Reklam Ver

hayHayvancılık politikasındaki yanlışlıklar dizisine bir yenisi ekleniyor. Yakın zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülecek “Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Tasarısı” ile Hayvan Islah Kanunu’nun yürürlükten kaldırılması öngörülüyor.
Islah çalışmalarını olumsuz etkileyecek, damızlık birliklerinin yapısını değiştirecek bu yasal değişikliğin gerekçesi de hazır; “Avrupa Birliği böyle istiyor.”
Avrupa Birliği, gerçekten de Hayvan Islah Kanunu’nun yürürlükten kaldırılmasını ve hayvan ıslahından vazgeçilmesini istiyor mu?
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilileri böyle bir iddiada bulunsa da, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ilişkin belgelerin hiçbirinde bu yönde bir talep yok. Tam aksine ilerleme raporlarında ve diğer belgelerde hayvancılık konusunda kaydedilen olumlu gelişmelerden, kayıt sisteminden övgüyle bahsedilir.
Kaldı ki, Avrupa Birliği istedi diye Türkiye hayvan ıslahından vazgeçebilir mi?
Hayvan ıslahı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında çok önemsenmiş ve Atatürk’ün üzerinde ısrarla durduğu bir konudur. Cumhuriyeti kuranların çıkardığı ilk yasalardan birisi Islahı Hayvanat Kanunu’dur. 1926 yılında kabul edilen bu kanun çerçevesinde cumhuriyetin ilk yıllarında önemli adımlar atıldı.
Öncelikle yerli ırkların kendi içlerinde ıslahına çalışıldı. Fakat bu şekilde yeterli ilerleme sağlanamayacağı anlaşılınca kültür ırkı hayvanlar ithal edilerek melezleme çalışmaları başlatıldı. 1970’li yıllardan itibaren ise öncelik ithalata verildi.
Daha sonraki yıllarda hayvan ıslahı ihmal edildiği için Türkiye, hayvan ıslahı yerine hayvan ithalatına zorlandı.
1980 sonrası uygulanan politikalar sonucunda hayvancılık sektörü çökünce, yeni arayışlar başladı. Hayvancılığı yeniden ayağa kaldırmak için pek çok teşvik paketi açılsa da istenilen başarı elde edilemedi.
Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 1999’dan itibaren Ulusal Islah Programı başlatıldı.
2001 yılında çıkarılan 4631 sayılı Hayvan Islahı Kanunu ile ıslah çalışmalarına yasal zemin hazırlandı. Dönemin Tarım ve Köyişleri Bakanı Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp’in bu çalışmaları, “Türk tipi inek” denilerek alaya alındı. Oysa yapılan çalışmalar çok önemliydi.
AKP Hükümeti’nin ilk tarım bakanı Prof. Dr. Sami Güçlü döneminde de bu program devam etti ve olumlu sonuçlar alındı. Fakat daha sonra çalışmalar önemsenmedi.
Şimdi de, “Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu” ile, biri geçici olmak üzere 23 maddeden oluşan 4631 sayılı Hayvan Islah Kanunu yürürlükten kaldırılıyor. Yeni kanunda hayvan ıslahı sadece bir madde olarak yer alacak.
Hayvan Islah Kanunu’nun kaldırılması hayvancılığı nasıl etkileyecek?
Bu soruyu kanunun çıkarıldığı dönemde Tarım ve Köyişleri Bakanı olan Prof. Dr. Hüsnü Yusuf Gökalp’e sorduk.
Yasanın kaldırılmasını “Hayvancılıktaki gelişmeleri durduracak” bir adım olarak niteleyen Gökalp, özetle şunları söyledi: “Hayvan Islahı Kanunu ile özellikle yerli damızlık üretiminin artırılmasını hedefledik. Buna yönelik maddeler koyduk. Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliklerini yetkilendirerek yetiştiricinin ahırında, işletmesinde hayvan ıslahının yapılmasını sağlamayı amaçladık. Hayvancılık desteklerini de damızlık birlikleri aracılığı ile verilmesini sağlayarak bu çalışmaların devamlılığını sağladık. Kayıt sistemi bu şekilde sağlıkı bir zemine oturdu. Bunlar bizim keşfettiğimiz, ilk kez uygulanan çalışmalar değildi. Amerika ve Avrupa’da böyle yapıyor. Üstelik onlar, ıslah sorununu çözmelerine rağmen hala taviz vermeden ıslah çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu tür teknik konularda parti siyaseti olmaz. Bizden sonra bu işi dejenere ettiler. Damızlık birlikleri bu işi yaparken tuttular süt üreticileri birliklerini kurdular. Destekleri yeni kurulan birlikler üzerinden vermeye başladılar. Islah çalışmaları emeklemeye başlamışken çalışmalar durdu. Oysa, Türkiye hayvancılığının kurtuluşu ıslahtadır.”
Ulusal Islah Programı’nın başladığı dönemde Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı olan İsmail Anıl, ıslah çalışmalarına ciddi emek verenlerden. Fransa’da hayvancılıkla ilgili bir fuardayken telefonla görüştüğümüz İsmail Anıl, yaptıkları çalışmaları anlatmakta zorlandıklarını söyledikten sonra: “Türkiye’de doğru yapılan ne varsa kaldırılıyor. Fransa’da fuardayım. Burada yapılan çalışmaları gördükçe ülkem adına utanıyorum. Medeni hiçbir ülke ıslah kanunundan vazgeçmez. Islahtan vazgeçmemizi isteyenler bizim hayvancılık yapmamızı istemeyenlerdir. Bizim etle değil, otla beslenmemizi istiyorlar. Avrupa’da ıslah çalışmaları bir asırdır yürütülüyor. Mükemmel bir yere geldiler. Biz geldiğimiz yerden geriye gidiyoruz. Islah olmadan hayvancılık gelişemez.” diyerek üzüntüsünü bizimle paylaştı.
Aydın Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sedat Güngör ise, çok önemli bir ayrıntıya dikkat çekiyor. Bitkisel üretimde tohumculuk yasası neyse hayvansal üretimde de ıslah kanununun aynı işlevi gördüğünü söylüyor. Hayvan Islah Kanunu’nun kaldırılması ile Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlikleri, Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birlikleri ve Damızlık Arı Yetiştiricileri Birlikleri’nin de olumsuz etkileneceğini ve bu birliklerin anasözleşmlerinin, tüzüklerinin yeniden yazılacağını hatırlatan Güngör’e göre, bu birliklerin ıslah çalışması, suni tohumlama yapmaları engellenebilir.
Yapılan bu değişiklikle, bugüne kadar bağımsız bir yapıda çalışan ve zaman zaman hükümete karşı sesini yükselten damızlık birlikleri de bakanlığın emrindeki örgütlere dönüştürülebilir.
Özetle, Hayvan Islahı Kanunu’nun kaldırılmasının altında pek çok hesap var. Hayvan ıslahından vazgeçmenin faturası çok ama çok ağır olacak.

Reklam Ver

5 YORUMLAR

  1. Hayvan islahında gelişmeyi hızlandıracak çözümler üretilmesini beklerken hayvan islahı kanununun kaldırılacağını duymak çok üzücü. Her ülke için ekonomik ve stratejik sektörlerin en başta geleni olduğunu düşündüğüm hayvancılık sektörüne büyük bir darbe vurulacağını görmek, Hem bir vatansever hem de bir Veteriner Hekim olarak beni düşündürmektedir.

  2. İlgililere,

    Öncelikle, HAYVAN ISLAHI konusunda, “DEVLET Politikası” denen kavramı acizane herkese hatırlatmakta SONSUZ fayda var.

    Şahsım gibi Uzmanlık alanı Üreme-Suni Tohumlama olan, veya bir önceki yorumcu Prof.Dr. Kamil Seyrek İNTAŞ hocamızın Doğum ve Jinekoloji uzmanı olması gibi, fikrimiz sorulsa ÜCRETSİZ olarak görüşlerimizi DEVLET adına beyan ederiz, DEVLET ÇALIŞANI olarak.

    Amerika’da mevcut yaklaşık 10 milyon Sütçü Holstein ırkı inekte %75 düzeylerinde başarılı şekilde Suni Tohumlama (Islah) yapılıyor. Avrupa ve Rusya’da da bu süregelen ISLAH oranları yaklaşık aynı düzeylerde iken, biz NEYİ tartışıyoruz?!

    Ülkeyi ilgilendiren konularda DEVLET olarak düşünmekte fayda var, şu-bu parti mensubu “politikacı” olarak DEĞİL;

    Saygılarımla,

    Doç.Dr. Ömer UÇAR
    Atatürk Üniv. Veteriner Fak.
    Dölerme ve Suni Toh. A.D. Bşk.
    ERZURUM

  3. Türkiyeden istenen avrupanın yaşlı nüfusuna bakacak huzurevi olmasıdır.yoksa tarımmış,hayvancılıkmış kimsenin umrunda değil.aksi halde mazota çay parası olacak desteği vermezlerdi.onuda verene kadar milletin anasını ağlatıyorlar.

  4. Sayın Yıldırım,
    tarıma verdiginiz destek için teşekkür ediyorum. Hayvan ıslahı Kanunun kaldırılması tamamen sizinde özetlediginiz gibi son yıllarda hayvancılıkta yapılan başarılı çalışmaların önlenmesi amaçlıdır.
    1. Özellikle Damızlık Sığırr Yetiştiricileri Birlikleri son yıllarda ülkemiz damızlık ihtiyacını karşılayabilecek duruma gelmişlerdir.
    2. Ciddi ıslah çalışmaları başlatılmış ve önemli gelişmeler kaydedilmiştir.
    3.tavukçulukta ilk defa kendi ebvey hatlarımızı geliştirip damızlık olarak satmaya başladık.
    3. Hayvan gen kaynaklarımızı koruma altına aldık.
    4.Bu çalışmalar devam ettirilebilirse kısa zamanda kendi ihtiyacımızı karşılayabilecek duruma gelebiliriz.

  5. 1. Türkiye’de ilk defa Üniversiteler ve Araştırma Enstitüleri yanında Damızlık Sıgır Yetiştiricileri Birliği ön soy kütüğü ve soy kütüğü çalışmaları ile ciddi geliştirme çalışmalarına başladılar.
    2. Tarım ve Köyişleri Bakanlıgı 2000 yılında (basına “Türk İneği” olarak yansıyan) bazı Üniversitelerimiz ve Araştırma Enstitüleri ile “Anadolu Alacası” geliştirme ıslah programını başlattı. Proje ile embriyo transferi çalışmalarında önemli gelişmeler sağlandı. Büyükbaş ve Küçükbaş hayvanlarda yeni “Islah Programları” başlatıldı.
    3. Özellikle Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlikleri önemli gelişmeler kaydetti.Bugün damızlık Sıgır Yetiştiricileri Birligi ülkemizin ihtiyacı olan “damızlık” hayvanların büyük bir kısmını karşılayabilecek duruma geldi. Yani, hayvan ithal etmek isteyen birilerinin artık “kaliteli damızlığımız yok” diyemezler. Soykütüğüne kayıtlı hayvanlarımızın süt verimleri bir çok AB ülkesinden daha iyi duruma geldi.
    4.Yerli hayvan ırklarımızın korunması ve ıslah çalışmalarında kullanılması için önemli mesafeler kat edildi.
    5. Tavukçulukta ilk defa kendi ebevenlerimiz ile tavuk ırkları geliştirildi ve bazı Türki Cumhhuriyetlere bu ırkları satmaya bile başladık.
    Bütün bunları ve daha saymadığımız ıslah çalışmaları söz konusu “Hayvan Islahı Kanununa” dayanılarak yapıldı. Ancak, bu kanun önemli bir gerekçe gösterilmeden ve AB istiyor teranesinin arkasına dayanılarak kaldırılıyor. AB bizden böyle bir şey istemiyor. Ancak, birileri yukarıda saydığım gelişmelerden rahatsız. Bu çalışmalara sekte vurulmak isteniyor. Zaten, son yıllarda çalışmalar Araştırıcılarımız ve Hocalarımızın fedakarlıkları ile zar zor götürülüyor. Kısaca, birileri bizim bu çalışmaları yapmamızı istemiyor. Durum budur. Bilgilerimi sizinle paylaşmak istedim.
    Saygılarımla
    Doç. Dr. Hamit AYANOGLU,Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Eski Müsteşarı
    E-posta: ayanogluh@yahoo.com

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız