Reklam Ver

ea_t1Avrupa ve Orta Asya Bölgesi’nde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların tarım, tarımın finansmanı ve kırsal kalkınma konularındaki uygulama ve deneyimlerinin paylaşılması amacıyla kurulan EastAgri platformunun yıllık toplantısı İstanbul’da yapıldı.
Toplam 24 kurumsal üyesi olan ve 2002 ‘de kurulan platformun kurucuları arasında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO), Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası(EBRD) ve Dünya Bankası da var. Avrupa Komisyonu, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü(OECD), Uluslararası  Kalkınma Kurumları ve Uluslararası Finans Kurumları(IFC), Robabank, Credit Agricole ve Raiffaisen Bank gibi finans sektörünün güçlü kurumlarının üye olduğu platformun Türkiye’den ise iki üyesi var; 
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Ziraat Bankası.
Sait Halimpaşa Yalısı’nda iki gün süren EastAgri 2010 toplantısında ağırlıklı olarak açlık, tarımın finansmanı, küresel ısınmanın tarıma etkileri, destekleme politikaları ve tarımın geleceği tartışıldı.
Değişik ülkelerden çok sayıda uzmanın katıldığı EastAgri toplantısında öne çıkan temel konulardan bazıları özetle şöyle:
1- Dünyanın en önemli sorunu açlık. Açlıkla mücadele için tarımsal üretimin desteklenmesi ve gıda üretiminin artırılmasına ihtiyaç var. Üretimin artırılması kadar, paylaşımın da adil olması gerekiyor.
2- Tarımdaki en büyük tehlikelerden birisi,  küçük işletmelerin yok olması. Sektörden çekilmesi. Büyük işletmelerin egemenliği artıyor. Küçük işletmeler ile büyük işletmeler arasındaki uçurum büyüyor. Bu yapılanmayı olumlu bulanlar olduğu gibi, tarımın geleceği açısından çok büyük tehlike olarak görenler de var. Aile tipi küçük işletmeciliğin yaşaması için devlet desteklerinin bu kesime yönlendirilmesi isteniyor. Kırsal kalkınma programları ve sosyal politikalar ile küçük işletmelerin üretimini sürdürecek bir yapının kurulması sektörün geleceği açısından önemseniyor. Kooperatifçilik çatısı altında örgütlenme bu anlamda önemli çıkış noktası olarak görülüyor.
3- Tarım nüfusu hızla yaşlanıyor. Çiftliklerde belli bir yaşın üstünde olanlar çalışıyor. Bunlar emeklilik yaşına gelmiş veya emekli olmuş kişiler. Gençlerin tarıma yeniden çekilmesi hedeflenmeli.
4- Dünyanın her yerinde olduğu gibi EastAgri Bölgesi’nde de tarımsal destekler ve işletme büyüklüğü tartışılıyor. Destekler daha çok küçük işletmelere mi verilmeli yoksa büyük işletmeler mi desteklenmeli tartışması bu toplantının da ana gündem maddelerinden biri oldu. 
4- Tarıma finansman sağlayan kurumların en önemli sorunlarından birisi, teminat alınamaması. Çiftçilik yapanlar toprak sahibi olmadığı için ve genellikle toprağı kiralayarak üretim yaptıkları için bankalar kredi verirken teminat almakta zorlanıyor. Özellikle Doğu Avrupa’da bu sorun çok büyük.
5- Küresel ısınma tarım sektörünü doğrudan etkiliyor. Olumsuz etkileri azaltmak için araştırma geliştirme çalışmalarına ağırlık verilmeli. İklime uygun tohum çeşitleri geliştirilmeli. Sulama yatırımları önemsenmeli. Su kaynakları gerektiği yerde gerektiği kadar kullanılmalı. Daha da önemlisi ekim, dikim kültürü değiştirilmeli. Bu çok kısa sürede olacak bir değişim değil. Fakat, bu değişimin sağlanması gerekiyor. İklime uygun tohum çeşitleri geliştirilmeli.
EastAgri toplantısında Türkiye’den de çok sayıda katılımcı yer aldı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ferhat Şelli’nin başkanlığındaki Tarım Bakanlığı uzmanları, Hazine Müsteşarlığı Tarımsal Yatırımlar Daire Başkanı Saadet Deniz, Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Tarımsal Bankacılık Başkanı Hüsamettin Gülhan, Tarımsal Pazarlama Daire Başkanı Murat Kara ve Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığı konusundaki uzman kadrosu, Garanti Bankası’ndan Bora Sürmeli, SETBİR Genel Sekreteri ve Kırmızı Et Konseyi Başkanı Melek Us,  Ata Yatırım’ın Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Sami, C.P. Grup Genel Müdür Yardımcısı  Yıldıray Subaşı, Namet’in Başkan Yardımcısı Özcan Albak yaptıkları konuşma ve sunumlarla Türkiye’nin tarımsal potansiyelini, yatırım fırsatlarını ve finansman olanaklarını dile getirdiler.
Özetle, EastAgri’nin İstanbul’da yapılan 2010 toplantısında tarımda yatırım olanaklarının her geçen gün önem kazandığı ifade edildi. Yatırımların verimli ve rekabet edilebilir bir yapıda olması için finansman olanaklarının en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı.
EastAgri toplantısı sırasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ferhat Şelli ile uzun sayılabilecek bir sohbetimiz oldu. Ağırlıklı olarak hayvancılık politikasını, ithalatı konuştuk. Bugüne kadar eleştirdiğimiz canlı hayvan, et ve süt tozu ithalatı konusunda bakanlık cephesinden bakışı içeren bu sohbetin ayrıntılarını gelecek yazıda paylaşacağız.

Tarımın finansmanı…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

4 YORUMLAR

  1. Tarımın finasmanı her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir sorun. Her alanda olduğu gibi Türkiye bu sorunu çözme becerisini gösteremedi. Sorunlar farklı ama çözümsüzlüklerin nedeni aynı. 1950’den beri dışarıdan yönetim. Dünya Bankası, FAO ve benzeri kuruluşlar kredi vererek, yerli kaynak talep ederek, tarımı kalkındırmaya çalıştılar. Sonuç ortada. Bu güne kadar tarıma ayrılan iç ve dış kaynakları doğrudan çiftçiye verseydik, her çiftçi iki anahtar sahibi oldu.

    Son dönemde, vahşi kapitalizmin eline bırakılan üretici, kendini adına tarım bankacılığı adı verilen bir kampanya karşısında buldu. İsmi lazım değil, bazı bankalar “tarım bankacılığı” sloganı ile para satmaya başladı. Tarım ve tarım işletmesi hakkında bilgi sahibi olmayan bu bankaların etkinliği sonuçları yakında ortaya çıkacak.
    Maalesef bu konuyu derinliğine analiz edecek verilerimiz yok.

    Avrupa, ABD, tarım kooperatifleri ve kooperatif bankacılığını geliştirirken, biz kooperatifçiliği geriletmek için uğraşıyoruz. Oysa sahip olduğumuz 1163 Sayılı Kooperatifçilik yasası, kooperatiflerin mevduat toplamalarına ve kooperatif bankası kurulmasına izi vermektedir.

    Kolay gelsin
    Erkan

  2. Arkadaşlar, bizler çiftçi olarak kredi istediğimizde bankaların tarım kesimine kredi açmadığı 90’lı yılları unutmayalım. Şu an çiftçiye kredi kullandıran bankaların ürünleri çiftçinin ihtiyaçlarını gideriyor, çiftçi de memnun çünkü düşük faizle kredi kullanıp borcunun vadesini biliyor. Senetle traktör satmayan traktör bayinin de çiftçinin de işine geliyor traktör kredisi kullanılması, satıcı bedelini peşin alıyor alıcı borcunu vadeye yayıyor. Gübre tohum mazot ihtiyacını zirai sektör kartıyla alabilen çiftçiye sunulan imkanları gözardı etmek haksızlık olur. Bir hata aranıyorsa bize para veren kurumlardan ziyade bu paraya neden ihtiyaç duyulduğunu araştırmak daha doğru olur. ürün para etmiyorsa, girdiler maliyet olarak yüksek ise sorun bundadır.
    Saygılar

  3. Herkes zıkkımın kökünü yesin,domatesi yesin 10 tl ye ,ekmeği 1 TL ye tarım olmassa sanayi yi herkes bir yerlerine … özellikle Türkiyede,böyle giderse 10 yıl sonra,yaptığınız duble yolları,hava alanlarını,uçaklarınızı,satın aldığınız silahları yersiniz,Çitçiyi bitirdiler,krediler ile sonunu getirmek için son rütuşları yapıyorlar,bunada devlet destek oluyor,Ziraat bankası kredi için 3 ÜÇ tane borçsuz kefil istiyor,bazı yerlerde çiftçi olup da borcu olmayan çiftçi varmı,nereden bulunacak bu kefilller.Doğrudan gelir desteğini kaldırıp ürüne vereceğiz dediler,peki kuraklık nedeniyle rekolte yada mahsül yetişiyormu ki ürünü destekliyorsun ,nerede uydurma havza modeli hani nerede,bunlar hikaye,memleketde kırsalda yoksulluk nedeniyle çalıştıtacak ırgat bulamıyorsun hepsi şehirlere tüydü,şehirde çok mu iyiler,örgütler,mafyalaşma,peşindeler.Peki bu yıllarda maaşını devletten çeken bankamatikliler,15 yıl sonra maaşlarını korkmadan bıçaklanmadan gasp edilmeden çekebilecekler mi.O kadar doluyum ki bu çiftçilikten gına geldi,yazsan bu sayfalara sığmaz bırakın sırça köşklerden martaval olumayıda,araziye inin,gelin sizi yoksulluğun toprak saraylarına buyur edelim.

  4. Dünyamızda en stratejik üretim, gıda üretimidir. Teknolojik ve ekonomik gelişimi hangi noktaya gelirse gelsin gıdasını üretemeyen bir ülke, noksan ve dışa bağımlı bir ülkedir. Vaktiyle tarımsal üretimimizle kendi kendimize yeterken bu gün nohut ve mercimeği Kanadadan, fasülye ve pirinci Mısırdan, et ve süt ineklerimizi Macaristan ve bilmem nereden alıyorsak Tarımımız komaya girmiş demektir. Pancarı kotalarla sınırlandırdık, komşu ülkeler şekeri Avrupa ve Amerika kıta ülkelerinden satın alıyor. Çiftçimize alternatif ürünler sunulamadı, yıldan yıla artan gelir kayıpları ve borç yığınları onu üretimden koparmış durumda. Bir yanda üretimi ülkemizde mümkün olduğu halde dış alımı yapılan bir çok tarım ürünü; öte yanda çiftçilerimizden sakınılan milyarlarca lira, dış alımlar vasıtası ile yabancı ülke çiftçilerine oluk gibi akıp gitmekte ve kaynaklarımız israf edilmekte. Tarımsal üretimimizi, iç pazar ve dış pazar odaklı bir şekilde yapılandırarak tarımsal destek ve teşviklerin üretici birlikleri ve kooperatifler vasıtası ile çiftçilerimize doğrudan ulaşımı sağlanmalıdır. Bu arada Tarım Bakanlığımız vasıtasıyla kooperatifler üzerindeki Devletin denetim gücü de etkinleştirilmelidir. Çünkü bazı Pancar Kooperatiflerinde olduğu gibi son yıllarda çiftçinin emeği üzerinden saltanat yaşayan KOOPERATİF AĞALIĞI’na da son verilmelidir

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız