Reklam Ver

elTarımda insanın içini karartan kötü bir tablo var. Hangi ürünü ele alsanız elinizde kalıyor. Sorunlar dağ gibi. Çözüm üretimde değil ithalatta aranıyor.
Çiftçi, dünyanın en pahalı girdilerini kullanarak üretim yapmak zorunda kalıyor. En pahalı girdilerle en ucuz ürün elde edilemeyeceğine göre, rekabet şansı daha en başından kaybediliyor.
Tüketici, aldığı ürünün ne kadar güvenilir ve sağlıklı olduğundan endişeli. Sanayici ve ihracatçı pahalıya girdi temin etmekten şikayetçi.
Tarım kredileri hem krediyi veren bankalar hem krediyi kullanan çiftçiler için patlamaya hazır bomba gibi.
Hayvancılık, ithalatla terbiye edilmeye, daha doğrusu yok edilmeye çalışılıyor.
Bu kadar karamsar ve kötü tabloya rağmen, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyel gelecek için bize umut veriyor.
Umudumuzu artıran bir projeyi paylaşmak istiyoruz.
Proje, kimyasal gübreye alternatif bakteriyel gübre üretimini öngörüyor.
Önceki hafta İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Dr. Burhan Özfatura aradı. Burhan Bey, tarım konusunda çok duyarlı. İthalata karşı yerli üretimi, dış kaynaklı politikalar yerine ülke gerçeklerine uygun milli bir tarım politikası ile Türkiye’nin bu alanda dünyanın sayılı ülkelerinden biri olacağına inanır ve bunu her fırsatta da dile getirir.
Bizim de en dikkatli okurlarımızdandır. Zaman zaman uyarılarıyla, bilgileriyle bu sütuna katkıda bulunur.
Aşağıda okuyacağınız iki gencin projesinden de Burhan bey haberdar etti. Gençleri dinlememizi, ilginç bir proje olduğunu söyledi.
Burhan Bey’in referansı ile iki genç gazeteye geldi.
İbrahim Tekseven, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Kimya Mühendisliği 2.sınıf öğrencisi. Hüseyin Yıldız ise Dokuz Eylül Üniversitesi Matematik Öğretmenliği 3. sınıf öğrencisi. Liseyi Bursa’da Mustafa Kemalpaşa Anadolu Lisesi’nde birlikte okumuşlar.
Hüseyin’in ailesi Bursa’da çiftçilik yapıyor. Şeftali, domates, mısır üretiyorlar. Ziraat Fakültesi’nde okuyan ağabeyinin ders kitaplarını karıştırarak bakteriler hakkında ilk bilgileri edinmiş. İlgisini çekmiş. Arkadaşı İbrahim’le birlikte konuyu uzun uzadıya araştırmışlar.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin genç girişimcilere yönelik yarışmasına bu konuda hazırladıkları proje ile katılmaya karar vermişler. Proje ile yarışmada 3 bin 500 proje arasından ilk 40’a kalmayı başarmışlar, daha sonra 20 finalist arasına girmişler.
Proje, kimyasal gübreye alternatif bakteriyel gübre üretimini öngörüyor.  Hüseyin ve İbrahim’in anlatımıyla projenin özü, amacı şöyle:
“Türkiye’de ve dünyada temiz ve sağlıklı tarımsal ürünlere büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Artan bu ihtiyaç organik tarımın yaygınlaşmasını sağlamıştır. Ancak, organik tarım sektörü dünyanın tüm gıda ihtiyacını karşılayamayacağı için konvansiyonel tarımın olabildiğince “organikleştirilmesi” gerekmektedir.
Organikleştirme teriminden kastımız, zirai ilaçlardan ve sentetik gübrelerden mümkün olduğunca uzaklaşma ve sorunları biyolojik mücadele yöntemiyle çözmektir.
Dünyada en çok benimsetilmeye çalışılan biyolojik mücadele yöntemi Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO)’ dır. Ancak verimli ve dayanıklı ürünler yetiştirme amacıyla başvurulan bu yöntem, başta kanser olmak üzere pek çok sağlık sorunlarına neden olmaktadır.
GDO yönteminin sağladığı verim ve dayanıklılığı sağlayacak bir ürün olarak bakteriyel gübreler kullanılabilir. Bakteriyel gübrelerle hem sağlıklı hem verimli ürünler elde etmek mümkün.
Ülkemizde geniş çapta tarım yapılmasına rağmen, verim yetersizliğinden dolayı mevcut ürün ihtiyacı karşılanamamakta. Çözüm olarak çoğu üretici dünyada olduğu gibi verimi artırmak adına zararlı kimyasallara ve aşırı kimyasal gübre kullanımına başvuruyor. İhraç edilen ürünlerimiz kalıntı nedeniyle geri dönüyor. Ülke imajı açısından da çok kötü bir durum bu.
Çözüm bakteriyel gübrededir. Bakteriyel gübre, bitkinin temel ihtiyacı olan azot ve fosforu organik yollardan karşılayan, verimi ve hastalıklara karşı direnci artıran bakteri içerikli gübrelerdir.
Bakteriyel gübreler, çiftçinin gübre, ilaç ve sulama masrafını azaltır. Toprağı zenginleştirir. Ürün kalitesini ve verimi artırır. Tamamen organik olan bakteriyel gübreler, bitkinin büyümesini, çiçek açmasını, meyve vermesini hızlandırır. Bitki hastalıklarına karşı koruma sağlar.”
Hüseyin ve İbrahim fikirlerini hayata geçirmek için bir dizi deney yaptıklarını ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü laboratuarlarında “rhizobium” adlı bakteriyi ürettiklerini söyledi.
Amaçları girişimcilik yarışmasında birinciliği kazanmak ve buradan alacakları para ödülü ile fikirlerini yaşama geçirmek.
Proje başarılı olur veya olmaz. Önemli olan iki gencin tarıma ilgi duyması. En karamsar dönemde gençlerin tarıma olan ilgisi, çözüm arayışı bizi heyecanlandırdı. Umudumuzu artırdı. Ülkeyi yönetenler, tarım politikasını yönlendirenler çözümü dışarıda, ithalatta arayacaklarına bu tür projelere destek verseler, Türkiye dünyanın en önemli tarım ülkesi olur. İthal eden değil ihraç eden ülke olur.

Reklam Ver

6 YORUMLAR

  1. Rhizobium bakterileri baklagillerin köklerinde konukçu olarak yaşarlar. Bilindiği gibi bu bakteriler havanın serbest azotunu fikse ederler. Hasattan sonrs toprakta kalan köklerdeki bu bakteriler sayesinde toprak azot yönünden zenginleşir. Bu bakterileri baklagillerin köklerinden izole edip laboratuvar ortamında çoğaltmak mümkün. Ancak baklagil ekilen alanlara bu bakteriler aşılanırsa sonuç alınır. Bir sonraki ürün için azot kazanımı sağlanmış olur. Bu proje yeni değil. Daha önce uygulandı.

  2. Hüseyin Bey öncelikle dikkatinize ve ilginize teşekkür ederim. Ancak projemiz bakterilerin keşfi üzerine değildir. Bu bakterilerin varlığı çok uzun yıllardır biliniyor. Bizim projemiz doğru formulasyonlarla bunları çiftçimizin kullanımına sunmaktır. Benzer uygulamalar bir çok ülkede yapılıyor. Ancak bizim projemizdeki hedefimizi birebir karşılayan söz konusu bir üretim Türkiye’de bulunmamaktadır. Projemiz sadece bahsi geçen bakteri değil bir çok farklı bakteri ve bakteri formulasyonlarından oluşmaktadır. Amacımız hem çiftçimizin üzerinde mali külfeti azaltmak hem de halkımızın çok daha sağlıklı tarım ürünleri tüketmesini sağlamaktır.

  3. DEĞERLİ DOSTLAR ÇİFTÇİ DOSTLARIMIZ ÇOK İYİ BİLİR BUĞDAYLARIMIZI TABAN GÜBRELİ VEYA GÜBRESİZ YETİŞTİRDİK. ÇUKUROVAMIZDA BİÇERDÖVERLER BAKIMLARINI BİTİRDİLER.ÇİFTÇİ GÜN SAYIYOR GÖZÜ KULAĞI HEM HAVADA HEMDE YETKİLİ MAKAMLARIN DUDAKLARININ ARASINDAN ÇIKACAK OSİHİRLİ RAKAM TABAN FİYAT AÇIKLAMASINI DÖRT GÖZLE BEKLİYORUZ.BU GÜNLERDE TÜCCAR AVUCUNU OVUŞTURMUŞ BUĞDAYINIZ 400- 450 LİRAYI GEÇMEZ DİYOR.ÇUKUROVANIN SARI SICAĞINA ÇİFTÇİNİN STRESİ EKLENİNCE KALP VE DAMAR HASTALIKLARI PATLAMASI YAŞANIYOR BÖLGEDE ALLAH ÇİFTÇİLERİMİZE SABIR VE SAĞLIK VERSİN.

  4. bizler etkin mikroorganizmalar üretip topraklarımıza karıştırdık, nafile .
    kuru yapılan ziraat sisteminde yeterli yağiş
    olmadığından dolayı bakterilerinde yaşamlarını
    sürdüremediler.
    bakteri kültürü organik madde açısından zengin topraklarda yaşarlarki bu durum bakterilerin beslenme ihtiyaçlarınıda karşılar.
    sonuç, bakteri hem rutubet hem de beslenme ister. yeşil gübreleme olmaksızın yapılacak bakteri gübrelemesi sonuçsuz kalacaktır.
    keşke çözüm basit olsaydı…

  5. Selçuk Bey.Öncelikle katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim. Uyguladığınızı söylediğiniz bakterilerin hangi bakteriler olduğunu ve nereden temin ettiğiniz öğrenmek isterim. Anladığım kadarıyla toprakların bakterilerin yaşaması için fazla kuru olduğunu söylemişsiniz. Ben bu görüşe katılmıyorum. Günümüzde yaygın sulama sistemi olan damlama sulamada bitkilerin kökler neredeyse sürekli ıslak kalmakta ve bu durum bakteriler için uygun koşulları sağlamaktadır. Topraktaki organik madde oranıyla ilgili size şu öneride bulunabilirim. Toprak analizlerinizi yaptırarak toprağınızdaki organik madde oranını öğrenebilirsiniz. Bu sayede bu oranı yeterli miktara çıkarmak için ne kadar ve hangi tür gübre kullanmanz gerektiğini öğrenebilirsiniz.

  6. İlahi Mehmet bey; Azot bakterisini bulup bir deneme yapilme başarırsı gösteren biri sizce organik madde analizini bilmez mi? :):):)

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız