Reklam Ver

redangus02Hükümet, et fiyatını bahane ederek hayvancılık sektörünü tamamen ithalata açtı. Yerli üretimi, hayvan varlığını artırmak, hayvancılık desteklerini rasyonel kullanmak yerine, içine düştüğü darboğazı ithalatla aşmaya çalışıyor.
İthalat, hayvancılığı darboğazdan kurtarmaz, kurtaramaz. Sektörü daha da çökertir. İthalatın çıkar yol olmadığını geçmişteki deneyimler gösteriyor. Fakat kimse bunu görmek istemiyor. İthalatta ısrar ediyor.
Küçük ihalelerle başlayan ithalat, Bakanlar Kurulu’nun Et ve Balık Kurumu’na verdiği 100 bin tonluk canlı hayvan ithalat yetkisi ile şimdi daha büyük çaplı yapılacak.
İthalat süreci nasıl başladı?
2007-2008’de yaşanan kuraklığın etkisi ile  pek çok üründe olduğu gibi yem hammaddelerinin de üretimi azalırken, fiyatı yükseldi.
Hükümet bu dönemde hiçbir ek önlem almadığı gibi hayvancılıkta destekleme politikasını değiştirdi. Hayvan başına ödeme sitemsine geçti. Pek çok destek kaldırıldı veya miktarı düşürüldü.
Aynı dönemde süt tozu ithalatı nedeniyle çiğ süt fiyatı 80 kuruştan 40 kuruşa düştü. Üretici zararına üretimi sürdüremedi ve süt hayvanları kesime gitti.
Hayvan varlığında azalma oldu. Kesilecek hayvan bulunamayınca et fiyatı artmaya başladı.
2009’un sonunda karkas et fiyatı 15 liranın üzerine çıktı. Kasaplar, et üreticileri, besiciler  “hayvan bulamıyoruz, ithalat yapılsın” diyerek lobi yaptı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 3 kez hayvan sayımı yaparak; Türkiye’de yeterli sayıda besi hayvanı olduğunu bu nedenle ithalat yapılmayacağını açıkladı. İthalatın olmayacağını duyan ve parası olan pek çok kişi piyasadan hayvan almaya başladı. Hayvan bulma sıkıntısı daha da arttı. 
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ithalatın çözüm olmadığını söylediği bu dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, et fiyatlarının düşürülmesi yönünde talimat verdi. Fakat talimatla fiyatın düşmeyeceği anlaşılınca ithalat silahı kullanıldı.
Bakanlar Kurulu Kararı ile Et ve Balık Kurumu’na 16 bin ton kasaplık canlı hayvanın yüzde 10, ayrıca 7 bin 500 ton etin de yüzde 25 gümrük vergisi ile ithalat yetkisi verildi.
Başbakan Erdoğan ve Tarım Bakanı Mehdi Eker bir hafta 10 gün içinde hayvan veya et ithalatı yapılacağını ilan edince et fiyatı bir iki lira geriledi.
Bakanlar Kurulu tarafından ithalatı yapmakla görevlendirilen Et ve Balık Kurumu, Başbakan Erdoğan’ın “10 günde ithalat gerçekleşecek” sözünü emir kabul ederek aceleyle bir ihale şartnamesi hazırladı. Uygulanması mümkün olmayan şartnameye göre, 4 bin 25 tonluk canlı kasaplık sığır ithalatı için 4 Mayıs 2010’da ilk ihale yapıldı. İki gün sonra 6 Mayıs’ta  5 bin tonluk ikinci bir ihale yapıldı. Aynı gün “rekabet ortamı oluşmadığı” için bu iki ihale iptal edildi.
Üçüncü ihale, 20 Mayıs’ta 8 bin ton kasaplık canlı sığır ithalatı için yapıldı.
Dördüncü ihale 16 Haziran’da yapıldı. İlk kez kasaplık canlı sığır yerine, 4 bin ton besilik sığır ithalatı için ihale yapıldı. Bu ihale ile yaşları 6 aydan 10 aya kadar olan 4 bin ton besi hayvanı ithal edilecek ve besicilere dağıtılacak.
Bugün Et ve Balık Kurumu’nda  4 bin ton kasaplık canlı sığır ithalatı için bir ihale daha yapılacak.
Kafanız karıştıysa özetleyelim.
Et ve Balık Kurumu bugüne kadar hayvan ithalatı için 4 ihale yaptı. İkisi iptal edildi. Toplam 8 bin tonluk kasaplık canlı sığır ihalesi kapsamında ilk hayvanlar ülkeye girmeye başladı.
İki aydan beri ithalattan başka bir önlem konuşulmuyor. Amaç yetiştiricinin elindeki hayvanları kesime göndermekse, bu gerçekleşti. Fiyat düşecek korkusu ile çok sayıda yetiştirici hayvanını kestirdi. Hayvan kesimi hızlanınca karkas et fiyatı 2-3 lira düştü. Fakat tüketiciye yansımadı.
Küçük yetiştiricinin elinde  hayvan kalmayınca kesilen hayvan sayısı azaldı. İthalata rağmen et fiyatı yeniden yükseliyor.
Et ve Balık Kurumu’na verilen sıfır gümrükle 100 bin tonluk canlı hayvan ithalat yetkisi, hayvancılığın tamamen ithalata açıldığının, bundan sonra pek çok tarımsal üründe olduğu gibi ette de ithal et yerli et rekabeti yaşanacağını gösteriyor.
Bundan sonra ne olacak?
Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle rekabet edemeyen yerli üreticiler sektörden çekilecek. Türkiye’de besicilik yara aldıktan ve üretimdeki payı azaldıktan sonra, ithalat bugünkü kadar ucuz olmayacak. O zaman son sözü ithalatçılar söyleyecek. Yerli üretim avantajını yitirecek olan Türkiye’ye istedikleri fiyatla et veya hayvan satacaklardır. Bununla da yetinmeyerek ithalat şartlarını kendileri belirleyecek, güvenli olmayan etlerini Türkiye’ye pazarlayacaklardır.
İthalatın çözüm olmadığı anlaşılıncaya kadar iş işten geçmiş olacak ve hayvancılık yok olacak. 1980’lerde olduğu gibi.
Sonraki hükümetler hayvancılığı yeniden canlandırmak için 30-40 yıl uğraşacaklar. Bu filmi daha kaç kez izleyeceğiz?
                           ******
1.Ekolojik Hayvancılık Kongresi Kelkit’te
Hayvancılıkta can sıkıcı gelişmeler yaşanırken Gümüşhane Kelkit’te umut verici bir kongre var. Gümüşhane Üniversitesi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Aydın Doğan Vakfı, Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği’nin katkılarıyla düzenlenen 1.Ekolojik Hayvancılık Sempozyumu bugün başlıyor ve  4 Temmuz’a kadar sürecek. Siz bu satırları okurken biz Kelkit’te ekolojik hayvancılığı konuşuyor olacağız. Gelişmeleri haftaya paylaşırız.

Reklam Ver

2 YORUMLAR

  1. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

    Ülkemizdeki Sığırcılık sektörünün mevcut yapısı, geliştirilmesi, sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesi, eksikliklerinin giderilmesi, geliştirilmesi, destekleme yollarının araştırılması, idari ve kurumsal yasal düzenlemelerin yapılması, amacıyla İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince ekte yer alan gerekçeye istinaden bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

    Ramazan Kerim ÖZKAN
    Burdur Milletvekili

    GEREKÇE

    Ülkemizde hayvansal protein üretimine katkıda bulunan en önemli ürünler et ve süttür.

    Türkiye sığır sayısı ve sığırdan elde edilen üretim miktarları açısından dünya ülkeleri arasında ön sıralarda yer almaktadır. Yaklaşık 11 milyon sığır varlığı ile dünya ülkeleri arasında 25., AB ülkeleri arasında da 3.dür. İnek sütü ve sığır eti üretimi bakımından dünya sıralamasındaki yeri sırasıyla 12 ve 26’dır. AB ülkeleri arasında 5. ve 7. sırayı almaktadır. İnek başına süt verimi ve sığır başına karkas ağırlığı söz konusu olduğunda durum bir hayli farklılaşmakta ve Türkiye dünya sıralamasında oldukça gerilere, 60. ve 52. sıralara inmektedir.

    Türkiye’de süt üretiminin önemli kaynağı sığırdır. Sığırın toplam süt üretimindeki payı %92’dir. Sığırdan sağlanan tek besin maddesi süt değildir. Kırmızı et üretiminde sığırın payı %75’tir. Türkiye’nin sığırcılık sektöründen beklentisi öncelikle süt ve et üretimidir. Bugün gerçekleştirilen süt üretimi yaklaşık 12,2 milyon ton olup, bunun 11,2 milyon tonu sığırdan sağlanmaktadır. Toplam üretimin %91,9’u sığırdan elde edilmektedir.

    Sığırcılık sektörü tarımsal üretimden sağlanan gelirin ve hayvansal üretimden sağlanan proteinin önemli bir kısmını üretmektedir. Sektör bilimsel gerçekler, sektör paydaşlarının talep ve ortak çıkarları, ülkenin gerçekleri ve ihtiyaçları ile dünyadaki değişim doğrultusu dikkate alınarak geleceğe hazırlanmalıdır. Bu noktada hedefler 2020 yılı için yaklaşık 20 milyon ton süt ve 1.1 milyon ton karkas olarak hesaplanmıştır.
    Sektörde en hızlı değişim işletme sayısı ve işletme büyüklüğünde gerçekleşecektir. Bu durum da Türkiye’nin sektörden ayrılacaklara yeni iş alanları yaratmasını zorunlu kılacaktır.
    Süt kalitesine ilişkin kaygılar, özellikle soğutma kapasitesinin artırılması ve hayvan sağlığı alanında sağlanacak gelişmelere bağlı olarak azalacaktır.
    Üretici örgütlerinin fonksiyonlarının artması birçok sorunun çözümünü kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır.
    İşleme ayağındaki tekelleşme eğilimi üreticileri, pazarlama ayağındaki tekelleşme de hem işleyicileri hem de üreticileri gittikçe daha zor duruma sokacak görünmektedir. Önlem olarak bu süreçlerdeki tekelleşmeyi önleyecek yasal tedbirler hayata geçirilmelidir. Üretici ürün bazında ve gerçek anlamda desteklenmelidir.
    Gelecek yıllarda hayvan ve hayvansal ürünler ithalatının artırılması ve kolaylaştırılası için baskılar daha da artacaktır. İthalatın üretim ve üreticiye zarar vermesine izin verilmemelidir. Ayrıca ülkeyi ithalata zorunlu hale getirecek politikalar yürütülmemelidir. Bu noktada kırmızı et ve gebe düve ihtiyacı ile dahilde işleme adı altında yürütülen süt tozu en kritik ürünlerdir. Türkiye işletmelerin kurulması ve büyümesini sağlamalıdır. Kırmızı et üretimini artırmak için sığır sayısını artırmanın gerekli olduğunu ama yetmeyeceğini bilerek, koyun ve keçiden sağlanan et üretimini hiç olmazsa bugünkünün iki katına çıkaracak tedbirler almalıdır.
    Sığır eti üretimi için etçi anaç ve/veya besi materyali ithalatının sürekliliği sağlanabilecek, gerçekçi ve doğru bir yol olmadığı kabul edilmelidir.
    Damızlık üretimi her zaman önemli olacaktır. Bir yandan damızlık üretim alt yapısı güçlendirilip geliştirilirken diğer yandan da bu yolla elde edilen ürünlerin ülke içinde ve dışında pazarlanması için çaba harcanmalıdır. Dişi hayvan kesimi ve erken kuzu kesimlerini önleyici radikal tedbirler alınmalıdır. Bu amaçlı destekler verilmelidir.
    Süt sığırı yatırımcısı uzun dönemleri dikkate alarak yatırım yapmak, işin devamı için de her gün para harcamak durumundadır. Bu nedenle istikrarlı bir piyasa yaratmak sektöre yapılabilecek en önemli katkılardan biri olacaktır.

  2. DELİ DANA HASTALIĞI …

    BU HASTALIGIN NEDEN İSLAM ÜLKELERİNDE GÖRÜLMEDİGİNİ BİLİYORMUSUNUZ … AVRUPADA SIGIR ETİNE ALTERNATİF OLARAK DOMUZ ETİ KULLANILIR.BU DOMUZLARIN KEMİKLERİ,MEZBAHA ATIKLARIDA UN HALİNE GETİRİLEREK SIGIR BESİSİNDE KULLANILIR. İNGİLİZCE HAYVAN BESİSİ İLE İLGİLİ KİTAPLARDA VAR.BU KİTAPLARDA BUNLARI GÖRDÜGÜM DE ÇOK ŞAŞIRMIŞTIM.ÜSTELİK AVRUPADA İNANILMAZ ÖLÇÜDE UCUZ DAHA DOGRUSU BİZDEKİ SAMAN FİYATINDA AMA ARPA EZMESİNİN 2 KATI ENERJİ YÜKLÜ.PEKİ NEDEN DELİ DANA AVRUPADA VAR ;DOMUZ KEMİK UNU VE MEZBAHA ATIKLARININ SIGIR BESLEME RASYONUNDA ÇOK KULLANILMASI BU HASTALIĞA SEBEP OLUYOR.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız