Reklam Ver

hayTarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker et fiyatını düşürmek için Ramazan ayında iki ihale daha yapacaklarını açıkladı. Anlaşılan ithalat tam gaz devam edecek.
İthalatla et fiyatı düşer mi?
Daha önce de defalarca yazdık, ithalat fiyatı bir miktar aşağı çeker ama asla çözüm olmaz, olamaz. Daha önce defalarca denendi, ithalatın çözüm olmadığı anlaşıldı.
Fakat, Tarım Bakanlığı yanlışta ısrar ediyor. Bununla da yetinmeyip  çelişkili kararlarla ne yaptığını bilmez bir anlayışla tarım politikasını yürütmeye çalışıyor.
 Hayvancılık sektöründeki herkes şaşkın. 1 Ağustos Pazar günü Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile  Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’nin kullandırdığı tarımsal kredilerde önemli bir değişiklik yapıldı. Süt sığırcılığı, damızlık etçi sığır yetiştiriciliği, büyükbaş hayvan yetiştiriciliği (sığır-manda), küçükbaş hayvan yetiştiriciliği(koyun-keçi) yatırımlarında ve  büyükbaş hayvan besiciliği işletme kredilerinde sıfır faizli kredi uygulamasına geçildi.
Bu kararın üzerinden daha bir hafta bile geçmeden; iki ihale ile hayvan ithal edileceğini duyurmak, en hafif deyimi ile politikasızlıktır. Tarımı, hayvancılığı bilmemektir.
Düşünebiliyor musunuz, hayvancılığa yatırım yapacaklara “siz yatırım yapın devlet olarak ben size sıfır faizle kredi vereyim” diyeceksiniz, bu kararınızın daha mürekkebi kurumadan ithalat yapacağınızı açıklayacaksınız. Dünyanın hangi ülkesinde böyle bir tarım politikası, hayvancılık politikası var.
Bakanlık bürokratları bile ikiye bölünmüş. Sağduyulu bürokratlar ithalatın çözüm olamayacağını, bu şekilde et fiyatının düşürülemeyeceğini Bakan’a anlatmaya çalışıyor.
Fakat, Bakan Eker’in açıkladığı gibi ithalat kalıcı politika olarak sürecek. Buna yönelik hazırlıklar sürdürülüyor. Bakanlığın aldığı son karara göre, ithal edilecek besi hayvanları 250 ile 2 bin baş kapasiteli işletmelere verilecek. İhaleler 25 bin tonluk partiler halinde yapılacak.
Ayrıca, özel sektörün de canlı hayvan ithalatı yapması için gümrük vergisi sorunu çözülmeye çalışılıyor. Bilindiği gibi Et ve Balık Kurumu sıfır gümrükle ithalat yapıyor. Fakat, özel sektöre sıfır gümrükle ithalat izni verilmedi. Besicilik yapan özel sektör firmaları Et ve Balık Kurumu sıfır gümrükle hayvan ithal ederken kendilerinin yüksek gümrük vergisi ile ithalat yapmalarının anlamsız olduğunu söylüyor. Bu konuda Dış Ticaret Müsteşarlığı ile görüşmeler yapılıyor. Et ve Balık Kurumu’ndan sonra özel sektöre de sıfır gümrükle ithalat izni verilirse, sıfır faizli kredinin de, yatırımın da ,üretimin de hiçbir anlamı kalmayacak. Ülke hayvancılığı ithalatla yerle bir edilecek. Başlangıçta et fiyatı bir miktar düşse de, yerli üretim bitince çok pahalıya ithal et tüketilecek.
Hükümet, “Ramazan’da ucuz et” vaadi ile referandumu lehine çevirmenin hesaplarını yapıyor. Ancak, ülke hayvancılığının da sonu hazırlanıyor. Bizden söylemesi.
                      *****
Tariş, genel müdürlük binasını sattı
Dünya Bankası’nın dayatması ile 2000 yılında çıkarılan yasa ile özerklik adı altında tarım satış kooperatifleri birliklerinin tasfiyesini öngören süreç işliyor.
Birlikler bir çok işletmesini kapattı. Mal varlıklarını eritti. Buna rağmen borçlarından kurtulamadı. 
Son olarak Türkiye’de kurulan ilk tarım satış kooperatif birliği olan Tariş’in, genel müdürlük binası satıldı. İzmir Alsancak’ta ki genel müdürlük binası birliklerin, tarımın hafızası. Önemli bir kale.
Yaklaşık 2 bin metrekare alan üzerindeki Tariş Genel Müdürlük binasında Tariş Pamuk Birliği’nin yüzde 67, Tariş Üzüm Birliği’nin yüzde 21 ve Tariş Zeytin ve Zeytinyağı’nın ise yüzde 12 müşterek payı bulunuyor. Tariş Pamuk Birliği, kendi hissesini 2 milyon 950 bin liraya bir denizcilik ve inşaat şirketine sattı. Aynı firma daha önce de genel müdürlük  ana binasının arkasında yer alan Tariş İncir Birliği’ne ait gayrimenkulü de satın almıştı.
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği bu satıştan son derece rahatsız. Tariş’in belleği konumundaki bu binayı tarım ve kooperatifçilik müzesi yapmak istiyor. 
Zeytinyağı Birliği böyle bir projeyi gerçekleştirebilirse sadece birlikler için değil, tarımcılar için hem büyük bir moral olur hem de çok önemli bir kale kaybedilmemiş olur.

Reklam Ver

5 YORUMLAR

  1. 1. Et İthalatının sürecek olması gerçekten hayvancılık adına talihsizliktir. Ama bu 1980’de başlayan ekonomik politikaların bir sonucudur.Hayvancılık politikamız çökmüştür. Bunun bedelini de üreticiler ve uzun vadede tüketiciler ödeyecektir. Aldıkları desteklerle düşük maliyetli üretim yapan yabancı üreticiler bu ithalattan kazançlı çıkacaktır.
    2. Tarım satış Kooperatiflerimizin yeniden yapılandırma süreçi içinde herhalde yok edilmesi düşünülmektedir. Ama kooperatifleri yok etmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Tarihsel süreçte bu dönemler kooperatifçiliğin yok edilmesine yönelik uygulamaların olduğu dönemler olarak anılacaktır.

  2. 2005 yılında yazmı olduğun bi yazıyla alıntı yapmak istedim

    Geçenlerde şehrimin en üçra köyüne gittim. Kapanmış bir ilk
    okul var köyde köyün adı KARACAÖREN misafir olduğumuz Hamdi agaya sordum;
    ”senin zamanında bu okulda bildiği en fazla kaç öğrenci oldu?”
    Hamdi aga saymaya …başladı
    ”85 ilkokul talebesi…” duramadı
    ”yirmi senedir yeni ev yapılmayan bu köyde önceleri tütmeyen baca yoktu bu mevsimde ve 3000 koyun 500 keçi ,200 sığır ,50 kadar manda , tavuk hindi kaz on beş çift te Montofon Melezi öküzleri de varmış …”
    Ya şimdilerde Muhtar ,Küy imamı ve Hamdi aganınkiyle birlikte yedi
    baca tütüyor KARACAÖREN’de…Devlet önce keçiyi yasaklamış muhtarın yetmiş kurbanlık toklusu yedi de Montofon melezi büyükbaş sığır cinsi hayvan kalmış.
    KARCAÖRENDE artık tonlarca PROTEİN üretilemiyor.Ya o insanlar
    varoşlarda mı anıyorlar eskileri ve bi kurtuluş savaşı daha yasasak cepheye giderler mi ataları gibi?
    Eeeee!
    Ben de soruyorum
    Kabahat İngiliz Flolıjisi okumamış Veteriner Hekimlerde mi?Olmayan
    VETERİNER HEKİM TEŞKİLATINDA mı?.Yetiştirici Birliklerinde mi?Et Balık Kurumunda mı?
    Belki de KARACAÖRENDE bu olanlar doğrusu. Düveyi de Deveyi de ithal
    etmeliyiz.
    O zaman MARİFET sizlerde Türkiye coğrafyasını bilmeden
    Hayvancılığa soyunmuş MÜTEŞEBBİS İş adamlarında….
    Beytullah
    Veteriner Hekim

  3. Et İthalatına soyunup halkımıza 8 liraya kırmızı et yedireceğim diyen MAL TECİRLERi CAMBAZLARIN sesine kulak verenler onlar CAMBAZdır TECİRdir…
    ASLINDA DİREK KIYMA KUŞBAŞI GELMELİ…Hiç olmazsa kesilen SIĞIRIN KANI BOKU ülkemizi kirletmez…

    LAKİN BİR KARADENİZ ATA SÖZÜ VAR Kaynanalar gelinlerine söylerler :

    Eli BOK olmayanın AĞZI YOK OLMAZ…

  4. SAYIN TARIM BAKANIMIZ UCUZ ET YEDİRECEK DİYE BÜTÜN HAYVANCILIK SEKTÖRÜNÜN İPİNİ ÇEKTİ.BİRDE TARIM BAKANIMIZDAN UCUZ GÜBRE UCUZ MAZOT UCUZ YEM LAFLARI DUYARSAK ÇOK MEMNUN OLURUZ.UCUZ ET Mİ İSTİYOR TARIM BAKANI HE GÜN 1000 ÇİFTÇİYİ
    KES DAGIT.ZATEN ÖLMÜŞ ZAVALLILAR.BARİ ETİ PARA YAPSIN.EN AZ BEŞ YILLIK TARIM VE HAYVANCILIK POLİTİKASI OLMADIGI MÜDDETÇE HERŞEY BOŞ.

  5. Ortada bir sorun varsa, bunun üç aşamalı çözümü vardır: Kısa, orta ve uzun vadeli çözümler. Kısa vadeli çözüm, tıpkı antibiyotik çözüm gibidir. Hasta olduğunuzda doktor antibiyotik verir ama bu antibiyotik belirli bir süre için kullanılır, 5 ila 15 gün arasında. Daha uzun kullanılmaz kullanılırsa zarar verir.Bundan sonra hastalığa yol açan sebeplerden kaçınılır yani yaşam şartları düzeltilir. Bu sürede de bünye antibiyotiği vücuttan atar. Gelelim et konusuna. İthalat ette kısa vadeli bir çözümdür, uzun vadeye taşınamaz. Aslında et konuundan evvel çözülmesi gereken girdiler konusudur yani yem, enerji gibi. Türkiye’de tarım ürünlerinin fiyatı dünya fiyatlarının iki katı kadardır. Buğday da, arpa da, şeker de, mısır da aynıdır. En önemli nedeni Türk Lirası’nın aşırı yüksek olmasıdır. Bir başka neden tarımın ya da hayvancılığın küçük ölçeklerde yapılmasıdır. Halbukse tarım işletmelerinin bilinçlendirilmesi ve güçlendirilmesi gerekir. Bir işletmede çeşitlilik olmalıdır. Hem hayvancılık hem de tarım olabildiğince çeşidiyle yapılmalıdır. Hatta o işletmenin kendi enerjisini üretebilir olması bile sağlanmalıdır. Tarımdan artanlar (saman vs) yem olarak hayvana, hayvandan çıkanlar gübre olarak tarıma verilebilmelidir. Böylece maliyetlerde ciddi şekilde düşüş olacaktır. Dünya gazetesinde bir kaç ay önce Amerikalıların Adapazarında dikey tarım yapacak diye bir haber çıkmıştı. Bu konuda çok güzel bir örnek dikkatle incelenmeli.

    Gelelim Tariş’e daha doğrusu birliklere. Çok uluslu firmalar, bizim birliklere GICIK oluyorlar. Önlerinde çok büyük engel teşkil ediyorlar. Örneğin Tariş, zeytinyağı konusunda ya da diğer sektörlerde her zaman karşılarında bir engeldir. Ama şunu da söylemek gerekir, birliklerinde hantal yapılarını bırakıp kendilerini geliştirmeleri gerekmekte. Yoksa akıbetleri Tariş ya da Fiskobirlik gibi olur.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız