Reklam Ver

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası’nca düzenlenen Tarım Haftası Paneli’nde Tariş’in 95 yılı ele alındı. Panel ile ilgili Kent-Yaşam’da yer alan haberi ve Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın “Tariş 1913-2010” başlıklı konuşmasının tam metnini aşağıda okuyabilirsiniz.
bornova Fotoğraftakiler: soldan sağa: Dr.Oktay Gökdemir, Prof.Dr.Oğuz Oyan, Prof.Dr. Kamil Okyay Sındır, Ali Ekber Yıldırım, Ahmet Çetinbudaklar Bornova Belediyesi Yeni Nikah Salonu’nda düzenlenen panelde konuşan Bornova Belediye Başkanı Prof Dr. Kamil Okyay Sındır, Tariş’in bir asırdır hizmet veren bir kuruluş olduğunu söyledi. Tariş eski Genel Müdürü Ahmet Çetinbudaklar, “Tariş benim için uyuyan bir devdir. Gerektiği zaman uyanır” dedi. CHP İzmir Milletvekili ve Tariş eski Genel Müdürü Oğuz Oyan, üretici birliklerinin idam fermanının 1998 ve 2000 yılları döneminde imzaladığını belirtti. Tariş Bank’a sermayesinin arttırılacağı genel kurula bir gün kala el konulduğunu anımsatan Dünya Gazetesi tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, “Tariş’in önemini anlamak için bir an Tariş pamuk, incir, zeytinyağı, üzüm birliklerinden birinin olmadığını düşünelim. Piyasada fiyatların ne olabileceğini düşünebiliyor musunuz?” diye konuştu.
Bugün eksik olanın aidiyet duygusu olduğunu söyleyen Tariş Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin, “Üreticiler burayı hala kendilerine ait mülkiyet olarak görmüyor” dedi. Tariş Pamuk Birliği Başkanı Mehmet Beliğ Azbazdar, “1900’lü yıllardaki aciz durumumuzdan bugün çok daha iyi olduğumuzu zannediyoruz ancak değiliz” diye konuştu. Her yeni gelen hükümette tarım politikalarının yeniden değiştirildiğini belirten Tariş İncir Birliği Başkanı Hasan Hüseyin Karazor, “Bu hükümetin gündeminde tarım politikası diye bir şey yok. Bizim işimiz çok zor” dedi.

Tariş 1915-2010 panelindeki konuşmam

Herkese Merhaba,
Tarım yazarlığım ile ilgili güzel sözler söylendi. Çok teşekkür ederim. Benim tarım yazarı olmamada Oğuz Oyan hocamızın rolü var. Oğuz Bey, Tariş Genel Müdürlüğü görevinden ayrıldığı gün gazetemiz DÜNYA’ nın sahibi rahmetli Nezih Demirkent, Oğuz hocanın bize yazı yazması için kendisi ile konuşmamı rica etti. Devir teslim töreninden sonra ben Oğuz Hoca’nın arabasını bindim. O zaman muhabir olarak çalışıyorum. Pek çok meslektaşım, haber atlattığımı zannederken, ben hocamıza iş teklifinde bulundum. Nezih Bey’in beklentisi Oğuz Bey’in tarım konusunda yazı yazmasıydı. Oğuz Bey çok memnun oldu ve yazı yazmaya başladı. Başlangıçta tarımla ilgili yazdı fakat bir süre sonra tarım yazmayı bırakıp, mali konularda yazınca Nezih bey, bana köşe yazmamı ve tarım konusunda yazmamı teklif etti. Bende kabul ettim ve 1996’dan beri sadece tarım yazıyorum. Oğuz Bey tarım yazsaydı ben tarım yazarı olamayacaktım. Bana bu görevi veren, yönlendiren ve aramızdan ayrıldığı 2001 yılına kadar büyük destek veren Sayın Nezih Demirkent’i saygıyla anıyorum. Nezih Bey bana bu görevi verdiğinde bana Sadullah Usumi’yi örnek göstermişti. Rahmetle andığım Ustam Sadullah Usumi, “Çiftçi Dostu” başlıklı köşesi ile Cumhuriyet’te yazıyordu. O’nu da saygıyla anıyorum.
Tariş, Türkiye’de kooperatifçiliğin öncüsü bir birlik. Temelleri 1913’e dayanan Tariş’ in kuruluş yıllarındaki Türkiye ile bugünkü Türkiye’yi pek çok yönden değerlendirmek mümkün. Ana hatlarıyla baktığımızda Tariş’in temellerinin atıldığı 1915’te incir üreticileri yabancı alıcılara karşı milli bir uyanış ile Tariş’in temellerini attı.
Bugün ülke tarımının içinde bulunduğu durum bu yönüyle 1913’ten farklı değil. Tarım politikaları ülke içinde değil, dışında belirleniyor. Hükümetler değişse bile uygulanan politikalar değişmiyor. Bugün Tariş pamuk Birliği, Amerika’nın, Yunanistan’ın pamuğuna karşı yaşam mücadelesi veriyor. Tariş Zeytinyağı Birliği İtalyan ve İspanyol yağcılara karşı mücadele veriyor… Üzümde, incirde durum farklı değil..
Ben Tariş’in tarihini ayrıntıları ile anlatacak değilim. Burada Tariş’in tarihini yapanlar ve yazanlar var. Sayın Oğuz Oyan’ın Genel Müdürlüğü döneminde Tariş’in ve Tarişbank’ın tarihi yazıldı.
Ben tanıklığını yaptığım son 20 yılda özellikle de son 10 yıla ilişkin bir gazeteci ve yazar olarak gözlemlerimi paylaşmak istiyorum.
Gazeteciliğe ilk başladığım yıllar Tariş’te genel müdür en güçlü olan kişiydi. Çünkü Genel müdür devletin atadığı, parayı getiren kişiydi. Yanlış hatırlamıyorsam Oğuz Oyan Tariş’ e atandığında “bilmem kaç trilyon lirayla geldi” diye haberler yazıldı.
Ahmet Çetinbudaklar’ ın Ulusllarası Zeytinyağı Konseyi’nde başkanlık yaptığını hatırlıyorum. Dünyadaki zeytinyağcılar İzmir’de toplanmıştı. Pek çok karar buradan alınmış, Tariş böyle dev organizasyonlara ev sahipliği yapıyordu.
Ahmet Çetinbudaklar az önce konuşmasında ben Tariş’te genel müdürlük yapan ilk mühendisim, Oğuz Bey ilk profesör dedi. Bu kurumda birde EGO genel müdürü o koltuğa oturdu. Oğuz Bey’den sonra Ankara’da EGO Genel Müdürlüğü’nden Tariş’e genel müdür atandı.
Daha sonra atanan bir genel müdür, Tariş birliklerinden birinin genel kurulu yapılırken Ankara’da işi var diye genel kurula katılmamıştı. Bende bunu yazımda yazdım. Kendisi çok alınmış. Davet etti Genel müdürlük odasında konuşurken, bana döndü dedi ki: “siz Tariş’le ilgili niye bu kadar çok yazıyorsunuz. Tariş’in İzmir’deki bir şirketten kuruluştan ne farkı var?.”
Bende kendisine, siz nereye atandığınızın farkında değilsiniz, yakında öğrenirsiniz veya öğretirler.
Sonra asla tanık olmak istemediğim olaylar gelişti.
2000 yılında birliklere “özerklik” sağlayacak diye Dünya Bankası’nın IMF ile birlikte tezgahladığı pis oyuna tanık oldum. Dünya Bankası, bir ülkenin tarımını yok etmeye karar verdiyse, o ülkede bir “reform” projesi uygular. Uygulanacak reform projesi ile, ülke tarımının darboğazdan kurtulacağı, rekabetçi yapıya kavuşacağı, zengin çiftçiler yerine fakir çiftçilerin destekleneceği, kurumların özerk, üretenlerin refah içinde yaşayacağı yalanlarıyla hem ülkeyi yönetenler hem de kamuoyu ikna edilir.
Dünya Bankası’nın 2000 yılında Türkiye’ye dayattığı Tarımda Reform Uygulama Projesi(TRUP veya İngilizce adıyla ARİP)’de aynen böyle uygulandı. Tarıma verilen tüm destekler kaldırıldı yerine üretime hiçbir katkısı olmayan doğrudan gelir desteği getirildi. Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri’nin yeniden yapılandırılarak özerk hale getirileceği ifade edildi. Çıkarılan 4572 Sayılı Yasa ile birliklere devletin mali desteği yasaklandı. Proje, 4 yıl uygulanacaktı, tasfiye süreci tamamlanamayınca 8 yıl uygulandı ve 31 Aralık 2008?de sona erdi. 
4572 Sayılı Yasa ile birliklere bundan sonra “özerk” olacaksınız hatta “genel müdürünüzü kendiniz seçeceksiniz” denildi. Pek çok birliğin hoşuna gitti. Genel müdür tayin etmek önemliydi. Güçlü genel müdürlükten güçlü yönetimlere geçileceği zannedildi. Oysa öyle olmadı. Genel müdürünüzü kendiniz atayacaksınız ama bizden bir kuruş para yok denildi. Yasanın geçici maddesine “birliklere devletten mali destek sağlanamaz” diye bir ibare konuldu. Anayasa’ya aykırı bir madde.
Birliklerin 1.5 2000 öncesi borçlarının tahkim edileceği, işten atılacak personelin kıdem tazminatlarının ödeneceği yasaya yazıldı.
Araya sıkıştırılmış ve birlikleri mutlu edecek birkaç maddenin karşılığında “birliklerin ruhu” teslim alındı.
Bu yasa ile Destekleme Fiyat İstikrar Fonu’nda 250 trilyon liralık bir fon oluşturuldu
Birlikler buradan kredi kullanacak, faiziyle geri ödeyecek,tekrar biriken para kredi olarak geri dönecek.
Devlet desteğinin olmayacağı madde yasa çıkar çıkmaz uygulandı. Tahkim maddesi ve personel kıdem tazminatlarının ödenmesi silah olarak kullanıldı. Birliklerin önlerine protokoller konuldu bunları yapmazsanız borcunuz tahkim edilmez.
Yasa ile kurulan ve birliklerin yeniden yapılanmasını sağlayacak Dünya Bankası’nın emrindeki Yeniden Yapılandırma Kurulu; Birliğin ürün fiyatından alım politikasına, iş planından yatırımlara, alınacak elemanlara, her şeye ben karar veririm diyerek belli şartlar öne sürerek bunları yapmazsan,DFİF’ ten yararlanamazsın, borcun tahkim edilmez, kıdem tazminatın ödenmez diyordu.
Yasanın uygulanması ile ne oldu?
Tariş ve pamuk örneği çok çarpıcı:
    1- Dünya Bankası’nın “reform” olarak dayattığı politikaların uygulanması ile Türkiye pamuk ekiminden hızla uzaklaştı. Tariş Pamuk ve diğer birlikler üreticiden aldığı pamuğu satarken ciddi zarara uğradı. Ekonomik kriz tekstil sektörünü vurunca pamuk ve iplikte büyük zarar oluştu. Tariş iplik fabrikasında üretimi durdurdu.
    2- Türkiye, pamuk ithalatına yılda 1 milyar dolar öderken, yarısı devlete toplam 350-400 milyon lira borcu olan asırlık Tariş’ in işletme sermayesi sorunu çözülemediği gibi, batması için özel çaba gösterildi.
    3- Birliklerin yeniden yapılanması sürecinde, Tariş’in sahip olduğu Tarişbank, Dünya Bankası’nın baskısı ile tasfiye edildi. Banka ihalesiz olarak Zorlu Grubu’na verildi ve Denizbank ile birleştirildi. Zorlu Grubu bankayı Belçikalı Dexia Grubu’na sattı. Tariş Pamuk Birliği’nin 108 milyon liralık borcu Denizbank’a. Sahip olduğu banka hukuksuz olarak elinden alındı ve o bankaya borçlandırıldı.
    4- Destekleme Fiyat İstikrar Fonu’ndan piyasa şartlarının çok üstünde faizle kredi kullanan Tariş Pamuk ve diğer birlikler faizi ve ana parayı ödeyemez duruma geldi. 
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Tariş Pamuk’a gönderdiği talimat tasfiye planı…
Bakanlık daha önce birlikleri yeşil sermeyenin kucağına iterek İslam Kalkınma Bankası’nın bir kuruluşu olan “Uluslararası İslami Ticari Finansman Kuruluşu(ITFC)’ndan kredi almaya zorladı. Şimdi de Milli Eğitim Bakanlığına, Sağlık Bakanlığına, Yüksek Öğretim Kurulu(YÖK) Başkanlığına ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı(TOKİ)’na yazı yazarak Tariş’ in gayri menkullerine müşteri arıyor. 
İşte “özerk” denilen birlikler yıllardır böyle talimatlarla yönetildi ve sonunda iflas noktasına getirildi.
Tarişbank’ ın Dünya Bankası emri ile Tariş’ten alınmasına tanık oldum. Tamamen hukuksuz bir biçimde. Yolsuzluk yok, hortumlama yok, içini boşaltmak yok. Olsaydı sorumlular ceza alırdı. Özkaynakları sermayesinin yükümlülüklerini karşılayamayacağı gerekçe gösterilerek bankaya el konuldu. Tariş’ in dört birliği paramız var sermayeyi artıralım dedi. Bunun için karar aldı. Sermaye artırımı için genel kurul tarihi belirlendi. Belirlenen tarihin dolmasına sadece bir gün kala Dünya Bankası, Birlikler Yasası’na göre sermayeyi artıramazsınız” dedi. Tarişbank’a hukuksuz bir şekilde el konuldu. Tam bir hukuk skandalı yaşandı…
Tariş, İzmir Gündoğdu meydanında on binlerce çiftçi ile miting yaptı, ama bankayı geri alamadı.
Denizbank’ı bu bölgede ve tarım bankacılığında ayakta tutan Tarişbank’ın elemanları, Tarişbank’ın birikimi ve Tariş’in ortakları. Ege’de Denizbank’tan kredi kullanmayan kaç çiftçi var acaba?
Ben Tariş’in 55 yıllık birlikteliğinin bozulmasına tanıklık ettim. 2005’te Tariş parçalandı. Dört birlik birkaç personel için birbirine düştü. Büyü bozuldu, güç bölündü ve her biri kendi başına kaldı. Buna tanıklık ettiğim için üzüldüm
Bugüne gelindiğinde geçen hafta Tariş pamuk Birliği’nin genel kurulunu izledim, keşke buna da tanıklık etmeseydim. Birliğin mal varlığı tek tek kürsüden okundu.Hepsi tek tek oylandı ve oybirliği ile satılmasına karar verildi. Oylama içimi sızlattı. Satılacak fabrikalar, iştirakler tek tek okunuyor, çiftçi kardeşim zahmet edip dinlemiyor bile. Üstünde oturduğu sandalye satılıyor farkında değil. Yada duyarsız. O mallar nasıl elde edildi? Kim bilir ne zorluklar yaşandı.
Tariş’te 20 yılda pek çok yönetici tanıdım. Elbette bugünlere gelinmesinde, bankanın kaybedilmesinde onların da sorumluluğu vardır. Herkes göreve en iyisini yapmak için talip olur. Ama yapamaz, yaptırmazlar.
Yönetenleri suçlamak işin kolayı.
Bakın Fiskobirlik devre dışı bırakıldı. TMO üç yıl fındık aldı. Fiskobirlik’in görevini yapmaya çalıştı. Devletin tüm olanakları seferber edildi. Hazine garantör oldu, yurt dışından kredi bulundu. Sonsuz yetkiler tanındı. Ama TMO fındık alımından dolayı devleti 1 milyar dolardan fazla zarara uğrattı. Bu yetmedi, Fiskobirlik’in TMO öncesindeki yönetiminin fındık politikası ile Türkiye 2 milyar dolarlık fındık ihracatı yaparken, TMO politikası ile ihracat yarı yarıya düştü. Ülkenin zararı bir kaç milyar doları geçti.
Fiskobirlik yok edildi. Fiskobirlik fındık piyasasında yok.
Bir an düşünün Tariş Pamuk Birliği olmazsa Türkiye’de pamuk üretimi ne olur? Pamuk fiyatı ne olur?
Bir düşünün Tariş Zeytin olmazsa zeytin ve zeytinyağında neler yaşanır?
İncir Birliği, Üzüm Birliği olmazsa tüccar ve ihracatçılar 1915’in şartlarını dayatmazlar mı?
Türkiye’nin ve üreticinin Tariş’e ihtiyacı var.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız