Reklam Ver

Muhaliflik, yanlışı görme ve eleştirme gazetecilik mesleğinin özünde var. Aldığımız eğitim ve ustalarımızdan öğrendiklerimizden benimsediğimiz bir gazetecilik anlayışı var. Bu anlayış, kişileri hedef almadan, konulara eleştirel ve kuşkulu bir gözle bakarak, doğruya ve gerçeğe bağlı kalarak kamuoyu yararını gözeten gazetecilik anlayışıdır.
Yaklaşık 15 yıldır bu anlayışla tarım yazıları yazıyoruz. Hiç kimseye karşı önyargılı değiliz, olamayız. Tarım konusunda görüşü olan, sözü olan herkesle diyalog içerisinde olmayı çok önemsiyoruz. Çünkü, amacımız doğru bilgilere ulaşmak ve o bilgileri eğip bükmeden, çarpıtmadan okurlarımıza sunmaktır.
Arşive dönüp bakıldığında hiç bir yazımızda kişilere yönelik, hakaret içeren, küçümseyen, hor gören, yok sayan bir gazetecilik anlayışı yoktur. Sansasyonel gazetecilik anlayışı bu sütunda asla yer almaz. Tek bir hedefimiz var, doğru bilgiyi en yalın biçimde siz okurlara sunmaktır. Zaman zaman yazdıklarımızdan rahatsız olan, şikayet eden, eleştirenler olduğu gibi, beğenilerini, övgülerini bildirenler de çok olur.
Son zamanlarda katıldığımız pek çok toplantıda “Tarım Bakanı ile aranız nasıl, düzeldi mi” diye soruyorlar.
Tarım Bakanı ile bir sorunumuzun olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Gerçekten de bir sorunumuz yok.
Herkes işini yaparsa niye sorun olsun ki!
Ayrıca hatırlatmakta yarar var. Bakanlık koltuğunda oturanlar, koltukta otururken yazdıklarınızdan hoşlanmaz, eleştiri yapmanızı istemezler. O koltuktan ayrıldıktan sonra takdirlerini de esirgemezler.
Keşke bakanlık koltuğundayken eleştirileri takdir etme, eleştirilerden yararlanma alışkanlığı olsa.
Yanlış anlaşılmasın buradan mevcut Tarım Bakanı’na bir mesaj verme kaygımız yok. Bizim yaptığımız genel bir durum tespiti. Dostlarla yaptığımız sohbetlerde bunları konuşuyor tartışıyoruz. Nitekim, geçen hafta İstanbul’da yapılan EastAgri toplantısında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ferhat Şelli ile bütün bunları konuştuk.
Bakanlık yetkilileri ile her konuşmamızda aşağı yukarı hep aynı sözlere muhatap kalıyoruz.
Diyorlar ki; “Bakanlık olarak sizi çok yakından takip ediyoruz. Yazılarınızı düzenli okuyoruz. Çok yararlanıyoruz. Fakat, çok eleştiriyorsunuz. Doğru yaptığımız hiçbir şey yok mu?”
Bizim yanıtımız da hep aynı olur.
Siz kendi bakış açınızla her şeyi doğru yaptığınızı zannediyorsunuz. Bunu da her fırsatta dile getiriyorsunuz. Televizyonlarda, gazetelerde, kendi internet sayfanızda, yayınlarınızda başarılarınızı ballandıra ballandıra anlatıyorsunuz. Pek çok gazeteci arkadaşımız sizin her yaptığınızı, her söylediğinizi doğru kabul ederek bunları kaleme alıyor. Bırakın da bir kişi de eleştirsin ne olacak?
Bu genel değerlendirmeden ve karşılıklı yakınmalardan sonra Ferhat Şelli, et krizi ile ilgili bakanlığın yaptığı çalışmaları anlattı.
Ferhat Şelli’nin anlattığına göre, bakanlık, et konusunda besici, üretici ve tüketici açısından piyasa dengesini koruyacak çalışmalar yapıyor. Bu amaçla toplantılar yapılıyor. Tarafların görüşleri alınıyor. Günlük olarak et fiyatları yakından izleniyor. Dengeler gözetilerek önlemler alınıyor.
Bakanlık, et fiyatının yükselmesinde birkaç büyük firmanın etkili olduğu görüşünde ısrarcı. Üreticiden danaları alan büyük firmalar, belli bir sayıya ulaştıktan sonra hayvan pazarlarında bilinçli olarak fiyatı yükselterek ellerindeki çok sayıda danayı yüksek fiyattan satarak çok iyi para kazanıyorlar. Fakat bunu yaparken et fiyatının yükselmesine neden oluyorlar.
Ferhat Şelli diyor ki, “biz en baştan doğrudan et ithal edebilirdik. Fakat amacımız piyasadaki dengeleri koruyarak hem üreticiyi destekleyen hem tüketiciyi memnun eden bir politika uygulamaktır. İthalat yapmak için canlı hayvan ithalatını gündeme getirerek büyük besicilerin yarattığı spekülasyonu önlemeye çalıştık. Fakat bu tam gerçekleşmedi. Bu nedenle aşamalı olarak ithalat politikasını devreye soktuk. Amacımız üreticiyi zarara uğratmadan tüketiciye en uygun fiyatla et tüketmesini sağlamak. Bakan Bey, her zaman üreticiden yana tavrını koyar. Bunun için ithalat politikası yürürken, üretimi artırıcı önlemler aldık. Yaklaşık 14 bin üreticiye 1 milyar lira kredi verdik. Fakat, kredi vermek yetmiyor. Moral vermek lazım. Sizin gibi duyarlı yazarlardan, gazetecilerden üreticilere, girişimcilere moral vermenizi bekliyoruz. Biz konuya hakimiz ve verdiğimiz sıfır faizli kredinin olumlu sonuçlarını 6 ayda alacağımıza inanıyoruz. Üreticiye moral, bize de 6 aylık bir zaman tanıyın.”
Tarım Bakanlığı’nın penceresinden bakılırsa hayvancılıkta endişe edecek bir durum yok. Elbette bu görüşe katılmıyoruz, ama şimdilik moralinizi bozmayalım.

Bakanlığın penceresinden bakınca…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

5 YORUMLAR

  1. Tarım Bakanlığımızın kademeli de olsa et dışalımı yaparken üreticilerimizi korumaya ve hayvancılığımızın gelişimine yönelik faizsiz kredi be benzeri destek ve teşviklerini yürürlüğe koymalarını gönülden alkışlıyoruz ancak, çiftçimizin kredibilitesi ve ekonomik durumu hakkında gerçekçi gözlemler yapılmadığı kanaatindeyim. Çiftçilerimizin büyük bir ekseriyeti (özellikle)yabancı sermayeli bankalara tarlasını ve traktörünü ipotek vererek borçlanmış, sigorta kapsamı dışında kalan nedenler sonucu rekolte kayıplarına uğradığı için Ziraat bankasına ve Tarım Kredi kooperatiflerine olan borcunun faizini dahi ödeyemez hale gelmiştir. Çiftçilerin büyük bir ekseriyeti Faizsiz hayvancılık kredisine başvurduğunda henüz mülkiyetinden çıkarılamamış tarlasını teminat gösterememektedir. Çünkü dekarı 1000TL olan tarlasını, 250TL borç karşılığı ipotek vermiş ve temerrüt faizleriyle borcunu ödeyemez bir hale gelmiştir. Ziraat bankamızın refinansman kredisi ile diğer bankalara olan borçlarının yapılandırılacağı haberi çiftçilerimizi ümitlendirmiş ise de bu kredinin konut kredisi ile sınırlandırılması, büyük bir hayal kırıklığına sebep olmuştur. En kısa zamanda bu yanlıştan geri dönülerek diğer bankalara olan çiftçi borçları Ziraat bankası bünyesinde yapılandırılarak diğer bankalardaki ipoteklerin Ziraat Bankasına aktarılmaları sağlanmalıdır. Çiftçilerimiz, üretim yapmalarındaki devamlılığın sağlanabileceği şartların oluşumu için Tarım Bakanlığımızın da katkılarıyla Ziraat Bankasındaki refinansman kredisi kapsamının yeniden gözden geçirilmesini ümit ve özlemle beklemektedirler. Bilinmelidir ki çiftçilerimiz balığa değil, balık tutmaya taliptir. Yeterki dizinde derman olsun…

  2. hükümetin atacağı en önemli adım çiftçi borçlarını ötelemektir,çünkü bu darboğazdan başka türlü çıkılamaz ancak sıcak para balonu patladığında ne olacağını kimse kestiremez

  3. Bizde ayıp, utanma duyguları önemlidir. Üretici borçtan hoşlanmaz ve borcuna sadıktır. Gel gelelim ithal et, ithal kurbanlık, ithal süt ürünleri ile ülkemizi tanıştıran hükümet yetkilileride utanmalıdır. Hatalarını kabul etmeli, bundan ders çıkarmalı ve buna göre politika üretmelidir. Bu en basit tabirle bize yakışacak bir davranış olur. Sonuç olarak söylenecek herşey söylendi. Tarım bakanlığı hariç tüm kesimler aksini söylesede yetkililer herşey yolunda demeye devam etti. Kafasının dikine gidenlere en güzel cevabı seçimlerde üretici verecektir. En sarsıcı ve doyurucu cevap bu olacaktır.

  4. Ben sadece şunu sormak istiyorum amdem et fiyatlarının yuksek olması birkac firmadan kaynaklı,madem buyuk bas hayvan sayısında azalma yok peki bu Manda lar nerede .Onlarıdamı bu firmalar saklıyor ?Bakın manda sayımız çok azaldı hayvancılıkta sorun olduğunun en net göstergesidir bana kalırsa.

  5. bakın TARGEL PERSONELİNE YENİ GÖREV VERİLDİ BAKANLIKTAN tuik YENİ BİR İSTATSİTİK VERİTABANI OLUŞTURMUS DEMİSŞLERKİ NASIL OLSA 2500 PERSONEL VAR BUNLARDA GOREV ALANLARINDAKİ KÖYLERDEN VERİLERİ TOPLAYIP İNTERNETE AKATARSIN DEMİŞLER.KÖYMER VE TARGEL ZATEN TAŞRADAKİ PERSONEL MGD CKS GİBİ ÇALIŞMALARDAN DOLAYI CIFTCIYE BİLGİ VEREMEDİĞİ İÇİN BU PROJE BAŞLAMIŞTI.ŞİMDİ BİZ KÖY KÖY GEZECEĞİZ ATLA YADA ESEKLE CUNKU DAİRELERDE ARCALR ASIDA KUPEDE BİZİM YA KENDİ ARACIMIZLA OLACAK YADA YURUYECEGİZ.OCAK AYINA KADAR BİTİRİLECEKMİS.BU NU MASA BASINDA HAZIURLAYANLAR GERCEKTEN COK BUYUK YANLIŞ İÇİNDELER.ONDAN SONRA İSTATİSTİKLERE BAKILIYORT HERSEY GULLUK GULİSTANLIK.ANLAYAN ANLAMISTIR SANIRIM.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız