme) içine almayan, buna dayalı bir alt yapıyı geliştirmeden hiçbir sağlıklı sonuç alınamaz. Biz yıllardır soruyoruz cevabı yok. Bir de siz sorun belki siz bir yanıt alırsınız. Tarımı bırakalım, Türkiye’de 1950’den beri hayvancılık konusunda devlet kaç proje yapmıştır, bunlara ne kaynak ayrılmıştır. Bunlarla birlikte hayvancılığa 60 yıldır verilen destek miktarı ne kadardır? Kesin bilmiyorum ama bu rakamın ürkütücü bir miktar olduğuna kaniyim. Buna karşılık, bugün geldiğimiz durum nedir. Maalesef Türkiye’ye Batı’lılar 50 yıldır üçüncü dünya ülkesi muamelesi yaptı, bizde buna uyduk. Uyansak iyi olur.
    Kolay gelsin.

  3. Hayvancılık sektöründe en önemli girdi yem olduğuna göre bunun maliyetini düşürüp ithal etle yerli üreticilerimizin et maliyetlerini eşdeğer hale getirilmesi lazımdır.DevletinYem hammadde ithalatındaki fonlarını aynı ithal ette olduğu gibi SIFIR a çekip hayvancılıkla uğraşan üreticilerin yemi ucuza mal etmesi sağlanmalıdır.Böylelikle bizim üreticimizde ithalatçıyla eşit şartlarda rekabet edebilsin.
    Türkiye seçim atmosferine girdi.vatandaşa ucuz et vaadiyle şirin gözükmek için hayvancılık sektörünü krize sokmaya kimsenin hakkı yok bence.Aynı durum ekmek fiyatları içinde geçerli.Buğday fiyatları çok yüksek olmasına rağmen zam yapılmamasının sebebi seçim politikalarıdır.Ama seçimden sonra takke düşüp kel görünecek ve zamlar arka arkaya gelecektir.Üreteciyi destekleyen,istihdamın artmasını sağlayacak yöntemlerin hayata geçirilimesini bekliyoruz.Yoksa banvit,koç,saray çiftliğine daha bir çok yeni çiftlik katılarak kırmızı et üretimlerini bırakmak zorunda kalacaklar.

  4. Hükümetin bütün tarım politikası hayvancılık gibi değilmi.Tarım serbest rekabete açıldı,kan kaybediyor.Böyle giderse bu stratejik sektörü kaybedeceğiz.

  5. türkiyede hiç bir sektörün emin liği yok her iş gibi besiciliğin de dayanağıyok birilerinin işine göre yapılır heriş zen gin elin de mal vardır yükselir biter düşer bu bir tür kiye ger çeği malesef

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız