Reklam Ver

Radikal Gazetesi Yazarı ve Ekonomi Müdürü Jale Özgentürk,  “GDO’lu ürünler nerede? ” başlıklı yazımızı köşesine taşıdı. Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün konuya bakışını ve Tarım Bakanı Mehdi Eker’in suskunluğunu yorumlayan Jale Özgentürk’ün yazısı şöyle:

Pabuç demokratının yumurtayla imtihanı

JALE ÖZGENTÜRK/ Radikal Gazetesi
Bush’a ayakkabı atanı kahraman ilan edenlerin yumurta atanları darbeci ilan etmesi çifte standart değil mi?
Türkiye’de yıllık 824 bin ton yumurta üretiliyor ve bu rakamla Türkiye dünyada 11’nci sırada yer alıyor. Yine Türkiye’de kişi başı yumurta tüketimi ise 157 adet. Mesela Japonya’da bu rakam 350’yi geçiyor. Son günlerde öğrencilerin protesto silahı haline gelen yumurtanın ekonomik durumu böyle. Tüketimi dünyaya göre düşük olan yumurtanın fiyatı uygun. Bu nedenle öğrenci bütçesine göre ucuz ve etkili bir protesto aracı olarak, istatistiklerde bir sıçrama yapacak gibi.
Sembolü inek olan Mülkiye’deki protesto tavuk üreticilerini sevindirdi mi bilinmez? Ama Mülkiye için bu protesto ne ilk ne son. Mülkiye öğrencileri siyasetçilere karşı her zaman aynı “konukseverliği” gösterir. Cem Boyner’den Süleyman Demirel’e kadar birçok isim de öğrencilerin protestolarından nasibini almıştır.
Yumurtalı protesto Türkiye’nin ‘demokrasi ve tahammül testi’ni ortaya koyduğu için değerli.
Test sonuçları başbakan, bakanlar ve gazeteciler açısından hiç de başarılı görünmüyor. Yaratılanı yaratan dan ötürü sevdiğini her fırsatta dile getirenler, polisin öğrencilerin üzerine tekmeyle tokatla, çullanmasını içleri sızlamadan savunabiliyor. Bu koro, demokrasilerde protestoların yürüme ve yumurta fırlatma eylemlerini içermeyeceğine hükmediyor. Peki 15 Aralık 2008’de ABD Başkanı George Bush’un Bağdat’taki basın toplantısında olanlara ne demeli? 
Bush bile kızmadı
Gazeteci Muntazar Zeydi’nin “Türk Malı” ayakkabısını fırlattığı Bush, kızmak ne kelime esprili bir şekilde ‘Sadece ayakkabıların numarasının 10 (44) olduğunu söyleyebilirim’ demişti. O gün Zeydi’nin protesto eylemini yere göğe koyamayanların bugünkü hallerini nasıl açıklayacağız? Polis Akademisi Öğretim Üyesi Prof. Vahit Bıçak bile “Polis şiddet kullanmayan gruplara karşı mutlaka ama mutlaka hoşgörülü olmalı” derken öğrencileri darbecilerin aracısı ilan etmek ne kadar haklı? Türkiye’nin hâlâ bunları tartışması ayıp değil mi?
GDO’lu ürünler nerede?
Genetiği değiştirilmiş ürünler (GDO) ya da kimine göre ‘Frankeştayn gıdalar’ dünyada olduğu gibi Türkiye’nin de gündeminde bir süredir. Tarım Bakanlığı sektöre düzen getirmek için 26 Eylül’de Biyogüvenlik Yasası ve GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) Yönetmeliği’ni çıkardı. Bu yönetmeliğe göre içeriğinde binde 9’un üzerinde GDO içeren gıda ürünlerinin etiketinde bu durumun belirtilmesi gerekiyordu. Tarım uzmanı gazeteci arkadaşım Ali Ekber Yıldırım, konunun takipçisi oldu. O tarihten bu yana Türkiye’ye 32 çeşit GDO’lu ürünün girişine izin verildiğini ancak bugüne kadar gıda üreticilerinden hiçbirinin GDO ibaresini etiketine yazmadığını açıkladı. Bakanlıktan şu ana kadar hiç ses çıkmadı. GDO’lu ürünler nerelerde kullanıldı? Herhangi bir denetim var mı? Bu konuyu geçen hafta Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’e de sorduk. Ergün “GDO tartışması yanlış başladı. Yönetmelik çok önemli. Bu tartışmanın yönünü değiştirmek gerek” dedi.
Sanırım Tarım Bakanı soruları yanıtlamayarak, tartışmanın durulmasını bekliyor. Ancak bu soruların yanıtını aramak tüketicilerin hakkı değil mi?

Reklam Ver

1 Yorum

  1. Türkler de samimiyet ve hoşgörü kayboldu artık.Bu yüzden eylemleri de tepkileride bu açıdan değerlendirmek gerekir

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız