Reklam Ver

Yeni gün Gazetesi Yazarı Hasan Tahsin’in GDO ile ilgili yazılarımızı kaynak belirterek yazdığı ikinci yazı şöyle:
Öğrenebildiğim kadar yazacağım…
Sayın Başbakan’ın “buyurdukları” gibi de “bilmeden” yazmıyorum.
Bir kere Ali Ekber Yıldırım gibi siyaset üzeri, dik duruşlu bir tarım uzmanı gazeteci tanıyorum, takip ediyorum.
Sonra dün örneğin, Ziraat Profesörü Bornova Belediye Başkanı Kamil Okyay Sındır’la uzunca konuştum, önümüzdeki günlerde de konuşmayı sürdüreceğim.
İnternette mücadele veren “adam gibi” siteleri izliyorum, izleyeceğim…
Bornova Belediye Başkanı ile yaptığım “GDO sohbetini” yarın yazacağım. Hatta sevgili kardeşim ve Başkanın basın danışmanı Hatice’nin “çaktırmadan” çektiği fotoğraflardan birini de paylaşacağım sizinle. Başkan ve de Ziraat Profesörü Sındır’ın söylediklerini okuyunca, bakalım o market raflarından alışveriş ederken ne düşüneceksiniz? Ama şu kadarını söyleyim yarını beklemeden, ne alırsanız alın “içeriğine” bakın içinde “glikoz şurubu” olan bir gıda alacaksanız bence on değil, yüz kez düşünün…
Neyse dün söz verdiğim gibi bugün tarım uzmanı gazeteci Ali Ekber Yıldırım’ın sitesinde yazdığı yazılardan söz edeceğim.
Ali Ekber Yıldırım’ın 27 Ekim 2009 tarihli yazısının önemli bir bölümünü paylaşıyorum ki okuyanlar hatırlasın, okumayanlar “bilgilensin”.
Yazının başlığı “GDO kâbusu gerçek oldu…”
“2 Haziran 2009’da yapılan Bakanlar Kurulu Toplantısından sonra kamuoyuna açıklama yapmak üzere kameraların karşısına geçen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısının Bakanlar Kurulu’nda imzaya açıldığını ve bu yasa ile Türkiye’de GDO’nun önünün açılacağını söyledi. Bu açıklama yıllardır süren GDO tartışmasını alevlendirdi. Tartışmaya katılan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Türkiye’de GDO’lu ürünlerin üretiminin ve ithalatının yasak olduğunu ve bu yasağı kaldırmayı düşünmediklerini ifade etti. Bu açıklamalar üzerine 2 Temmuz tarihli yazımızda “Aynı hükümetin iki bakanı; birisi GDO’lu ürünlerin üretimine izin verileceğini, diğeri verilmeyeceğini söylüyor. Birisi doğruyu söylemiyor. Umarız doğruyu söylemeyen Cemil Çiçek’tir. Dünyanın önemli gen kaynaklarına sahip ülkelerden biri olan Türkiye’de GDO’lu ürünlerin üretimine ve tüketimine izin vermek tam bir felaket olur. Kimse bu kâbusu yaşamak istemiyor.” diye yazdık. Aynı günlerde Tarım Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğlu SKY Türk televizyonunda Enver Aysever’in “Aykırı Sorular” programında “GDO’ ya karşıyız. GDO’nun Türkiye’ye tohum olarak sokulmasını ve ekilmesini istemiyoruz. Cemil Çiçek beyin beyanatındaki GDO’ların önünü açacak bir Biyogüvenlik Yasası’nın çıkarılacağı söyleminin, kendisine yanlış bilgilendirilmede bulunulmuş olduğundan kaynaklanıyor. Aslında böyle bir şey söz konusu değil” diyerek hükümet sözcüsü Cemil Çiçek’i yalanladı.
Dün, Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelik, Cemil Çiçek’in değil Tarım Bakanı ve müsteşarının doğruyu söylemediğinin kanıtı oldu. Yönetmelikte dikkat çekici bazı düzenlemeler şöyle:
1- Yönetmelik, Türkiye’deki çiftçilerin GDO’lu tohumları alıp üretim yapmasını öngörmüyor. GDO’lu ürünlerin işleme, ithalat, ihracat, izleme, tescil, etiketleme, kontrol ve denetim ile ilgili usul ve esasları düzenliyor. Ancak, yem sanayi için ithal edilecek GDO’lu ürünlerin tohumluk olarak kullanılmasını önleyen bir düzenleme, mekanizma yok.

2- GDO’lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılmasını yasaklıyor. Fakat yemlerde kullanılması yasak değil. GDO içeren yemlerin hayvanlar tarafından tüketilmesi ve süt, yoğurt vb. hayvansal gıdalar aracılığı ile çocuklarında etkilenmesi mümkün. Bu yönüyle çocuklar da risk altında.

3- GDO karşıtlarının ifade ettiği gibi “bebekler için zararlı olan ve yasaklanan bu ürünler yetişkin insanlara zararı yok mu?” sorusunu gündeme getiriyor.

4- Yönetmeliğin getirdiği en tartışmalı uygulamalarından birisi, GDO’suz ürünlerin etiketinde GDO’suz olduğuna dair ifadelerin kullanılmasının yasaklanması. Daha açık anlatımla, tüketici aldığı ürünün GDO’lu olup olmadığını öğrenemeyecek. Çünkü GDO’suz ürün tüketmek isteyen tüketici aldığı ürünün etiketinde bunu göremeyecek. Tüketici açısından büyük risk taşıyan bu düzenleme aynı zamanda GDO’suz ürün üreten işletmeleri de bunu ürünlerin etiketine yazamayacağı için cezalandıracak. Sadece bu düzenleme bile yönetmeliğin yargıda iptal edilmesine neden olabilir.

5- Yönetmelikle bağımsız, bilimsel, teknik risk değerlendirme komitesinin kurulması ve bu komitede uzmanların görev yapması öngörülüyor. Bağımsız ve bilimsel denilen komiteyi oluşturacak uzmanlar listesi, ağırlıklı olarak Tarım Bakanlığı’na bağlı kurumlardan ve üniversiteler, TÜBİTAK ve araştırma enstitülerinde görevli konu ile ilgili uzman veya öğretim üyelerinden oluşturulacak. Komitenin sekretaryasını Bakanlık kuruluşu olan Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü(TAGEM) yürütecek. Komite TAGEM in daveti üzerine toplanacak. Komite, başvuruları toplantının ilk gününden başlamak üzere 90 gün içinde karara bağlamak zorunda. Komite, her türlü iş ve işlemlerinde Bakanlığa karşı sorumlu olacak. Bu yapıda bir komitenin bağımsızlığı ve bilimselliği çok tartışılacak. Dünyada ilk kez 1994 yılında ticari olarak piyasaya sürülen GDO’lu ürünler, 1998 yılından bu yana, Türkiye’ye girdiği biliniyor. Yılda iki milyon ton civarında GDO’lu mısır ve soyadan üretilen işlenmiş ürünlerin, 800?den fazla çeşitle tüketici sofrasına ulaştığı biliniyordu. Özetle, gayri resmi olarak ülkeye giren GDO’lu ürünlere bu yönetmelikle kapılar sonuna kadar açıldı ve GDO kâbusu gerçek oldu. Halkın sağlığını, ülkenin gen kaynaklarını, tarımı doğrudan tehdit eden, hükümetin GDO açılımı da çokça tartışılacak.”
GDO denen canavar, amacı ve kâbesi sadece “para” olan uluslar arası dev sermayenin oyuncağı. Ama bu oyuncak insan ırkının geleceğini ciddi olarak tehlikeye sokuyor, soktu. Avrupa ve dünyanın pek çok bilim insanı GDO canavarlığını haykırırken Türkiye’de hala ciddi bir kamuoyu oluşamıyor. Bunun nedeni aslında çok biliniyor ki biz buna kısaca “medya – ticaret ve kirli siyaset üçgeni” diyoruz. Türkiye’de pek çok gıda şirketi, tüketelim diye ürettiği yiyeceklere bilerek veya bilmeden GDO katıyor. GDO’nun girdiği toprak “toprak” olmaktan çıkıyor, çiftçi köleleşiyor, ülke bağımsızlığını yitiriyor.
GDO karşıtlığı için ben yazmaya devam edeceğim. Yeter ki siz de kulak verin ve dikkatli tüketici olun… Yani susmayın susmayın susmayın!

Canavar GDO’ya devam…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

4 YORUMLAR

  1. Geçtiğimiz yıllarda akp den önceki hükümet zamanında sağlık bakanı abdnin talep ettiği 10 bin ( rakam yanlış olabilir fakat haber doğru )tüp türk kanını ikiletmeden abdye gönderdi.Yıllar sonra bu haberler ülkemiz üzerinde her yönden adım adım kurgulanan oyunun açık göstergesidir diye düşünüyorum.

  2. İzin verilen GDO ve ürünlerinin kayıt altına alınması ve ürünün her aşamada takibinin sağlanması amacıyla, GDO ve ürünlerini ithal edenler, işleyenler ve piyasaya sunanlar Bakanlığa beyanda bulunmak, GDO ve ürünlerini GDO içerdiğine dair belgeler eşliğinde nakletmek, taşımak ve etiketleme kurallarını uygulamakla yükümlüdür….. bu tarz yazılar yazmadan önce yönetmeliği ( GIDA VE YEM AMAÇLI GENETİK YAPISI DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR
    VE ÜRÜNLERİNİN İTHALATI, İŞLENMESİ, İHRACATI, KONTROL VE
    DENETİMİNE DAİR YÖNETMELİK ) dikkatlice okumak gerekir bence…(4. maddede yazılan ibareye karşı ) Ayrıca GDO ların anitbiyotige karşı dirençlı olanların üretimi ithalatı yasak.. Bu da yöentmelikte geçiyor….

    Tamam belki çok doğal, sentetik bir uygulama değil fakat reel olan taraflarını tartışmakta fayda var yönetmelik üzerinden gitmek ve orada yazılı olan ifadeleri DOĞRU ve ETKİN yorumlamak gerekir…

  3. DEĞERLİ ARKADAŞLAR TÜRKİYEDE KANSER VAKALARI ÇOK YÜKSELDİ NEDENİDE BELLİ AMERİKANIN SANAYİDE KULLANDIĞI GDO LU ÜRÜNLERİ BİZİM İTHALATÇI VE GIDA ÜRETEN FİRMALAR UCUZA GETİRİP SOFRAMIZA SUNARAK HALKIN SAĞLIYLA OYNUYORLAR KARGAŞADAN YARARLANIP BUNU RESMİYETE DÖKECEKLERDİ AMA PLANLARI TUTMADI

  4. Bir GDO muz eksikti.Susmak istemiyoruz keşke birlik olsak yollara düşsek.Anneler.Aileler neyiniz var tık yok çocuklarımız kısırlaştırılıyor,bağışıklık sistemleri zayıflıyacak İşte diz çöktüremedikleri ülkemizi geleceğini zayıflatarak sahip olacaklar.Sayın tarım bakanım ve başbakanım vebalimizi almayın sizde hayır diyecek yürek yokmu.Biz yetiştirip satalım nasıl

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız