Reklam Ver

etiketYasaya rağmen GDO’lu ürünler etiketlenmiyor. Biyogüvenlik Yasası ve GDO yönetmeliği 26 Eylül 2010’da yürürlüğe girdi. Yasa ve yönetmeliğe göre, GDO’lu ürünler ve içerisinde binde 9’un üzerinde GDO olan ürünlerin etiketinde “Genetik yapısı değiştirilmiştir”, “genetik yapısı değiştirilmiş üründen üretilmiştir” ibaresinin yazması gerekiyor. Türkiye’ye giren GDO’lu mısır,soya,kanola,pamuk yaklaşık 800 üründe kullanılıyor. Fakat etiketinde GDO’lu olduğu yazılmıyor.
Ali Ekber YILDIRIM
İZMİR- Yasaya rağmen GDO(Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar)’lu ürünler etiketlenmiyor.
Biyogüvenlik Yasası ve Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar(GDO) ve Ürünlerine Dair Yönetmelik 26 Eylül 2010’da yürürlüğe girdi. Yasa ve yönetmeliğe göre, GDO’lu ürünler ve eşik değerin( genellikle binde 9 olarak belirleniyor) üzerinde GDO olan ürünlerin etiketinde “Genetik yapısı değiştirilmiştir”, “genetik yapısı değiştirilmiş … üründen üretilmiştir” ibaresinin yazılması gerekiyor. Ancak, yasanın yürürlüğe girmesinden bu yana 2 ay geçmesine rağmen etiket zorunluluğu uygulanmıyor. Market raflarında satılan hiçbir gıda maddesinin etiketinde GDO’ lu olduğuna ilişkin ibare yok.
32 çeşit GDO’ lu ürün nereye gitti?
GDO ile ilgili ilk yasal düzenleme 29 Ekim 2009’da çıkarılan Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı,İşlenmesi, İhracatı,Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik’ten bu yana 32 çeşit GDO’lu ürünün ithalatına izin verildi. Ülkeye girişine izin verilen GDO’lu ürünlerin gıda ve yem amaçlı kullanılması kabul ediliyor. Bu ürünlerin büyük bölümünü mısır, soya, pamuk ve kanola oluşturuyor. Ayrıca, GDO’lu şekerpancarı, maya, patates ve bakteri biyokütlesi ithalatına da izin verildi. Özellikle mısır,soya ve kanolanın yaklaşık 700- 800 gıda maddesinde kullanıldığı biliniyor. Ancak, market raflarına bakıldığında hiçbir gıda maddesinin etiketinde GDO olduğuna ilişkin ibare olmaması dikkat çekiyor. İthalatına izin verilen GDO’ lu ürünler normal diğer ürünler gibi tüketiciye sunuluyor.
GDO yazan batar
DÜNYA’ya bilgi veren ancak adlarının açıklanmasını istemeyen firma yöneticileri, bugünkü şartlarda hiçbir gıda firmasının ürününde GDO olduğunu açıklayamayacağını dile getirdi. Firma yöneticileri: “Türkiye’de GDO adeta zehirle eş değer görülüyor. GDO’lu ürün yiyen hemen kanser olur gibi bir düşünce var. Bu nedenle hiçbir firma benim ürünüm GDO’lu demez, diyemez. Bunu açıklayan firma batar. Bu nedenle GDO’lu ürün kullananlar bunu etikete yazmıyor. Tarım Bakanlığı da gerekli denetimleri yapmadığı için GDO’lu ürünler de diğer doğal ürünler gibi piyasada satılıyor” görüşünü dile getiriyor.
Denetim sorunu yaşanıyor
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, etiket zorunluluğu ile ilgili yaptığı bir açıklamada 26 Eylül itibariyle ürünlerin etiketleneceğini ve bakanlık olarak gerekli denetimleri yapacaklarını, GDO’ lu ürün kullandığı halde etikete yazmayanların cezalandırılacağını söylemişti.  Ancak, 26 Eylül’den bu yana yaklaşık 2 ay geçmesine rağmen GDO’lu ürünlerle ilgili nasıl bir denetim yapıldığı bilinmiyor. İmalatçılara göre, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yılbaşına kadar  olan süreyi bir geçiş süreci olarak görüyor. Yılbaşından sonra denetimlerin başlaması bekleniyor.
“GDO yok” diyene ceza
GDO’lu ürünlerde yasaya rağmen etiket zorunluluğu uygulanmazken, ürününde GDO olmadığını belirten Konya Şeker Fabrikası’na ceza verildi. Reklam Kurulu 21 Eylül 2010 tarihli toplantısında Konya Şeker Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait “Şeker Küpü Küp Şeker” adlı ürünün ambalajı üzerinde yer alan ;“ % 100 doğal pancar şekeri” ve “Hiçbir şekilde GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) içermez” şeklindeki ifadeler nedeniyle firmaya reklamları durdurma cezası verdi. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Reklam Kurulu’nun 21 Eylül 2010 tarihli toplantısında  alınan karar şöyle: “Konya Şeker Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ait “Şeker Küpü Küp Şeker” adlı ürünün ambalajı üzerinde yer alan ;” % 100 doğal pancar şekeri” ve “hiçbir şekilde GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) içermez” şeklindeki ifadelerin, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nca firmaya verilen “Üretim İzin Belgesi”nde yer almadığı, bu nedenle kullanılamayacağı; ayrıca bu ifadelerin “özellikleri açısından benzer olan gıdalara üstün olduğunu beyan edecek biçimde” ve ” tüm benzer gıda maddeleri ile aynı karakteristiklere sahip olduğu halde, gıda maddesinin özel karaktere sahip olduğunu ileri sürecek şekilde” olduğu tespit edilmiş olup, söz konusu tanıtımların Gıdaların Üretimi Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Yönetmeliğe uygun olmadığına, bu durumun, 4077 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi hükmüne aykırı olduğuna, reklam veren Konya Şeker Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında anılan reklamları durdurma cezası verilmesine karar verildi.”
Konya Şeker mahkemeye gittigdoiçermez
Konya Şeker’i de bünyesinde bulunduran Anadolu Birlik Holding CEO’su Baydu Veznedaroğlu, konuyla İlgili DÜNYA’ya şu bilgileri verdi: Konya Şeker olarak  ” % 100 doğal pancar şekeri” ve “hiçbir şekilde GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) içermez” şeklindeki ifadeleri kullandık. Tarım İl Müdürlüğü bize bu ibareyi kaldırın dedi. Daha sonra da Tüketici Haklarının Korunması Genel Müdürlüğü’nden 30 Eylül 2010 tarihli bir yazı elimize ulaştı. Bu yazıda da haksız rekabete neden olduğu gerekçesiyle GDO içermez ibaresini kaldırmamız isteniyor. Bu arada 26 Eylül’de GDO Yönetmeliği yürürlüğe girdi. Yönetmeliğe göre bu ibareyi yazmamız bizim yasal hakkımız. Biz de konuyu mahkemeye götürdük. Mahkeme sürüyor. Fakat 26 Eylül’de yönetmelik yürürlüğe girince biz tekrardan bu ibareleri yazmaya başladık. Şu anda ürün paketlerimizde bu ibare var. Bu bizim yasal hakkımız.”
Yönetmeliğe göre “GDO’ suz” yazılabilir
GDO Yönetmeliğine göre, ürünlerinde GDO kullanmayanlara  bunu etiketlerinde belirtme hakkı veriliyor. Yönetmeliğin 18. maddesinin g bendinde  “GDO’suz eşdeğer gıdaların etiketlerinde GDO içermediğini, GDO’ dan oluşmadığını, GDO’dan elde edilmediğini ifade eden beyanlar yer alabilir” deniliyor. Yönetmelikteki bu düzenlemeye rağmen GDO’lu ürün kullananlar etiketine GDO’yu yazmazken, Konya Şeker A.Ş.’nin, ürününün GDO içermediğini etikete yazdığı için cezalandırılması dikkat çekiyor Yasaya uymayanlar değil, uyanlar cezalandırılıyor.
Yemde de etiket zorunluluğu var
Türkiye’ye girişine izin verilen GDO’lu ürünlerin büyük bölümü yem sektöründe kullanılıyor. GDO Yönetmeliği’nin 19. maddesine göre yemlerde de etiket zorunluluğu var. Yönetmeliğin “Yemlerin etiketlenmesi” başlıklı 19. maddesi özetle şöyle: “GDO içeren veya GDO’lardan oluşan yemin özel adının yanında parantez içinde “genetik yapısı değiştirilmiş ………” ibaresi bulunur. Bu ibare yem bileşen listesi altında dip not olarak da yer alabilir. Bu durumda yazı karakter büyüklüğü listede belirtilen ürünlerin karakter büyüklüğünden az olamaz. GDO’dan elde edilen yemin adının yanında parantez içinde “genetik yapısı değiştirilmiş ……… den elde edilmiştir” ibaresi yer alır. Bu ibare yem bileşen listesi altında dip not olarak da yer alabilir. Bu durumda yazı karakter büyüklüğü listede belirtilen ürünlerin karakter büyüklüğünden az olamaz. Dökme yemlerin beraberinde, etiket bilgilerini içeren belge bulundurulur. GDO’suz eşdeğer yemlerin etiketlerinde GDO içermediğini, GDO’dan oluşmadığını, GDO’dan elde edilmediğini ifade eden beyanlar yer alabilir.”
Yemcilerin yüzde 20-25’i uyguluyor
Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş, yemde etiketlemenin kısmen uygulandığını özellikle büyük üreticilerin buna riayet ettiğini ancak küçük firmaların  henüz uygulamaya geçmediğini söyledi. DÜNYA’ya bilgi veren Karakuş: “ Satın alınan yani ithal edilen GDO’lu ürünlerin tamamında  transgenik olduğu ibaresi var. Fakat bu ürünü üretimde kullanıp iç piyasaya sunarken  etiket uygulaması yüzde 20-25 oranında  uygulanıyor. Özellikle büyük köklü firmalar bu uygulamaya geçti. Etiketler değiştiriliyor. Fakat, takdir edersiniz ki Anadolu’daki küçük işletmelerin uygulamaya geçmesi zaman alabilir. Yılbaşından itibaren bunun daha sıkı ve yaygın uygulanabileceğini söyleyebiliriz. Kısa zamanda bu yasayı dört dörtlük uygulamak kolay değil.” dedi.
Biyogüvenlik Kurulu çalışıyor
Biyogüvenlik Yasası ile GDO konusunda olağanüstü yetkilerle donatılan ve 9 üyeden oluşan Biyogüvenlik Kurulu çalışmaya başladı. Kurul’un başkanlığına Prof. Dr. Hakan Yardımcı atandı. Yasa gereği, Kurul Başkanı Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından atanıyor. Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi olan Hakan Yardımcı, Biyogüvenlik Yasası’nın hazırlık taslağı komisyon başkanlığı yapmıştı. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ile meslektaş olan Prof. Dr. Hakan Yardımcı, Biyogüvenlik Kurulu’nda GDO konusunda çalışmaları olan iki üyeden biri.
Biyo Güvenlik Kurulu’nun Başkan Yardımcılığına Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürü Doç. Dr. Masum Burak seçildi. Sert çekirdekli meyveler, özellikle elma, vişne ve şeftali konusunda uzman olan Masum Burak’ın GDO ile ilgili herhangi bir çalışması yok.
Biyogüvenlik Kurulu’nda iki raportör görev yapıyor. İki raportörden biri Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürü. Prof. Dr. Mustafa Akçelik. Meslek örgütlerinin aday göstermesi ile  kurula seçilen Akçelik, GDO konusundaki çalışmaları ile tanınıyor.
Diğer raportör ise, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Arslan. Aynı zamanda Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulu Üyesi olan Ahmet Arslan’ın’da GDO konusunda çalışması bulunmuyor.
Biyogüvenlik Kurulu’nun diğer üyeleri ise şöyle: Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Mahir Küçük, aynı bakanlığın Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Recep Şahin, Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürü Mustafa Sever, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sanayi Araştırma ve Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı (otomotiv konusunda uzman) Yusuf Demiröz  ile Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Uz.Dr. Hasan Irmak.
Biyogüvenlik Yasası’nda ve GDO Yönetmeliği’nde Biyogüvenlik Kurulu’nde görev yapacakların bu alanda en az 5 yıllık deneyime sahip olmaları şartı var. Ancak, Biyogüvenlik Kurulu’nun resmi web sayfasındaki kurul üyelerinin özgeçmişine bakıldığında, GDO’ lu ürünlerle ilgili tek yetkili konumundaki 9 kişilik Biyogüvenlik Kurulu’nun sadece iki üyesinin GDO konusunda çalıştıkları görülüyor.
Biyogüvenlik Kurulu 3 toplantı yaptı
Biyogüvenlik Kurulu bugüne kadar 3 kez toplandı. 27 Eylül’deki ilk toplantıda üyelerin tanışması ve başkan yardımcısı ile iki raportörün seçimi yapıldı. İkinci toplantı  26 Ekim’de yapıldı. Türkiye Yem Sanayicileri Birliği’nin yemde kullanılmak üzere genetiği değiştirilmiş soya ve soya fasulyesi ithalat başvurusu incelendi. Bir sonraki toplantıda değerlendirilmesine karar verildi. Soyada eşik değerin binde 9 olması için Tarım Bakanlığı’na öneride bulunulması kararlaştırıldı. Ayrıca Biyogüvenlik Kurulu’nun oluşumundan önce 32 çeşit GDO’ lu ürüne izin veren bilimsel komitenin kararları da ele alındı.
1 Kasım’da yapılan son toplantıda ise, Türkiye Yem Sanayicileri Birliği’nin ithal etmek istediği soya ve soya küspesi ile ilgili risk değerlendirme ve sosyo-ekonomik değerlendirme komitesinin oluşturulması ve komitelerin bir ay içinde rapor vermesi yönünde karar alındı.

Biyogüvenlik Kurulu
Başkan: Prof. Dr. Hakan Yardımcı (Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi)
Başkan Yardımcısı: Doç. Dr. Masum Burak (Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürü )
Raportörler:
Prof. Dr. Mustafa Akçelik (Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürü)
Ahmet Arslan (Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdür Yardımcısı)
Üyeler:
Dr. Mahir Küçük (Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı)
Recep Şahin (Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı)
Mustafa Sever (Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürü)
Yusuf Demiröz ( Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sanayi Araştırma ve Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı)
Uz.Dr. Hasan Irmak (Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı

GDO yönetmeliğine göre gıdaların etiketlenmesi
Yönetmelik kapsamında yer alan gıdaların Bakanlık tarafından belirlenen eşik değerin üzerinde; onaylanmış GDO’dan elde edilmiş olması veya onaylanmış GDO’dan elde edilmiş bileşen içermesi veya GDO içermesi veya GDO’dan oluşması durumunda Türk Gıda Kodeksinde yer alan gerekliliklere ilave olarak;
1- Etiketinde bileşen listesinin bulunması zorunlu olmayan gıdalar için “genetik yapısı değiştirilmiştir” veya “genetik yapısı değiştirilmiş ……… dan üretilmiştir” ibaresi etiket üzerinde açıkça görülecek şekilde belirtilir.
2- Gıdanın birden fazla bileşen içermesi durumunda; “genetik yapısı değiştirilmiş …..” veya “genetik yapısı değiştirilmiş ……… dan üretilmiştir” ibareleri bileşen listesinde parantez içinde ve söz konusu bileşenden hemen sonra gelecek şekilde aynı punto büyüklüğünde yer alır.
3- Bileşen listesinde grup adı ile belirtilen bileşen bulunan gıdalarda “genetik yapısı değiştirilmiş ……… içerir” veya “ genetik yapısı değiştirilmiş ……. dan üretilmiş ……. içerir.” ibareleri grup adından hemen sonra gelecek şekilde parantez içinde aynı punto büyüklüğünde yer alır.
4- Bu Yönetmelik kapsamındaki dökme gıdaların etiketleri, tüketicinin görebileceği yerlerde bulundurulur veya gıda maddesi ile birlikte tüketiciye sunulur.
5- Bu Yönetmelik kapsamındaki gıdaların GDO’suz eşdeğer gıdalardan; bileşimi, beslenme etkileri veya beslenme değeri, kullanım amacı açısından farklılık gösterdiği durumlarda, bu hususların etiket üzerinde belirtilmesi, besin bileşeninde farklılık gösteren söz konusu gıdalarda, beslenme açısından etiketleme yapılması zorunludur.
6- Bu Yönetmelik kapsamındaki gıdaların GDO’suz eşdeğer gıdalardan farklı olması durumunda, tüketilmesi sonucunda sağlık riski oluşturabilecek tüketici gruplarına ait uyarılar etiket üzerinde belirtilir.
7- Bu Yönetmelik kapsamındaki gıdaların GDO’suz eşdeğerinin olmaması durumunda, söz konusu gıdanın doğası ve özelliklerine ait bilgiler Türk Gıda Kodeksinde belirtilen hükümlere uygun olarak etiket üzerinde belirtilir.
8- GDO’suz eşdeğer gıdaların etiketlerinde GDO içermediğini, GDO’dan oluşmadığını, GDO’dan elde edilmediğini ifade eden beyanlar yer alabilir.

Yemlerin etiketlenmesi
Bu Yönetmelik kapsamında yer alan yemlerin, Bakanlık tarafından belirlenen eşik değerin üzerinde; GDO içermesi veya GDO’lardan oluşması veya onaylanmış GDO’lardan elde edilmiş olması hâlinde, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununda yer alan etiket gerekliliklerine ilave olarak; her bir yem aşağıdaki şekilde etiketlenir.
1- GDO içeren veya GDO’lardan oluşan yemin özel adının yanında parantez içinde “genetik yapısı değiştirilmiş ………” ibaresi bulunur. Bu ibare yem bileşen listesi altında dip not olarak da yer alabilir. Bu durumda yazı karakter büyüklüğü listede belirtilen ürünlerin karakter büyüklüğünden az olamaz.
2- GDO’dan elde edilen yemin adının yanında parantez içinde “genetik yapısı değiştirilmiş ……… den elde edilmiştir” ibaresi yer alır. Bu ibare yem bileşen listesi altında dip not olarak da yer alabilir. Bu durumda yazı karakter büyüklüğü listede belirtilen ürünlerin karakter büyüklüğünden az olamaz.
 3- Bu Yönetmelik kapsamındaki dökme yemlerin beraberinde, etiket bilgilerini içeren belge bulundurulur.
4- Bu Yönetmelik kapsamındaki yemlerin GDO’suz eşdeğerinden farklı olması hâlinde bileşimi, besleme özellikleri, kullanım amacı, belirli hayvan türü ya da kategorisi için yapılan sağlık ile ilgili uyarılar etiket üzerinde bulundurulur.
5- Bu Yönetmelik kapsamındaki yemlerin GDO’suz eşdeğeri yoksa, o yemin yapısı ve karakteristikleri ile ilgili bilgiler etiket üzerinde bulundurulur.
 6- GDO’suz eşdeğer yemlerin etiketlerinde GDO içermediğini, GDO’dan oluşmadığını, GDO’dan elde edilmediğini ifade eden beyanlar yer alabilir.

GDO'lu ürünler etiketlenmiyor
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

3 YORUMLAR

  1. Konuyu çok güzel toparlamışsınız Ali Ekber Bey. Böyle bir yazı gerekliydi gerçekten de. GDO’ların etiketlenmemesi organik tarımda da sorun yaratacak bir durum. Çünkü organik tarımcılar, hammadde olarak kullandıkları ürünlerin GDO’lu olup olmadıklarını bilmek zorundalar. Diğer yandan, mısırla soyadan elde edilen ürünler hemen hemen bütün hazır gıdalara katılmış durumda ve bu iki ürünün de büyük çoğunluğu GDO zaten. Biyogüvenlik kurulu da bilimsel niteliki kişilerin ağırlıklı olduğu bir kurul olmalıydı. Üstelik, çevre sağlığından söz ettiğimize göre biyogüvenlik kurulunda ekologlar da olmalıydı.

  2. TÜRKIYE TARIMDA VE HAYVANCILIKTA SEFERBERLIK YAPMALI
    PARCALANMIS TARIM ISLETMELERINE BIRLESTIRILMELI
    HÜKÜMET 0 FAIZLI KRADIYE PARCALANMIS ARAZILER ICINDE KULLANMALI
    50 SER DÖNÜMLÜK CIFTLIKLER KURULMALI
    IL IL ILCE ILCE KÖY KÖY CIFTLIK PROJESINE BASLAMALIYIZ
    AVUSTURYADA DAGLARA DAHI BESI CIFTLIKLERI KURULUYOR BIZ NIYE KURMAYALIM

  3. Nisa Suresinin 118 ve 119. ayetleri açıktır. Buna göre GDO lu ürünler dinen haramdır. Buna yol açanlar, göz yumanlar ve izin verenler de bu ayetlere yani Kuran’a göre lain şeytanın işbirlikçileridir. Müslümanlık sözle olmaz, sadece namaz kılmakla da olmaz, başörtmekle de olmaz. Bunlar yüzeysel Müslümanlıktır. Önemli olan kalben Müslüman olabilmektir.
    Bilindiği gibi Türkiye’de şeker dünya fiyatlarının çok üzerindedir. Yine çıkarılan şeker kanununa göre bilinen kristal şekeri ikame edebilen ve ondan daha ucuz olan mısırdan elde edilen nişasta bazlı şeker(NBŞ) imalatçılar tarafından %15 oranında kullanılabilmektedir. Zaten şekerli ürünlerin ambalajlarındaki içindekiler kısmına bakarsanız bunu açıkça görebilirsiniz. Şimdi yapılması gereken şudur: Hem STKlar bu tür ürünlerin üretilmesi için üreticileri teşvik etmelidirler hem de imalatçılar NBŞ siz ürün üretmeliler ve bunu açıkça ürünlerine yazabilmelilerdir. Nasıl ki ayçiçek yağında kolesterol olmamasına rağmen ayçiçek yağlarının üzerine “kolesterolsüzdür” ibaresi konulabiliyorsa, bundan böyle şekerli ürünlerin de üzerlerinde “NBŞ içermez” yada “yalnız kristal şeker içerir” gibi bir ibarenin yer aldığı ürünler olması gerekir. İnsanlar organik ürünlere 2 kat fazla para öderken bu tip ürünlere de %10 fazla öderler herhalde. Aslında Konya Şeker, bu ibareyi küp şekere koyacağına ürettiği şekerleme ve çikolataların üzerine koysa çok daha mantıklı olur.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız