Reklam Ver

pamSalı günü bu sütunda pamuktaki gelişmeler üzerine genel bir değerlendirme yaptık.
Pamukta yaşanan sorunlar ve çözüm için neler yapılması gerektiği az çok biliniyor.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü’nün “2010 Yılı Pamuk Raporu” nda da pamukta yaşanan sorunlar gerçekçi bir yaklaşımla saptanıyor. Çözüm önerileri de sunuluyor.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na göre pamukta yaşanan sorunlar özetle şöyle:
1-Türkiye’de pamuk üretimi ihtiyacın oldukça altında gerçekleşmekte ve dolayısıyla tüketimi karşılayamamaktadır. 2006/07 döneminde üretim ile tüketim farkı (-)740 bin ton iken, 2009/10 döneminde tüketimin de ciddi miktarda düşüşüne rağmen aradaki fark (-)840 bin tona yükselmiştir. Bu durum pamuk ithalatında dünyada ikinci sıraya kadar yükselmemize neden olmuştur ve her yıl (yıllara göre değişmekle birlikte) 1 milyar dolar civarında dövizin tüketimi karşılamak üzere ülke içinden çıkmasına neden olmaktadır. Lif pamuk, pamuk ipliği ve pamuklu dokuma ithalatı birlikte değerlendirildiğinde bu bedel son yıllarda 2 milyar doların üstünde gerçekleşmektedir.
2-Türk pamuğunun üretiminde maliyet sorunu vardır. Pamuk üretiminde ülkemiz verimliliği dünya ortalamasının üzerinde olmasına rağmen, girdi fiyatlarının artışı üretimi azaltmakta, sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Girdi fiyatları, küçük işletme yapısının getirdiği sorunlar, işçilik giderleri, tarıma yönelik mal ve hizmetlere uygulanan vergi oranları üretici için önemli maliyet unsurlarıdır.
3-Ülkemizde pamuk üretiminde önemli ölçüde destekleme primi verilmektedir. Ancak söz konusu destek miktarları, girdi maliyetlerini karşılayarak pamuk üretimini karlı hale getirme ve teşvik etme yönlerinden rakip ülkelere göre yetersiz kalmaktadır. Bunun sonucu olarak, son yıllarda pamuk üretimine elverişli alanlarda başka ürünlerin tercih edilmesi üretimdeki düşüşün en önemli nedenleri arasındadır.
4- Pamukta dış ticaret ve kur politikalarından kaynaklanan sorunlar Türkiye’yi ciddi şekilde etkilemektedir. DTÖ, ICAC gibi uluslararası kuruluşların pamuk sektörünü olumsuz etkileyen hükümet önlemlerin kaldırılması yönündeki kararlarına rağmen ABD ve AB pamuk üretimlerini yüksek oranda desteklemeye devam etmektedir. Bu ülkelerin uyguladığı ihracat politikaları (sübvansiyonlu ithalat-ABD GSM kredileri) ve Türkiye’de pamuğun herhangi bir dış ticaret aracı ile korunmaması yerli üretimi tehdit etmektedir.
5-Türkiye’de üretici örgütlerinin zayıflaması pamuk üretiminin azalışı ve istikrarsızlığının önemli bir nedenidir. Pamukta uzmanlaşmış kooperatif birlikleri olan TARİŞ, ÇUKOBİRLİK ve ANTBİRLİK’in etkinlikleri, finansman imkanlarında yaşanan sorunlardan dolayı giderek azalmaktadır.
Bakanlığın çözüm önerileri de özetle şöyle:
1- Ülkemizde pamuk üretim ve tüketiminin ekonomideki stratejik yeri ve önemi tekrar değerlendirilerek, acilen sektördeki duruma müdahalelerde bulunulmalıdır. Tekstil sanayisinin tüketim ihtiyacını karşılayacak üretim miktarı öncelikli hedef olarak seçilerek özellikle yüksek seviyede verim getiren araziler olmak üzere, pamuk üretimine elverişli arazilerde pamuk üretimi artırılmalıdır.
2- Yüksek maliyet sorununun çözülmesi ve bu yolla üretimin artırılması ve dünya fiyatlarıyla rekabet edilebilmesi için pamuk politikaları yeniden değerlendirilmelidir. Pamuk destekleme primlerinin tespitinde rakip ülke koşulları ve dünya fiyatları  göz önüne alınmalıdır. Bu alanda adım atılmasının alternatifi ise maliyet düşürücü tedbirler alınmasıdır. Pamuk destekleme primleri artırılamıyor ise, gübre, mazot, tarımsal sulamada kullanılan elektrik gibi tarımsal girdi fiyatlarının düşürülmesi, girdiler üzerindeki KDV gibi vergilerin makul bir seviyeye çekilmesi şeklinde, en azından Türk pamuğunun dünya koşullarında rekabetçi bir yapıya kavuşmasını sağlayacak uygulamalara ihtiyaç vardır.
3- Havza bazlı destekleme modelinin etkin bir şekilde takibi ve uygulanması sağlanmalıdır. Bu bağlamda pamuk üretiminde daha çok verime sahip olan alanlarda ekimin artırılması için daha çok destek sağlanmalı ve bunun için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın bu konudaki imkanları artırılmalıdır.
4- Pamuğun ülke içi üretiminin tüketimi karşılayacak seviyeye gelene kadar, ithalatın daha düşük bedellerle gerçekleştirilmesi için alternatiflerin değerlendirilmesi, göz önüne alınması gereken bir husustur. Türkiye’nin yıllar itibariyle yarısından fazlası ABD’den yapılan pamuk ithalatının, İslam Konferansı Teşkilatı üyesi olan pamuk üreticisi ülkelere doğru kaydırılabilmesi, Türkiye’nin daha ucuz hammadde temin etmesini sağlayacak önemli bir girişim olarak gündeme alınmalıdır.
5- Pamuk üretim ve pazarlama yapısının güçlendirilmesi ve istikrarlı hale getirilmesi için pamukta uzmanlaşmış kooperatif birlikleri olan TARİŞ, ÇUKOBİRLİK ve ANTBİRLİK’in idari ve mali yapıları ile finansman imkanlarında yaşanan sorunların çözümü için politikalar üretilmesine ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç vardır. Bu bağlamda, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerine, Destekleme Fiyat İstikrar Fonu(DFİF) kredisi benzeri uygun faizli kredi desteklerinin sağlanmasına devam edilmesi uygun olacaktır.
6- Pamuk toplama işçiliğindeki yüksek fiyat ve işçi bulmada yaşanan sıkıntıların devam etmesi nedeniyle makineli hasada geçiş zorunlu hale gelmiştir.
7- Alternatif ürünler olarak mutlaka pamuk, mısır, buğday ve soya birlikte ve bir pariteye bağlanarak değerlendirilmelidir. Alternatif ürünlerin ülke için yarattığı katma değer hesaplamalarında yurt içinde oluşan borsa fiyatları değil, uluslararası piyasa fiyatları baz alınmalıdır ve destekleme primleri bu kapsamda oluşturulacak bir parite esasına göre belirlenmelidir.
8- Pamukta lisanslı depoculuk sistemi yaygınlaştırılmalıdır.
9- GDO’ suz Türk pamuğu  imajı tüm sektör paydaşlarınca benimsenmelidir.
10- Özellikle gelişmiş ülkelerde organik pamuktan yapılan tekstil ürünlerinin tercih edilmesi sebebiyle, organik pamuk üretimi ülkemizde teşvik edilmeli ve artırılmalıdır.
Başta da belirttiğimiz gibi, pamukta yaşanan sorunlar da çözüm önerileri de bellidir. Önemli olan sorunların çözümü için önerilen çözümlerin yaşama geçirilmesidir.

Reklam Ver

3 YORUMLAR

  1. gap bölgesi dünyanın pamuk merkezi olabilir.çünkü burada araziler ege ve çukurovaya göre daha büyük ve işcilikte daha ucuz.böylelikle maliyetler de asgari %20lik bir avantaj sözkonusu bir de primi yüksek tutarak dünya piyasaların da söz sahibi olunabilir.yalnız sulama projesinin bir an önce bitmesi gerekir

  2. İthalatta pamukta ve yarı mamul ürünlerde uygulanan vergi oranı sıfır. Halbuki pancar, buğday, arpa, mısır, ayçiçeği gibi ürünlerde durum çok farklı. Kiminin ithalatı zaten yasak, kiminde kota var, bununla beraber yüksek vergi oranları var. Pamukta yok. İlginç!Türkiye’nin para politikası değişmeden hiçbir şey çözülemez. Çünkü bu yanlış para politakası yüzünden Türk ekonomisinin omurgası yamuldu. Bunu düzeltmeden, neyi, nasıl düzeltebilirsiniz?

  3. Pamuktaki yetersiz destekler sonucu dış alım yapmak zorunda kalmış olmamız ile ilgili oyun bir çok üründe oynanmaktadır. Neden daha düşük maliyetli alternatif ülkelerden değil de Dış alımımızın büyük çoğunluğu ABD’den yapılmakta? Bitkisel ham yağ dış alımındaki en büyük firmalar ABD menşeyli firmalar. Şeker pancarı üretimine getirilen kota sonucu ortadoğu ve Afrika ülkeleri Avrupa menşeyli pancar şekeri veya Amerikan şirketlerinin pazarlamakta olduğu Brezilya şekeri satın alıyor. Türkiye dışındaki bir çok ülke kendi ulusal menfaatleri yönünde stratejiler oluştururken, neden bizim bürokrasimiz Amerika ve Avrupa menfaatlerine hizmet eden politikalar üzerinde emek sarfediyor. Yetersiz desteklerle Pamuk ekimi azaltıldı, bundan ülkemiz iki milyar dolara yakın kayba uğramakta. Şeker kotaları düşürüldü, bizden 600 dolara en az 100 bin ton pancar şekeri almaya hazır olan ülkeler Avrupa pancar şekeri veya 400 dolardan Brezilya şekeri satın almakta, Biyodizelin henüz başlamayan satışına ötv getirildi, hem çiftçimiz kendi tarlasından çıkacak yağ-yakıt nedeniyle girdi maliyetlerini düşürme fırsatını kaybetti hem de bitkisel yağda dış alımcı olmaktan kurtulup dış satımcı olma şansı kaybedildi. Et ve süt politikalarındaki yanlışlıkların bizi nereye taşıdığını bilmeyen yok. Ziraat Bankası, refinansman kredisi ile çiftçilerimizin yabancı sermayeli bankalara kaptırdığı yüzbinlerce dönüm arazisini kurtaracakken bir anda bu kredi konut kredileri ile sınırlandırıldı. Kaç çiftçi Ziraat bankasından konut kredisi kullanabilir ki. Bürokrasimizden umudumuzu yitirdik, siyasetçilerimize sesleniyorum ne olur bu çarpıklığı(veya ihaneti) görün ve çözüm üretin. Toplulaştırma nedeniyle yabancı bankaların eline geçmiş olan arazi satışını ancak dört sene erteleyebilirsiniz. Dört sene de çok çabuk geçer. Sadece pamukta değil bir çok konuda çiftçimiz ve tarımsal üretimimiz komaya girmiş. Lütfen bir an önce çözüm üretin. YÖNETİCİLER, YÖNETTİKLERİNDEN DOLAYI ALLAH KATINDA DA MESULDÜRLER

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız