Reklam Ver

Geçen hafta yazdığımız “Avrupa Birliği hibeleri” başlıklı yazı çok ilgi gördü. Çok sayıda okurumuz telefonla, e-posta ile görüş bildirdi. Okurlardan gelen mesajların ortak mesajı; Avrupa Birliği hibelerini kullanırken çok dikkat etmek gerektiği yönünde oldu.
Doç. Dr. Ömer Tömek, Kırsal Kalkınma Programı(IPARD)’nın  2007’de başladığını, Türkiye’nin 3 yıldan beri bu programdan yararlanamadığını söyledikten sonra, Avrupa Birliği hibeleri konusunda dikkatli olmak gerektiğini, uygulamada dikkat edilmezse bazen yarardan çok  zarar verebileceğini ifade etti.Prof. Dr. Ergin Öztürk ise, yazımızdan da uzun sayılacak bir yorum gönderdi. Yararlı olacağı inancıyla Prof.Dr. Ergin Öztürk’ün gönderdiği yorumu paylaşıyoruz.
“Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun (TKDK) 2007-2013 yılları arasında Katılım Öncesi Mali Yardım 5. Maddesi IPARD kapsamında 874 milyon avro hibe desteği meblağ olarak yabana atılacak bir miktar değil.
İyi kullanıldığı takdirde; tarım sektöründeki yatırımların artmasına, tarım-sanayi entegrasyonuna katkı sağlanmasına, kırsal alanda iş imkanlarının geliştirilmesi ile göçün önlenmesine, Avrupa Birliği standartlarında üretim yapan işletmelerin sayısının artırılmasını,
tarım ve kırsal nüfusun gelir düzeyinin yükseltilmesini ve yaşam koşullarını iyileştirilmesine,
tarım sektörünün, verimliği yüksek, dünya standartlarında üretim yapan, küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ve sürdürülebilir bir sektör haline gelmesine katkı sağlanması beklenmektedir.
Bu fonlar ilgili birçok kurum, kuruluş ve şahsın iştahını kabartmaktadır. Bu iştah olayı pek doğru değil, ihtiyacı olanın ihtiyacını karşılaması gereken bir fondur bu.
Ne tür hatalar yapılabiliyor?
1- Sadece hibelerden yararlanmaya yönelik projeler verilebiliniyor.
2- Alanında uzman veya tecrübeli olmayanlar proje verebiliyor.
3-  Proje yazma ve finansman sağlamayla-hibe para almayla projenin desteklenmesinin yeterli olduğu sanılıyor. Bu konuya özellikle proje yazdıran müteşebbislerin, proje yazan danışmanlık firmalarının ve finansörlerin dikkat etmesi gerekiyor.
4- Genelde tarımda, özelde hayvancılıkta iki kere iki hiçbir zaman 4 etmiyor. Projede ne yazarsa yazsın, üretim sürecindeki bir çok şey insanın becerisine, yönetimine, bilgisine, çevre koşullarına ve beklenmeyen veya önlenemeyen durumlara da bağlı olabiliyor.
5- Projelerin karlılığı ve sürdürülebilirliği verimliliğe bağlıdır. Türkiye’de işletmelerin çoğu verimli çalıştırılmamaktadır.
Yukarıda belirttiğim hibelere yanlış bakışın doğrusunun ne olduğu maddelerin içinde belli.
Bunların yanısıra hibelerin kullanılmasında başarı için kısa birkaç öneri daha sunacağım.
Ülkemizin asıl probleminin projelerin sürdürülebilirliği olduğu,sürdürülebilirlik için verimliliğin esas olduğu açıktır. Bu konuyu camia olarak özel masaya yatırmamız gerekiyor. Konu çok geniş, süt sğırcılığında verimlilik, beside verimlilik, meyve üretiminde … vd.
Projelerin verimliliği için alanında tecrübeli, işi iyi bilenlerin (yatırımcı ve/veya teknik personel, işçi vb)varlığı çok önemli. Tecrübeli eleman bulmak ve istihdam etmek, uygulamada-sahada kağıt üzerinde yazıldığı kadar kolay olmuyor. Her sektör bu konuda sıkıntılar çekiyor. İşini iyi bilen ve seven elemanlar yetiştirmemiz gerekiyor.
Projelerin değerlendirilmesinde “proje öncelikleri”nde desteklenecek konulara göre öncelikler ayrı ayrı belirlenmiş. Bu öncelikler uzun çalışmalar sonucu belirlenmiş olmasına rağmen eksiklikleri de var.
Süt sığırcılığından örnek verirsek;
1- Başvuru sahibinin projesinde yarı açık ya da açık ahır kullanıyor veya inşa etmeyi planlıyor olması, işletmesinin, dağlık alanlarda yer alması,  girişimcinin 40 yaş altında olması, işletmenin organik tarımla ilişkili olması “proje öncelikleri” arasında yer alıyor.
Pilot entegre süt toplama, saf ve melez ırkla çalışma, ürün işleme, üretici birliklerine üyelik, vb proje öncelikleri artı puan olarak değerlendiriliyor.
Süt sığırı işletmelerinde sürdürülebilirlik ve verimlilik için aşağıdaki konuların da bunlara ilave edilmesini önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum.
Yem bitkileri ekiliş alanı veya kaba ve/veya kesif yem için üretim alanına-çayır, mer’a, tarla- sahip olmak (hayvan sayısına göre dekar vb. birim olarak verilebilir), 30 veya 50 baş sağmal süt ineği için “sürü yönetim programı”, projenin denetlendiği 5 yıl süresince işi iyi bilen bir danışman, işletmede çalışacak işçilerin tecrübeli ve alanları ile ilgili bilgi ve becerilerinin iyi olması. Veteriner hekim ve Ziraat. Mühendisi, Zooteknistlerin süt sığırcılığı alanında belli bir süre tecrübeli olmaları.
Polonya ve Yunanistan bu hibe desteklerini uygun şekilde kullanamadılar. Bu ülkelerden de alacağımız dersler var. Her bütçe amacına uygun kullanılırsa beklenen faydayı sağlayabilir. Bu nedenle bu hibelere asla ve asla “ne alırsam kardır” gözüyle bakılmamalı. Zaten AB’de bunu böyle vermiyor. TKDK’nın hibe koşulları da, uyguladığı protokol de çok kapsamlı, koşulları yerine getirmeyene hibe verilmeyeceği gibi, başka niyetli olanların da elinde patlayacak bir hibe programı.”
Hibelerden yararlanmak isteyenlerin bu uyarılara dikkat etmesi dileği ile başta Doç.Dr. Ömer Tömek ve Prof. Dr. Ergin Öztürk olmak üzere görüşlerini bizimle paylaşan okurlarımıza sonsuz teşekkürler.

AB hibelerinin doğru kullanılması…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

3 YORUMLAR

  1. İzmir iktisat kongresinden bu güne ne yazık ki Tarımsal sanayinin gelişimi konusunda bir arpa boyu yol almışız. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kurulup ekonomimize yıllarca olumlu katkıları olan ve hammaddesi tarım ürünleri olan sanayi kurumlarının yok edilmesini ise anlamak mümkün değil. Maksat üzüm yemek olmayıp bağcının işini bitirmek olunca, bu kurumlar rehabilite edilecekken ne yazık ki haraç mezat birilerine satıldı, tekelde olduğu gibi o birileri de bu ticaretten büyük vurgunlar vurdu.

  2. yıllarca AB hibeleri için havuz sistemi oluşturulmuş ve tüm ülkelerden GSMH belli oranına tekamül eden bütçeler ayrılmıştır.Biz bu havuzu doldurulmak üzere dahildik, fakat proje geliştiremediğimiz ve üretkenliğimizin yetersizliğinden bu havuzdan koyduğumuz parayı geri alabilecek kadar proje yapamıyoruz. bu havuz sisiteminin maksadı hangi ülke nekadar çok proje üretir veya yaparsa o kadar bu havuzdan ülkesine para götürüp yatırım yapabilecek.biz tam tersine kendi cebimizdeki parayı diğer ülkelerin kasasına gönderiyorduk. son üç yıldır, bu konuda çalışmalar ses vermeye başladı ve özel sektör danışmanlıklar, tarım il müdürlüklerinin çalışmaları, proje yapımında artış gösterdi.
    ülke olarak daha çok üretim yapıp daha çok gelişime ayak uydurup,teknolojiyi tarımın her dalında, hayvancılıkta, yetiştiricilikte, pazarlamada kullanmamız gerekmektedir.

  3. öncelikle werilen hibenin nereye gittiği we ne şekilde kullanıldığının araştırılması gerekmektedir. ülkemizde proje üreten insan sayısı çok ama proje bazen amacından sapıyor ülkeye katkı saglamaktan çıkıyor sadece bireylere yarıyor dewletin bu konuda üzerinde durup menfaatine yönelik hareket etmesi gerekiyor. ama inanıyorum ki ileriki zamanlarda tarımın iwme kazanmasıyla denetlemeler we destekler daha sık olacak…

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız