Reklam Ver

İzmir’de yayın yapan Yenigün Gazetesi’nin yazarı Hasan Tahsin, GDO’larla ilgili yazılarımızı kaynak göstererek önemli bir yazı yazdı. İşte o yazı: 
 
Kuşkularla dolu “domuz gribi ve aşısı” bir yandan, diğer yandan “kardeşimin katiline kardeşim” dedirtme dayatmaları, öbür yandan içi boş, ruhsuz ulusal coşku…
Medyanın dansözlüğü ve “maskeli balolarla” gözümüze sokulan “yeni düzen” yöntemleri yanında bir de sessizce hayatımızı etkileyen tehditler var.
Hem de Sünni alevi, türk kürt, sağcı solcu, zengin fakir, hocacı locacı, kadın erkek hepimizin hayatını karartabilecek işler yapılıyor.
“Ortalık toz dumanken… Ahali, PKK’lıların memlekete gelişiyle meşgulken, dikkatler darbe marbe iddialarına yoğunlaşmışken, ana-babalar domuz gribi endişesine kafa yorarken… Kaşla göz arasında, TBMM’yi bypass ederek, şak diye yönetmelik çıkardılar… Ve “genetiği değiştirilmiş organizma”ların ithalatını serbest bıraktılar” diye yazdı Yılmaz Özdil.
Okumuşunuzdur da ne yapacağız şimdi?
Acaba GDO terörizmine “eyvallah” çekenlere,  CHP’liler bu kez ne “maskesi” takarak “tepki koyacaklar”?
Ya AK Partililer?
Onlar alışveriş etmeyecek mi?
Bu dünyada hala paradan daha önemli olanın sağlık olduğuna inanan “insanların” karşı çıktığı genetiği değiştirilmiş gıdalara karşı “bakan ve vekil” olmayan AK Partililer de yapacak? Mesela Ömür Kabak yine “konuşmak” için çıkıp “halkımız GDO’lu gıdaları açılım gibi destekliyor” diyebilecek mi?
Ya da İzmir Emniyet Müdürlüğü velev ki bir maça “GDO’lu gıdalara hayır” pankartı getirilirse “remi görüşü açıklamamak” bahanesiyle “yasak” koyacak mı?
Peki, bu GDO’lu zehirlere Diyanet İşleri ne düşünce belirtecek?
Allahın nimetlerinin genleriyle oynayıp insanlara yedirmek günahtır diyecek mi, ipek sırmalı diyanet işleri başkanımız?
Ortodoks ve Ermeni patriğiyle Yahudi Hahambaşını da merak ediyorum…
Hatta “İmralı’daki” acaba bu hafta avukatlarına “GDO hakkında” beyanat verecek mi?
Neyse, Resmî Gazete’nin 27388 sayılı yayının Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan bir Yönetmelik çıktı:
“Gıda ve yem amaçlı genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinin ithalatı, işlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimine dair yönetmelik.”   
Tabii bu yönetmelik açılım, domuzun gribi ve aşısı gibi konular kadar yer tutmadı aslan yürekli tavuk cesaretle genel ve yerel medyada… Birkaç Yılmaz Özdil ve Ali Ekber Yıldırım gibi “kudretten cesur” gazeteciyi tenzih ediyorum tabii…
Oysa ortalık karışmalıydı…
Eylemler konmalıydı…
Açıkçası, alenen söylüyorum, sokağa dökülmeliydik ayrımsız hepimizi…
Çünkü bu siyasi düşüncelerle falan açıklanamaz. Bu “vampirlikleri” ayyuka çıkmış dev sermayenin yine ayrımsız hepimizi rant uğruna zehirlemek için oynadığı yeni kapitalist oyun.
Yılmaz Özdil “herkesin anlayacağı” dilden açıkça yazmış işte. Araştırmış, soruşturmuş yazmış: “Yersen ne oluyor? Avrupa’da resmen kanıtladılar; bağışıklık sistemini çökertiyor, kansere yol açıyor, kan yapısını bozuyor, sindirim sistemini harap ediyor, karaciğeri haşat ediyor, erken doğuma-kısırlığa sebep oluyor… Antibiyotik şırınga ettikleri için, farkında olmadan bağışıklık kazanıyorsun, hastalandığında antibiyotik alıyorsun, havagazı. İsviçre sokmuyor, Yunanistan sokmuyor, o beğenmediğin Sarkozy “Bunları Fransa’ya sokanı oyarım” diye yasa çıkardı… Burası dingonun ahırı mı? Aman yemeyelim dersen, nasıl yemeyeceksin? Nasıl ayırt edeceksin? Koklasan aynı, ellesen aynı, tatsan aynı, laboratuara götürüp analiz ettirecek değilsin… Nereden anlayabilirsin? Etiketinden… Etiketin üzerinde “Bu üründe genetiği değiştirilmiş organizma var” yazmalı ki, bakıp anlayabilesin, di’mi? Şimdi sıkı durun…  Bunların memlekete girişine izin veren yönetmelik diyor ki, “Etiketlere genetiği değiştirilmiş organizma içermez yazılamaz!””
Vaziyet bu işte…
Sağlık Bakanlığı’nın “domuzun gribi” hassasiyetine işte bunun için güvenemiyorum… Tarım Bakanlığı’nın bu akla ziyan işine Sağlık Bakanı, tıpkı “domuzun gribi aşısına” karşı çıkanlara yaptığı gibi sert tepki koymalıydı…
Koyduğunu duymadım!
Türkiye ne yazık ki içindeki tüm insanlarıyla dünya vahşi sermayesinin arenası oldu…
Lakin bu arenada aç aslanlara atılacak zavallı köleler kimler, işte bunu iyi bilmek gerekiyor.
Bu konuya yarın da devam edeceğim. Yarın tarım dünyasının tartışmasız uzman gazetecisi Ali Ekber Yıldırım’ın yazılarından bahsedeceğim…
Böylesine yaşamsal bir konuyu siyasetin dipsiz kuyusuna atmadan hep birlikte tartışmalıyız. Çünkü bu zehir gıdalarımıza “resmen” girdiğinde kendine kurban ararken ne AKP ne CHP ne MHP ne DTP ayırmaz.
Bir beklentim var aslında. İzmir’de bu rezalete tepkilerimize özellikle bir kişinin liderliğini bekliyorum. Üstelik o kişi şimdi bir belediye başkanı.
Bornova Belediye Başkanı Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır’dan söz ediyorum. Biliyorum ki “eskiden” olsaydı Kamil Hoca şimdiden “başa geçmişti”. Yerel yönetimlerin bu “GDO” vahşetine karşı ciddi bir şeyler yapabileceğine inanıyorum. Özellikle de organik tarımın teşviki konusunda. Başkan Sındır’la en yakın zamanda görüşüp mutlaka öğreneceğim. Çünkü Prof. Dr. Kamil Okyay Sındır GDO konusunda da çok ciddi çalışmalar yapmıştı. İyi hatırlıyorum.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız