Reklam Ver

buRusya, 15 Ağustos itibariyle buğday ihracatını yasakladı. Buğday üretiminde ve ihracatında söz sahibi olan Rusya’nın kararı hububat piyasasında endişe ve korku yarattı. Bu kararın piyasaları olumsuz etkileyeceği, buğday fiyatının daha da artıracağı endişesi var.
Ziraat Mühendisleri Odası Genel başkanı Doç. Dr. Gökhan Günaydın bu konuda çok çarpıcı bir açıklama yaptı. Medyada yeterince yer almayan bu önemli açıklamanın önemli bölümleri şöyle:

“Dünyada buğday üretiminde ve stok miktarında son 8 yılın en iyi 3. yılı yaşanmasına karşın, borsalarda petrol krizinden bu yana görülen en hızlı fiyat tırmanışı kaydediliyor.
Rusya‘da yaşanan kuraklık ve orman yangınları sonrasında yıl sonuna kadar getirilen buğday ihracat yasağını bahane eden “küresel oyuncular”, azgelişmiş dünyanın yoksul insanlarının en temel besini olan buğday fiyatı üzerinde spekülasyon yapmakta tereddüt etmediler. Bu durum, buğday ekim alanı ve üretim miktarı azalan Türkiye‘nin bir taraftan ithalat faturasını yükseltecek, diğer taraftan üreticinin elinden çıktıktan sonra iç piyasada da buğday fiyatlarının speküle edilebileceği bir ortam doğacaktır.
Uluslararası Hububat Konseyi‘nin verilerine bakıldığında, dünya buğday fiyatlarında bir ayda yüzde 47‘lik bir artışı açıklayabilecek bir durumun olmadığını göstermektedir. Avrupa Birliği (27 ülke)’nin üretimi 138 milyon ton, Çin’in 114 milyon ton ve Hindistan’ın 81 milyon ton üretimi var. ABD ile birlikte 60 milyon tonlar düzeyinde buğday üreten Rusya‘da ekili tahıl alanlarının yüzde 25‘inin yanmış olması, dünya tahıl piyasasını arz eksikliği konumuna çekmekten çok uzaktır.
Ancak, 2009 yılı Türkiye buğday ithalatının yüzde 58‘inin Rusya‘dan yapılmış olması, Türkiye‘yi tedarik ve ithalat faturası anlamında olumsuz etkileyecektir.
Türkiye, ekili alanlarının yaklaşık yüzde 70‘i tahılla kaplı bir ülke olarak, dünya buğday üretiminde ilk onun içindedir. Ancak kalabalık ve dinamik nüfus yapısı yanında buğday üretiminin yapısal sorunlarına yönelik hiçbir ilerlemenin kaydedilememesi, Türkiye‘yi buğdayda net ithalatçı bir konuma sürüklemektedir.
Buğday ekim alanlarında 10 yılda 1,2 milyon hektar (12 milyon dönüm) azalışın kaydedildiği, buna karşılık gerek çeşit geliştirme ve sertifikalı tohumluk kullanımı, gerekse sulama yatırımlarında kayda değer bir gelişmenin olmadığı değerlendirildiğinde, Türkiye‘nin buğday üretiminin gerilemesinin yanlış ya da kasıtlı istatistiklerle gizlendiği gerçeği ortaya çıkmaktadır.
Türkiye‘nin 2000 – 2009 döneminde nüfusunun 67,4 milyondan 72,5 milyona yükseldiği, dolayısıyla kişi başına 200 kilogram buğday talebi üzerinden 1 milyon ton ilave buğday talebinin oluştuğu düşünüldüğünde, üretim açığının giderek yükselen ithalat ile kapatılmaya çalışıldığı açıktır.
Türkiye son on yılda 14,3 milyon ton buğday ithalatı yapmış ve karşılığında 3,9 milyar dolar ithalat parası ödemiştir. Türkiye‘nin en güvendiği buğday ürünündeki bu ithalat faturası ürkütücüdür.
Kimi çevreler, yükselen buğday ithalatını Türkiye‘nin un ihracatı ile açıklama gayreti içine girmektedirler.
Türkiye 2000 – 2009 döneminde 10,2 milyon ton buğday unu ihraç etmiştir. Yüzde 70‘lik randıman değeri üzerinden, un ihracatı, 7 milyon ton‘luk buğday satışını açıklayabilmektedir. Kaldı ki, aynı dönemde un ihracatından kazanılan paranın 2,1 milyar dolar, buğday ithalatı için ödenen paranın 3.8 milyar dolar olması, Dâhilde İşleme Rejimi ile buğday ithal edip un ihraç etme uygulamasının Türkiye için katma değer üretmediğini ortaya koymaktadır. Bu durum, sözü edilen ticaret uygulamasının titizlikle ve etkinlikle denetlenmesi gereğini de göstermektedir. 
2009/2010 sezonunda kaydedilen iklimsel koşullar, aşırı yağış ve yüksek nemden kaynaklanan özellikle Pas, Septorya, Kök ve Kökboğazı Çürüklüğü gibi hastalıklar ve süne zararlısı, bunların yanında don – dolu – sel doğal afetleri, Türkiye genelinde buğday verimi ve üretimini yüzde  20 düzeyinde azaltmıştır.
Üreticinin pas nedeniyle zamanında uyarılmaması ve gerekli mücadelenin yapıl(a)maması nedeniyle ortaya çıkan ekonomik zararın 200 milyon lira düzeyinde olduğu hesap edilmektedir. En az 2 milyon ton buğday ithaline gidilmesi beklenirken, yükselen fiyatlar da Türkiye‘nin ithalat faturasını yüzde 50 oranında artıracaktır.
Ziraat Mühendisleri Odası 4 Temmuz 2010‘da yaptığı basın toplantısında, buğdayda yaşanan hastalık ve olası kayıplarla ilgili olarak Bakanlığı uyarmış ve hasat sonrası meydana gelebilecek fiyat artışları ve spekülatif hareketlere karşı önlem almaya çağırmıştı. Rusya olayıyla birlikte geldiğimiz noktada konu yaşamsal bir önem kazanmıştır. Bakanlığın, “Kriz Türkiye‘yi etkilemez” yönünde açıklamalar yapmak yerine, ülkemiz, tarım sektörü, üreticilerimiz ve tüketicilerimizin zarar görmemesi için acil olarak harekete geçmesi gerekmektedir. “
Ziraat Mühendisleri Odası’nın uyarıları dikkate alınmazsa buğday krizinden en büyük zararı Türkiye’nin göreceği çok açık. Başka söze gerek var mı?

Reklam Ver

7 YORUMLAR

  1. Bizim AB’ye girmemiz şuan imkansız. Hatta AB, “Haydi, hiçbir şartımız yok, sizi üyeliğe kabul ediyoruz” dese bile biz AB’ye giremeyiz. Nedeni de başta hububat olmak üzere, şeker vb tarım ürünlerinin bunlara bağlı olmak üzere et, süt gibi hayvancılık ürünlerinin dünyanın enaz iki katı fiyatında olmasıdır. Kimbilir, belki de hükümet hayvan ithalatını, hayvancılığı bitirmek için yaptı?! Belki bunun ardından tarım ürünleri ve yan mamulleri için hamleler gelecek. Tüketiciye 2.5 TL’ye değil de 1.5 TL’ye şeker yeyin diyecekler ve pancar üreticisini de bitirecekler. Sonra ekmeği yarı fiyatına yeyin diyecekler ve buğday üreticisini de bitirecekler. Daha doğrusu uyguladıkları ve kimsenin de eleştirmediği yanlış ekonomi politikalarının faturasını köylüye ödetecekler. Nedense bunları kimse dile getirmiyor. İşin bu yanına kimse bakmıyor?!!! Sonra Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı kalkıyor, bir basın toplantısı yapıyor. İsterdim ki daha dikkatli olsun ne söyledğini bilsin. Temennim benim bu yazdıklarımı okur çünkü:
    1)Rusya, 1999 yılı sonunda “Monatoryum” ilan etmiş yani bütün dünyaya “ben borçlarımı ödeyemiyorum” demişti. Sonra Amerika Irak’a savaş açtı. Peki bu savaşın galibi kim? Sakın basitçe Amerika galip; Irak mağlup demeyin. Bu savaşın galibi enerji satan ülkeler, mağlubu da enerji tüketen ülkelerdir. Rusya’nın bu savaştan geliri trilyonlarca dolardır. On yıl önce monotoryum ilan eden Rusya’nın kasasında bugün trilyon dolarlar vardır. Şimdi Rusya, buğday ihracatına yıl sonuna kadar yasak getiriyor. Neden? Yoksa Ocak ayında Rusya buğday hasadı mı yapacak? Neden yeni ürün çıkana kadar değil de yıl sonuna kadar? Sorunun cevabı, Rusya’nın spekülasyonun tadına iyice varmasıdır. Güney yarım kürede Şubat’ta buğday çıkar. Haliyle de fiyatlar geri gelir. Şubata kadar uzaydan gelmezse başkaca buğday hasadı olması mümkün değildir!!! Rusya yılbaşı dedi ama şartlar oluşursa bakarsınız ekim sonu ya da kasımda da buğday ihracatına başlayabilir. Yeter ki fiyat oluşsun.

    2)Gelelim Rusya’daki yangın dolayısıyla buğday ihracatının durdurulmasının Türkiye’nin buğday ithalatına etkisine. Yahu Tarım Bakanlığı bir yıl boyunca dahilde işlemeye bile buğday ithalatını yasakladı. Bu ne demektir? Türkiye’nin 2010/11 sezonu sonuna kadar kendisine yetecek buğdayı olduktan sonra dahilde işleme yapanlara da TMO vasıtasıyla teşvikli buğday verilebilecek demektir yani onlara da eldeki buğday yeter anlamındadır. Bana göre eğer Türkiye 2011 Temmuzuna kadar buğday ithal etme zorunluluğu varsa bunun üç sebebi olabilir. Birincisi, yüksek kaliteli buğday ihtiyacı. İkincisi, dahilde işlemenin öngörülenin çok çok üstünde olması. Üçüncüsü de Allah korusun Pakistan gibi bir afetin başımıza gelmesiyle olağan üstü olaylar yaşamamızdır. Dünya’da üretilen en kaliteli buğday yanlış bilmiyorsam Kazakistan’da üretilendir. O yüzden Türkiye’de üretilen unun kalitesini yükseltmek için bir miktar Kazak buğdayı TMO tarafından ithal edilebilir. Dahilde işlemeye gelince, her halde TMO yani devlet dünya piyasalarını göz önüne alarak dahilde işleme için vereceği buğdayın fiyatını artıracaktır. Bu da bizim zararımızı azaltacaktır. Bunun dışında Türkiye’nin 2011 Temmuzuna kadar buğday ithal etmesi anlamsız olur.
    3) Yazının devamında aynen şöyle deniliyor:
    Kimi çevreler, yükselen buğday ithalatını Türkiye’nin un ihracatı ile açıklama gayreti içine girmektedirler. Aşağıdaki tabloda verildiği üzere, Türkiye 2000 – 2009 döneminde 10,2 milyon ton buğday unu ihraç etmiştir. % 70’lik randıman değeri üzerinden, un ihracatı, 7 milyon ton’luk buğday satışını açıklayabilmektedir. Kaldı ki, aynı dönemde un ihracatından kazanılan paranın (2,1 milyar dolar) buğday ithalatı için ödenen paranın (3,8 milyar dolar) ancak yarısını oluşturuyor olması, Dâhilde İşleme Rejimi ile buğday ithal edip un ihraç etme uygulamasının Türkiye için katma değer üretmediğini ortaya koymaktadır. Bu durum, sözü edilen ticaret uygulamasının titizlikle ve etkinlikle denetlenmesi gereğini de göstermektedir.

    Şimdi rica ediyorum, sayın başkan yazıyı bir daha okusun. Eğer halen hatayı göremediyse de görene kadar okusun. Yahu burada “yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan” örneği gibi “Un mu buğdaydan çıkar, buğday mı undan” oldu her halde. % 70 verimle yaklaşık 15 milyon ton buğdaydan 10,5 milyon ton un çıkar. Yani 10,2 milyon ton un, 7 milyon ton buğdaydan çıkmaz. Eğer öyle bir teknoloji varsa söyleyin de öğrenelim!!! Kaldı ki undan başka makarna ve bisküi ihracatı karşılığında da buğday getirilebilir. Ama şu noktaya katılıyorum ki önceki yorumum da da yazmıştım. Türkiye’den yapılan un ihraçlarının altında çok değişik oyunlar dönmektedir.

    Umarım Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Sayın Doç. Dr. Gökhan Günaydın bu yorumumu okur ya da Ali Ekber Bey bir şekilde kendisine iletir.

  2. TÜRKİYE KENDİ KENDİNE YETEN NADİR ÜLKELERDEN BİRİSİYDİ.ŞİMDİ DURUM NASIL ACABA,BIRAK KENDİ KENDİNE YETMEYİ, BİRÇOK ANA ÜRÜNDE İTHALAT ŞAMPİYONUYUZ.TARIM BAKANLIGI YETKİLİLERİNDEN TEK RİCAMIZ BEŞ YILLIK ÜRETİM PLANLANMASI.YILLARDIR BUNU TEKRARLIYORUZ BU SAYFADAN.İNŞALLAH DUYAN OLUR.HEPİMİZ BU GEMİDEYİZ BATARSA HEP BERABER BATARIZ.GERÇİ BAZI ARKADAŞLARIN İSVİÇRE BANKALARINDA HESABI VAR AMA O PARALARI ÇEKMEYE FIRSATLARI OLMAYACAK.

  3. bende yazınızın baş tarafına katılıyorum.küresel oyuncuların bunu bir fırsata çevirmesini kınıyorum.şunu anlamanızı isterim.petrol de olduğu gibi gıda üzerindede büyük oyunlar oynanıyor.bunu görmenizi her olum suzlukta hükümete topu atmanızı yadırgıyorum.madem çiftçi dostu olarak kendinizi lanse etmeye çalışıyorsunuz,daha iyi tohum ekmelerini,tarlalarına daha çok zaman harcamalar önermiyorsunuz.bu gün türkiyede buğday azlığı yok.kaliteli buğday az.çukur ova ve polatlı bu sorunu çözdü.orta anadolu ve diğer buğday ekimi yapan yerlerde sıkıntı var.siz çiftçiye yararlı olacaksanız bunlarla ilgilenin.hangi ürün olursa olsun kaliteli olduğu sürece iyi fiyata her zaman alıcı bulur.Arif gençgöçmen.

  4. ülkemizin %70 buğdayla kaplı ve 10.üretim ülkesi olması gurur duyulması gerekli değil üzülmek gerek…
    Türkiyenin tarım alanlarında % 35 de sadece verimli ve ekonomik değerde bir buğday tarımı
    yapılabilir.
    Kalanında optimum değerde ürünlere yer verilmeli…
    Anlaşılacağı gibi buğday ülkesi olmayan bir ülkede buğday ülkesi gibi davranıp yukarıdaki tartışmaları yapmak çok komik….
    BİZLER. olmayan işlerin peşinde ülkece koşacağımıza, verimli ürünler üretip korkmayın
    buğdayı ithal edelim ama ihracatımızda başka ürünleri ikame edelim.

    not: Ayçiçeği…. sıcaklar ukrayna ve rusyanın verimini dekara 300 kg dan 100 kg düşürecek
    hadi bu konuyu da gündeme getirin.
    çiftçinin hazır harmana gireceği bu günlerde
    fiyatları yükselterek kazançlarını iyileştirelim.

    Evet Ali bey olaylar olmadan konuyu gündeme getirmek, düşürmek beklenen de budur….

    Görelim ali bey,

  5. Mehmet Yükselin yorumlarına aynen katılıyorum.Rusya ve Ukrayna ile hububat ticareti yapan bir kişi olarak diyorumki Rusya bu yasak konusunda haklı olmakla beraber spekülatif harekete prim tanımıştır.15 Ekimden sonra 3 ila 5 milyon tonluk bir rakamı ihracata açacaktır.Zira kendi bakanlığı içerisinden Kazakistandan 5 Milyon ton buğday alacağız deyip Chicago Borsasında bir günde fiatları % 3 zıplatmıştır.

  6. Arif Gençgöçmen bey’in düşüncelerine/görüşlerine kesinlikle hak veriyorum. Polatlı da toprak kaliteli de yanı başındaki Kırıkkale-Yozgat-Çorum-Çankırı da mı toprak değişiyor? Kesinlikle hayır! Sorun bilinçsiz çiftçi, kalitesiz tohum.

    Tabir i caizse ; benim köylüm tohumunu ekim ayında serpeler, haziranın son haftası Allah ne verdiyse diyerek biçeri tarlaya sokar. İlk önce bilinçli çiftçiler yetiştirmelisiniz

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız