Reklam Ver

Dünya Gazetesi’nde yayınlanan “Dünya’da et fiyatları 20 yılın zirvesinde” başlıklı haber ve bu habere yazdığım “Kuraklığın faturası” başlıklı uzman görüşüm…
Dünyada et fiyatları 20 yılın zirvesinde
DIŞ HABERLER- Türkiye’de et fiyatlarındaki artış nedeniyle gündeme gelen ithalat tartışmaları devam ederken, dünyada da et fiyatları büyük bir hızla yükseliyor. Bir taraftan gelişmekte olan ülkelerin talebinde artış yaşanırken diğer yandan ABD ve Avustralya gibi önde gelen ihracatçıların üretiminde meydana gelen düşüş, dünya genelinde et fiyatlarını 20 yılın en yüksek seviyesine çıkardı. Karadeniz Bölgesi’ndeki kuraklık ve birçok ülkede seller, fırtınalar nedeniyle tahıl üretiminde düşüş görüldüğü bir dönemde et fiyatlarının tırmanması, zaten son iki yılın en yüksek seviyelerinde gezinen gıda fiyatlarında enflasyon endişelerini tetikliyor.
Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından hazırlanan global et endeksi ağustos ayında 1990’dan bu yana en yüksek değerine ulaştı. Endeks geçen yıla göre ortalama yüzde 16 yükselirken; bu dönemde kuzu eti fiyatları 37 yılın zirvesine çıktı, dana eti fiyatları iki yılın zirvesini gördü, kümes hayvanları ve domuz eti fiyatı da güçlendi.
Gelişmekte olan ülkelerde et büyük bir hızla artıyor. Orta sınıfın büyümesi ve refah düzeyinin artmasıyla birlikte başta Çin olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde gıda alışkanlıklarının değişmesi ve protein ağırlıklı beslenmenin tercih edilmeye başlaması et talebini artırıyor. Roma merkezli FAO’nun hayvancılık ekonomisti Pedro Arias, özellikle Asya ve Ortadoğu’nun talebinin sürekli bir artış grafiği çizdiğini ancak tüccarların, üretimleri azaldığı için talebi karşılamakta yetersiz kaldığını söyledi.
Fiyatlardaki artış, Chicago Ticaret Borsası’nda (CBOT) çok da büyük olmayan et piyasasına spekülatif para girişlerini hızlandırdı. CBOT’ta canlı dana kontratları yılbaşından bu yana üçe katlandı ve 1 pound yani 453 gram etin fiyatı 1 dolarla 22 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Avustralya’da üretilen kuzu etinin fiyatı da 5.50 dolar/kilogram ile 1973-74 sezonundan bu yana en yüksek rakamı gördü.
Ancak fiyat artışlarının bu işlemlerden değil, tamamen arz-talep dengesindeki bozulmadan kaynaklandığı belirtiliyor. Avustralya ve Latin Amerika’daki büyük ihracatçı ülkelerde kuraklık ve hayvan yemi maliyetlerinin artması üretimini baltalıyor. 2010’da dünya genelinde et üretiminin baskı altında kalacağının düşünen FAO, küresel sağır üretiminde bu yıl sadece 200 bin ton artarak 64.9 milyon ton olacağı tahmininde bulunuyor. ABD Tarım Bakanlığı da, ülkenin dana eti üretiminin geçen yılın yüzde 1 gerisinde kalacağı ve 12 milyon tona ineceğini hesaplıyor. Finans krizinde et fiyatlarının düşmesi ve yem fiyatlarının artmasıyla hayvan yetiştirmekte zorlanan çiftçilerin sürülerini küçültmesi, ülkenin üretiminin düşmesine neden oluyor.
Güney Amerika’da ise Brezilya, Uruguay ve Paraguay’da üretiminin artacağı fakat Arjantin’de geçen yıla göre bir değişim yaşanmayacağı tahmin ediliyor. Ancak dünyanın diğer bölgelerinde üretimin azalması Güney Amerika’daki artışı gölgeleyecek gibi gözüküyor. Avustralya ve Yeni Zelanda’da çiftçiler yeni sürüler oluşturmaya çalışıyor.
Rusya’da hayvan sayısı yüzde 2 azalırken, et üretiminin de buna paralel bir şekilde düşmesi bekleniyor.
Asya’ya bakıldığında ise Çin’de getirisi azaldığı için çiftçilerin üretimi azaltması nedeniyle yüzde 5 daralma bekleniyor. Güney Kore’de, yılın ilk yarısında baş gösteren şap hastalığı yüzünden üretimin görünümü belirsizlik içinde. Hindistan’da et üretiminde sınırlı artış beklenirken, sellerin vurduğu Pakistan’da et üretiminde düşüş meydana geleceği tahmin ediliyor.
Afrika’da, sağır eti üretiminin yüzde 1’in altında bir artışla 4.8 milyon ton olması bekleniyor. Batı Afrika’da Çad ve Nijer başta olmak üzere birçok ülkeyi etkisi altına alan kuraklık hayvan ölümlerini artırdı. Doğu Afrika’da ise Etiyopya, Kenya ve Sudan’ın güney kesimlerinin su kıtlığı çekmesi üretimi olumsuz etkiliyor.

Kuraklığın faturası
Uzman Görüşü/ Ali Ekber Yıldırım

Küresel ısınmaya bağlı olarak her yıl dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan kuraklık, tarım sektörünü, hayvancılığı olumsuz etkiliyor. Deyim yerindeyse kuraklık dünyayı sarsıyor. Kuraklığın faturası büyüyor.
Dünyada yaşananları daha iyi anlamak için ülke olarak yaşadığımız örneği iyi analiz etmekte yarar var.
Türkiye’de 2007 ve 2008’de sonuçları ağır bir kuraklık yaşandı. Üretim azaldı. İthalatın faturası büyüdü. Yem fiyatının artması ile süt inekçiliği yapanlar, sattığı sütle yem alamaz duruma gelince yaklaşık 1 milyon süt ineği kesildi. Türkiye’de hayvancılık sektörü çöktü. Gerekli önlemler alınmadığı için şimdi ithalatla et fiyatı kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Kurbanlık hayvanlar bile ithal edilecek.
Dünyada da farklı bir tablo yok. Rusya,Latin Amerika, Avustralya ve diğer ülkelerde yaşanan kuraklık tarımsal üretimi dolayısıyla hayvancılığın en önemli girdisi olan yem hammaddesini pahalı hale getiriyor. Maliyet yükseliyor. Bir yandan da hayvan varlığı azalıyor. Dünyanın en büyük ihracatçısı konumundaki Uruguay, Şili, Arjantin,Yeni Zelanda, Avustralya’daki hayvanlara talep artıyor. Talep artınca fiyat yükseliyor. Dünyaya hayvan ve et sağlayan ülkelerde kuraklık yaşanması sorunun büyümesine ve fiyatın daha da yükselmesine neden oluyor. Bu süreç birkaç yıl daha sürecek gibi görünüyor.

Dünyada et fiyatları 20 yılın zirvesinde
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

8 YORUMLAR

  1. ÖNEMLI DUYURU:

    SAYIN TARIM VE KÖY ISLERI BAKANIMIZ
    COK ACILLEN TARIM VE HAYVANCILIK REFORMU
    YAPMAMIZ GEREKIYOR
    25 DÖNÜM TARIM ISLETMESI OLAN VATANDASIMIZ 10 KOYUN BESLEMEK VE ÜRETMEK ZORUNDA OLLACAK
    25 DÖNÜMLÜK ARAZILERE CIFTLIKLER KURULACAK
    ( TOKI )
    NASIL EV YAPIP VATANDASA SATIYORSA
    SIMDIDE CIFTLIK SEFERBERLIGI BASLATACAK
    ZEPZE VE MEYVACILIGIN BIR BÖLÜMÜNE HAYVANCILGA KAYDIRMALIYIZ:
    GÖNÜLLÜ BESICILER BULMALIYIZ
    VE TARIM GÖNÜLLÜLERI HAYVANCILIK ICIN SEFERBERLIK BASLATMALI
    DAMIZLIK HAYVAN ITAL EDIP CIFTCIYE TAKSITLE SATMALIYIZ
    BAKINIZ ALMANYADA TÜRK SUCUK VE SALAM FABRIKALARI TÜRKIYEYE YATIRIM YAPMALILAR
    EGER HAYVANCILIKTA
    ORGANIZE OLLARAK CALISIRSAK ITAL DEYIL IHRACTA EDEBILIRIZ
    ILK ÖNCE CIFTLIKLERI KURALIM
    ZIRAAT ODALARI BU CIFTLIKLERI KURULMASI ICIN SEFERBER OLSUN
    ÜYELERINE 0 FAIZLI KRADIYE ALMALARI ICIN YARDIMCI OLSUN

    ————————————————
    SAYIN ALI BEY:
    SIZDE YARDIMCI OLUNUZ BU YORUMU BAKANIMIZA ULASTIRINIZ:
    HEMEN BAKANIMIZ KIMIN 25 DÖNÜMDEN FAZLA TARIM ISLETMESI VAR DIYE ARASTIRMA YAPSIN VE BU ISLETME PARCALI ISE BÜTÜNLESTIRIP
    EV VE AHIR- HAYVAN KRADISI VERSIN
    CIFTLIGIN KURULMASI ICIN YARDIMCI OLSUN
    BIZ BU ISI BASSARIRIZ
    HAyVANCILIK BIZIM KANIMIZDA VAR
    GEREKIRSE YESIL SERMAYENININM HISSELERI ILE TAKAS EDELIM
    KOMBASSAN HISSEMLE BEN TAKAS ETMEYE HAZIRIM

  2. 2008 yılı ortalarında başlayan süt fiyatlarındaki düşüş, maliyetleri kurtarmayınca pek çok ülkede ineklerin kesilmesiyle sonuçlandı. Haliyle inek sayısındaki düşüş, yeni doğumların da azalmasına neden oldu. 2008 Kasım ayında dip seviyesine inen süt fiyatları, 2009 Ağustosuna kadar neredeyse aynı seviyeyi korudu. Yaklaşık on ay fiyatlar neredeyse hiç değişmedi.İsterdim ki buraya bir grafik ilave edebileyim ama maalesef bu mümkün değil. Yukarıda söylediklarimi ancak tablo şeklinde yazabilirim. Süttozu piyasında etkili bir ülke olan Almanya’nın ADPI Extra Grade Yağsız Süttozu Fiyat Tablosu aylara göre Euro/ton olarak şöyle:
    Temmuz 2008 2580
    Ağustos 2008 2400
    Eylül 2008 2200
    Ekim 2008 2000
    Kasım 2008 1780
    Aralık 2008 1700
    Ocak 2009 1600
    Şubat 2009 1630
    Temmuz 2009 1650
    Ağustos 2009 1700
    Eylül 2009 1810
    Ekim 2009 2000
    Aralık 2009 2150
    Mayıs 2010 2500
    Ağustos 2010 2200

    Bu tablodan açıkça görüldüğü gibi fiyatların tarihi seviyede dip yapması, hayvanların kesime gitmesine neden oldu. Bu olay da yeni doğumları azalmasına neden oldu. Haliyle arzdaki düşüş et fiyatların yukarı çıkmasına neden oldu.
    BURAYA KADAR YAZDIĞIM HERŞEY DÜNYADA TARIM VE HAYVANCILIKDA AÇIK EKONOMİYE SAHİP ÜLKELER İÇİN GEÇERLİDİR. TÜRKİYE GİBİ TARIM VE HAYVANCILIK DA DIŞARIYA KAPALI ÜLKELER İÇİN GEÇERLİ DEĞİLDİR!!!
    Türkiye gibi kapalı ekonomiye sahip ülkeleri doğrudan dünya ile ilişkilendirmek yanlış olur. Ancak kısmi bir etkilenme olur o da tamamen spekülatiftir.
    Türkiye’nin sorunları tamamen farklıdır. Bu bağlamda ele almak büyük hata olur.

  3. tc devleti(hükümetler değil)bu işi ya layığıyla yapacak ya da pes edip bırakacak dolayısıyla buna karar vermesi lazım yoksa hükümetlerin nabza göre şerbet vermesiyle bu iş olmaz

  4. sayin hocam bugun bu konuyadayan diginiz icin size teskurederim ben trakyada 350 baslik isletmenin sahabiym benim beklentim sayin tarim bakanimdan isletmerer icin calisicak bakicilarin sigortasinin birkisminin devlet tesfigi olmasi becedahayi olurdiye dusunuyorum cun bakici bulmakta isletmeler zorlaniyor veyahatta ikinci onerim agkanistan turkmenistantan ve bskayerlerden bakici gelmesi icin isletmeler icin ozel izin verilsin hayvan ciligin enbuyuk sorunlarindan biri bakici sorunu bence bakici sorunu cozulurse hayvancilikta sorunu dahada cabuk cuzulunecegimden eminim sagilarimla hocam sizlere iyi calismalr

  5. sayın bakanıma sesleniyorum ziraat bankası faizsiz kredi dağıtıyor bu krediyi kefil ve ipotek olmadan vermiyor köylü kesminin zaten durumu iyi ise hayvancılık yapmaz evi varsa hayvancılık işi ile uğraşmaz sorun burada kefile de gerek yok bence gerçek yapmak isteyenlere ve gönüllülere vermek gerekir verilen damızlık hayvan küpesine göre kesmek yasak satmakta hastalık bahane olursa veteriner kontrolu şart koşulursa bu iş olur yoksa ipotek kefil verecek adam o zaman gider ev kredisi çeker 10 yılda öder. verilecek kredi için tapulu olan ahır ev vs. ipotek konularak orta halli insanlara 10 ad. düve verilirse 2 senede çözülür bu sorun yoksa ithal hayvan geliyor etinin rengi çok güzel ama tadı yok tabir yerindeyse saman gibi TOKİ nufusu 10.000 ve yukarı her il ve ilçelere 1 er adet örnek hayvan çiftliği kurarsa bu aziz milletimiz çok işler başarır ve iddia ediyorumki tüm dünya ülkeleri arasında en ucuz et yiyen ülkeler arasında ilk 5 te oluruz nedenmi; bizim içanadoluda ot,yonca,kamış mısır vs. gibi hayvan yemi olacak bitkiler heder oluyor kimse onları biçipte slaj yapıp hayvanlarına bedava yedirmiyor çok görmemek lazım halkımıza bilmiyorlar. kalın sağlıcakla

  6. sn. başbakanımıza iletilmesini dilerim: havyvancılık sektöründe toprak önemli. toprakta devlette var. yani hayvancılık çifçilerle olacak bir şey değil. devletimiz her ilde büyük çiftlikler kuracak. mesala bursada 1.000 dönüm bir arazide en az 30.000 büyükbaş hayvanı açık alanda yetiştirme işin devlet kendisi yaptıracak. kovboy filmlerinde olduğu gibi sürü olarak yetiştirilecek bu hayvanlar. bu şekilde 100 tane çiftlik kurulursa, sorun yavaş yavaş çözülür gibi geliyor bana. hayvancılıkta arazi önemli. hem mera arazisi olacak. zaten büyükbaş havanlar -30 dereceye kadar açık arazide yaşıyabiliyorlar. yani bu hayvanlar her şartta yaşıyorlar. sadece yem ve su verilmesi yeterli. pilot uygulama olarak bir ilimizde deneme yapılabilir. ama bu işi tarım bakanlığına vermemeliyiz. bu iş iktisat işidir. mesala istanbul ticaret odasına bu görev verilebilir. tüsiad’a verilebilir. istanbul üniversitesine verilebilir. toki’ye verilebilir.

  7. En başta Tarım ve köyişleri bakanlığı şunu kabul etmelidir ki, hayvancılık konusunda bu güne kadar yanlış politika izlendi. Birkaçını ben söyleyeyim;
    1)2008 yılında tüm yıl boyunca hayvan ihracatının önünü açık tutarak başta güneydoğu anadolu bölgesi olmak üzere yerli hayvanımızın çogunluğunun arap ülkelerine satılmasına sebep olundu.
    2)2007 yılında yaşanan ağır kuraklığın sonucunda yükselen yem fiyatlarına karşılık düşen süt fiyatlarının önüne geçilmeyerek üreticinin maliyetini karşılayamaz duruma düşürülüp bunun sonucundada damızlık hayvanların yok fiyatına kestirilmesine neden olundu.
    3) Organize besi bölgeleri adı altında bi proje öne sürerek insanların işletmelerini kapatıp onları istemedikleri bir bölgede üretim yapmaya zorladılar. Bunun sonucunda küçük çaptaki işletmeler yerini yurdunu terketmektense hayvancılığı bırakmayı tercih ettiler. (Hayvancılık sektörü fabrikasyon sistemi gibi asla düşünülemez. bir ilin butun hayvanlarının bir bölgeye toplanması demek olası bir salgında tüm hayvanların hastalıktan nasibini alması demektir.)
    4) yükselen et fiyatları karşısında tek sorumlu hernedense üretici gösterilerek tüm politikalar üreticiyi sıkıstırmaya yönelik şekillendi. Et fiyatlarının en yüksek seviyeye çıktığı dönemde bile üreticinin elinden çıkan et fiyatı 17 TL idi. Ancak kasaplarda 40 TLden satılıyorsa öyleyse devletin devlet olarak denetim mekanizmasını kasaplar üzerinde uygulaması gerekirdi. İthal çözüm dediler üreticiyi hepten bitirdiler.
    4) Herkes ortaya çıkıp dünyaaki en pahalı eti tüketen ülkeyiz diye haykırıyor. EFENDİLER!!! DÜNYADAKİ EN PAHALI YEMİ BU MEMLEKETİN BESİCİSİ TÜKETİYOR. BUNDAN KİMİN HABERİ VAR…

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız