Reklam Ver

6.Ayvalık Zeytin Hasat Günleri 22-24 Ekim tarihlerinde yapıldı. Düzenlenen panelde yaptığım konuşmanın tam metni:

Zeytin altından değerlidir…

   Ayvalık Hasat Günleri’ni başından beri ilgi ile izliyorum. Dinlemek ve yazmak bana daha kolay geliyor. Zeytini benden daha iyi bildiğine inandığım insanların önünde konuşmak itiraf etmeliyim ki daha zor. Üstelik, zeytinin altından daha değerli olduğunu kanıtlamam gerekiyor.
   Sokağa çıkıp sorsanız altın mı daha değerli zeytin mi daha değerli, alacağınız yanıt yüzde 99 “altın” olur.
   Bende birkaç gündür altın piyasasını izliyorum Altının onsu(28.3 gram) 1318 dolar, zeytinin kilosu 5 lira.
   Her şeyi ağırlığı veya fiyatıyla değerlendirebilir miyiz?
   Şairin dediği gibi “hava bedava, su bedava…” ama canlıların yaşam kaynağı… Oksijen ve su olmayınca canlılar yaşayamıyor.
   Biraz önceki sorumuzu şöyle değiştirsek, yine sokağa çıkıp sorsak: “ bir çeyrek altın mı bir zeytin ağacı mı istersiniz diye sorulsa en azından oran yüzde 50 yüzde 50 olabilir.
   Bir adım daha atarak, uluslararası altın şirketlerinin Kazdağları’nın altını üstüne getirip, ağaçları kesip, bitki örtüsünü değiştirecek bir çalışma ile altın madeni aramasını, altını çıkardıktan sonra yüzde 2 devlet hakkı ödeyerek alıp götürmesini onaylıyor musunuz? diye sorulsa bu kez yanıt yüzde 99 “hayır” olur.
   Soruları ve yanıtları çoğaltmak mümkün. Önemli olan soruyu nasıl sorduğunuz, yaşama hangi pencereden baktığınızdır.
   Ben tarım konusunda yazı yazan bir gazeteciyim. Elbette tarımdan, çevreden, doğadan,üreticiden yana tarafım. Bu nedenle konuşmam da taraflı gelebilir.
   Fakat önümüzde hiç kimsenin itiraz edemeyeceği çok çarpıcı bir tablo var.
   Dünyamızda 1 milyar insan aç.
   Her yıl 1.5 milyon insan kirli sudan yaşamını yitiriyor.
   Yine dünyamızda 3 milyar insan temiz su kaynağından yoksun.
   Dünya, sadece ısınmıyor, daha fazla kirleniyor,yok ediliyor. Su kaynakları kurutuluyor. Her şey metalaştırılıyor. “Her şeyin bir fiyatı var” mantığı ile bizden önce yaşayanlardan aldığımız ve geleceğe taşımamız gereken miras yok ediliyor.
   Daha 20 gün önce, Macaristan’da bir alüminyum fabrikasında büyük bir kaza yaşandı. Kazada 9 kişi yaşamını yitirdi. Yaralananlar oldu. 1.1 milyon metreküp zehirli çamur 40 kilometrekare alana yayıldı. Tuna Nehri, Karadeniz kirlendi. Bu kaza sadece Macaristan’ın sorunu değil, sadece orada yaşayanları etkilemiyor. Dünyanın sorunu.
   Çevre, tarihi ve kültürel mirasa sahip çıkma konusunda Türkiye’nin sicili ne yazık ki çok iyi değil.
   Çevre konusunda tam bir talan yaşanıyor.
   Yanı başımızdaki Bergama yakınlarındaki 2 bin yıllık Allianoi göz göre göre çamura, suya gömüldü. İki bin yıllık tarih ve kültür mirası yok ediliyor. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “çaresizim” diyor.
    Çevre Bakanı Veysel Eroğlu, “Alliaoni diye bir yer yok, orası Paşa Ilıcası” demişti.  Alliaoni’yi kuma gömdükten sonra “YÖK’e inceleme yaptırıyoruz, gerçekten Alliaoni varsa koruyacağız” diyor.
   Hasankeyf, Ilısu Barajı’na feda edildi…
   Denizlerimiz kirleniyor, sularımız kirleniyor…
   Topraklarımız talan ediliyor.
   Tarım toprakları amaç dışı kullanılıyor.
   Ovalarımız yok oluyor. Ovalarda domates yerine, pamuk yerine,binalar yükseliyor, sanayi tesislerinin işgali altında..
   Yıllarca zeytinliklerimiz yok edilmedi mi?
   Balık çiftlikleri …
   Nikel tesisi ile Gediz havzası yok ediliyor…
   Kuruyan, kurutulan göllerimiz var.
   Karadeniz’in doğası, güzelliği, Hidroelektrik santralleri ile yok ediliyor.
   Kazdağları madencilik tehdidi altında. Örnekler daha da çoğaltılabilir.
   Fakat bizim konumuz zeytin ve altın.
   Bu aşamada rakamlara biraz daha yakından bakmakta yarar var.
   Türkiye’de 400 maden ocağı var.
   Fiilen altın üretimi yapan 3 işletme var. Bergama Ovacık, Gümüşhane Mastra ve Uşak Kışladağ. Havran Küçükdere’den cevher Bergama Ovacık’a taşınıyor ve orada işleniyor.
   Altın arama çalışması yapan 30 firma var. Bu firmalar arama için yıllık ortalama 50 milyon dolar harcıyor.
   Türkiye’de altın üretimi 9 yıldan beri yapılıyor.
   Yıllık dore külçe altın üretimi 15 ton.
   Yaklaşık değeri 500- 550 milyon dolar.
   Türkiye’nin altın rezervi konusunda çok farklı rakamlar var. Deyim yerindeyse hayali olan konuşuyor. 300 ton olduğunu söyleyen de var, 6 bin 500 ton olduğunu da.
   Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye’nin görünür muhtemel altın rezervi 328 ton, potansiyel rezervi 560 ton.
   Yastık altında çok daha fazlası var, 5 bin ton.
   Yıllık 400 ton altın işleme kapasitesi var. Fakat yılda ortalama 250-300 ton altın mücevherat üretiliyor. Türkiye altın mücevherat üretiminde İtalya ve Hindistan ’dan sonra 3. sırada.
   Altın mücevherat üretiminde yaklaşık 250 bin kişi istihdam ediliyor. Sektörde 6 bin üretici, 35 bin kuyumcu var.
   Türkiye en çok altın ithal eden ülkelerden biri. Yılda ortalama 150 ton altın ithal ediliyor. Bunun için ödenen döviz ortalama 5 milyar dolar.
   Ayrıca 400 milyon dolarlık işlenmiş altın mücevherat ithalatı yapılıyor.
   Yeri gelmişken altında Dahilde İşleme Rejimi kapsamında altın ithalatı serbest. Yılardır DİR, DİR diyenler altın ithal edip ihraç edebilirler.
   Türkiye’nin yıllık altın ihracatı 1.5 milyar dolar.
   Dünyada bugüne kadar çıkarılan altın miktarının 145 bin ton olduğu tahmin ediliyor. Bunun yarısından fazlası hükümetlerin, merkez bankalarının elinde.
   Dünya altın üretiminin yüzde 53’ünü Çin, Güney Afrika, ABD ve Avustralya’da yapılıyor.
   Türkiye’nin üretimi, dünya altın üretimi sıralamasında yer alacak düzeyde değil. Fakat, altın talebinde 5. sırada yer alıyor.

Zeytin ve zeytinyağı konusuna gelince;

   Hepiniz benden daha iyi biliyorsunuz fakat kısaca tekrarlamakta yarar var.
   Dünyada  ortalama 17-18 milyon ton dane zeytin üretiliyor. Yüzde 65-70’i yağ olarak işleniyor. Geri kalanı sofralık.
   Türkiye genelinde 41 ilde zeytincilikle uğraşan 500 bin aile var. Doğrudan ve dolaylı yaklaşık 10 milyon insanı ilgilendiriyor.
   Yaklaşık 159 milyon zeytin ağacı var.
   Yıllık 1 milyon ton dane zeytin üretimimiz var. Yüzde 30’u sofralık, yüzde 70’i yağlık olarak değerlendiriliyor.
   Son iki yıla bakıldığında ortalama 150 bin ton zeytinyağı üretiliyor.
   Yaklaşık 100 bin tonu içerde tüketiliyor. Kalanı ihraç ediliyor.
   Zeytin ve zeytinyağı ithalatı yapılmıyor.
   Zeytin ve zeytinyağının değeri yaklaşık 1 milyar dolar olarak hesaplanıyor.
   Bulunduğumuz Körfez Bölgesi’nin ekonomisi yüzde 70 oranında zeytinciliğe dayanıyor.
   Zeytin yıldızı parlayan bir ürün.
   Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın hedefleri tutarsa 2014’te
   Zeytin alanı 1 milyon hektara
   Zeytinağacı sayısı 180 milyona
   Sofralık zeytin üretimi 650 bin tona
   Yağlık zeytin miktarı 2.5 3 milyon tona
   Zeytinyağı üretimi 750 bin tona
   Kişi başına zeytinyağı tüketimi 5 kiloya ulaşacak.
   Sektörün yarattığı değer 3 milyar dolar düzeyinde olacak…
  
Zeytin ve altın neden karşı karşıya?
   İki ayrı sektör, işlevi ve kullanım alanı çok farklı olan bu iki ürün neden karşı karşıya geliyor.
   Zeytinin ve altının buluşma noktası toprak. Biri toprağın altında diğeri üstünde.
   Ortak bir özelliği de var; ikisi de işlenmeden kullanılamıyor.
   Farklı özellikleri ise, altının bir güç kaynağı olması. Altını herkes alamaz, herkes edinemez. Zeytin, Anadolu deyimiyle en fakir ailenin bile sofrasının vazgeçilmez katığıdır.
   Altın rezervi olan ve tükenen bir kaynak, zeytin ise, binlerce yıl yaşayan ve ürün veren bir kaynak.
   Altının cazibesi çok yüksek. Zeytinyağı firmaları bile “altın sıvı”, “altın sızma”, “yeşil altın”, tanımlamasını çok sık yapıyor.
   Mümkün olan belki yerin altındakini de üstündekini de insanlığın yararına değerlendirmektir. Fakat, bu her zaman mümkün olmuyor.
   Madencilik faaliyeti, zeytine, doğal yaşama, çevreye, biyoçeşitliliğe ciddi zarar verebiliyor. Bu durumda bir tercih yapmak gerekiyor.
  Bu tercihi de değerli olandan, insanlık için yararlı olandan yana yapmak en doğrusu. Yukarıdaki tablodan da görüldüğü gibi hem ekonomik olarak hem de yaşam için yerin üstündeki yerin altındakinden daha değerli. Yani zeytin altından daha değerli.

6.Ayvalık Zeytin Hasat Günleri'nde yaptığım konuşma
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

1 Yorum

  1. Mükemmel bir anlatım yazınızı okurken kendimi zeytin hasat günlerinde sizi dinliyor gibi hissettim söylediklerinize sonuna kadar katılıyor ve bu doğruları yaşamak ve yaşatmak için sizlerle birlikte mücadeleye devam diyoruz.
    Bahattin-Ayşen Özdemir

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız