Reklam Ver

Bu sütunda 2 Temmuz 2009 tarihli yazımızın başlığı, “GDO kabusu” ydu. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın hazırladığı ve 26 Ekim 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi,İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik” ile kabus gerçek oldu.
Dün Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelikle Türkiye’de Genetiği Değiştirilmiş Organizmalardan (GDO) elde edilen ürünlere resmen izin verildi. Bu sürece nasıl gelindiğini kısaca hatırlatmakta yarar var.
2 Haziran 2009’da yapılan Bakanlar Kurulu Toplantısından sonra kamuoyuna açıklama yapmak üzere kameraların karşısına geçen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısının Bakanlar Kurulu’nda imzaya açıldığını ve bu yasa ile Türkiye’de GDO’nun önünün açılacağını söyledi.
Bu açıklama yıllardır süren GDO tartışmasını alevlendirdi. Tartışmaya katılan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Türkiye’de GDO’ lu ürünlerin üretiminin ve ithalatının yasak olduğunu ve bu yasağı kaldırmayı düşünmediklerini ifade etti.
Bu açıklamalar üzerine 2 Temmuz tarihli yazımızda “Aynı hükümetin iki bakanı; birisi GDO’ lu ürünlerin üretimine izin verileceğini, diğeri verilmeyeceğini söylüyor. Birisi doğruyu söylemiyor. Umarız doğruyu söylemeyen Cemil Çiçek’ tir. Dünyanın önemli gen kaynaklarına sahip ülkelerden biri olan Türkiye’de GDO’ lu ürünlerin üretimine ve tüketimine izin vermek tam bir felaket olur. Kimse bu kabusu yaşamak istemiyor.” diye yazdık.
Aynı günlerde Tarım Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğlu SKY Türk televizyonunda Enver Aysever’ in “Aykırı Sorular” programında “GDO’ ya karşıyız. GDO’ nun Türkiye’ye tohum olarak sokulmasını ve ekilmesini istemiyoruz. Cemil Çiçek beyin beyanatındaki GDO’ ların önünü açacak bir Biyogüvenlik Yasası’nın çıkarılacağı söyleminin, kendisine yanlış bilgilendirilmede bulunulmuş olduğundan kaynaklanıyor. Aslında böyle bir şey söz konusu değil” diyerek hükümet sözcüsü Cemil Çiçek’i yalanladı.
Dün, Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelik, Cemil Çiçek’in değil Tarım Bakanı ve müsteşarının doğruyu söylemediğinin kanıtı oldu.
Yönetmelik ile ilgili ayrıntıları bugünkü DÜNYA Gazetesi’nde okuyacaksınız. Yönetmelikte dikkat çekici bazı düzenlemeler şöyle:
1- Yönetmelik, Türkiye’deki çiftçilerin GDO’lu tohumları alıp üretim yapmasını öngörmüyor. GDO’lu ürünlerin işleme, ithalat, ihracat, izleme, tescil, etiketleme, kontrol ve denetim ile ilgili usul ve esasları düzenliyor. Ancak, yem sanayi için ithal edilecek GDO’lu ürünlerin tohumluk olarak kullanılmasını önleyen bir düzenleme, mekanizma yok.
2- GDO’lu ürünlerin, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılmasını yasaklıyor. Fakat, yemlerde kullanılması yasak değil. GDO içeren yemlerin hayvanlar tarafından tüketilmesi ve süt, yoğurt vb. hayvansal gıdalar aracılığı ile çocuklarında etkilenmesi mümkün. Bu yönüyle çocuklar da risk altında.
3- GDO karşıtlarının ifade ettiği gibi “bebekler için zararlı olan ve yasaklanan bu ürünler yetişkin insanlara zararı yok mu?” sorusunu gündeme getiriyor.
4- Yönetmeliğin getirdiği en tartışmalı uygulamalarından birisi, GDO’suz ürünlerin etiketinde GDO’suz olduğuna dair ifadelerin kullanılmasının yasaklanması. Daha açık anlatımla, tüketici aldığı ürünün GDO’lu olup olmadığını öğrenemeyecek. Çünkü, GDO’suz ürün tüketmek isteyen tüketici aldığı ürünün etiketinde bunu göremeyecek. Tüketici açısından büyük risk taşıyan bu düzenleme aynı zamanda GDO’suz ürün üreten işletmeleri de bunu ürünlerin etiketine yazamayacağı için cezalandıracak. Sadece bu düzenleme bile yönetmeliğin yargıda iptal edilmesine neden olabilir.
5- Yönetmelikle bağımsız, bilimsel, teknik risk değerlendirme komitesinin kurulması ve bu komitede uzmanların görev yapması öngörülüyor. Bağımsız ve bilimsel denilen komiteyi oluşturacak uzmanlar listesi, ağırlıklı olarak Tarım Bakanlığı’na bağlı kurumlardan ve üniversiteler, TÜBİTAK ve araştırma enstitülerinde görevli konu ile ilgili uzman veya öğretim üyelerinden oluşturulacak. Komitenin sekreteryasını Bakanlık kuruluşu olan Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü(TAGEM) yürütecek. Komite TAGEM in daveti üzerine toplanacak. Komite, başvuruları toplantının ilk gününden başlamak üzere 90 gün içinde karara bağlamak zorunda. Komite, her türlü iş ve işlemlerinde Bakanlığa karşı sorumlu olacak. Bu yapıda bir komitenin bağımsızlığı ve bilimselliği çok tartışılacak.
Dünyada ilk kez 1994 yılında ticari olarak piyasaya sürülen GDO’ lu ürünler, 1998 yılından bu yana, Türkiye’ye girdiği biliniyor. Yılda iki milyon ton civarında GDO’ lu mısır ve soyadan üretilen işlenmiş ürünlerin, 800’den fazla çeşitle tüketici sofrasına ulaştığı biliniyordu.
Özetle, gayri resmi olarak ülkeye giren GDO’ lu ürünlere bu yönetmelikle kapılar sonuna kadar açıldı ve GDO kabusu gerçek oldu. Halkın sağlığını, ülkenin gen kaynaklarını, tarımı doğrudan tehdit eden, hükümetin GDO açılımı da çokça tartışılacak.

GDO kabusu gerçek oldu..
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

6 YORUMLAR

  1. Şu güzel memleketimizin, havasına, suyuna, toprağına ve doğal olarak yetiştirilebilecek, dünyanın hiçbir yerinde; rengiyle, kokusuyla, besin değeriyle, lezzetiyle bu denli cömert davranılmamış güzel meyva, sebze ve diğer ürünlere, hiç bir şey adına ihanet edilmemesi en büyük dileğimdir.
    Umarım artık bozmak için değil, en iyiyi yetiştirmek için uğraş verilir.
    Saygılarımla,

  2. GDO ILE ILISKISI OLAN HER TURLU URUNE KARSI OLMALIYIZ GORUSUNDEYIM.
    TURKIYE YAVAS YAVAS KENDI IHTIYACI OLAN TOHUMLARI URETME KABILIYETINI KAYBEDIYOR.BUNU ILERIDE BIZE KARSI KULLANACAKLARINDAN KIMSENIN SUPHESI OLMASIN.
    KENDI DEGERLERIMIZE SAHIP CIKMAMIZ LAZIM.
    DEVLETIN BU KADAR KURULUSU VE YATIRIMI VARKEN AYNI DEVLETIN BU ITHALATLARA EVET DEMESI COK YANLIS OLUR.
    TARIMI ILERLETMEK BIRAZ DA BAGIMSIZ OLMASIYLA DOGRU ORANTILI DEGIL MI?

  3. insana, toprağa değer vermeyen bu yönetimden daha fazlasını beklemek hata olurdu.
    bu insanlık ayıbının altında imzası olan yöneticileri tebrik ederim.

  4. Bu kadar bilinçsizce ve sadece başka ülkelerle olan çıkar anlaşması amacıyla yapılan ürünleri sanki biz ya da onlar bu ülkenin vatandaşı değilmişiz gibi bize tükettirmeye çalışıyorlar.En küçük bir olumsuzlukta sen en yakındakileri korumaya,kollamaya çalışırsın,insanlık içgüdüsüdür bu.Fakat biz bu ülkenin vatandaşı olduğumuz halde bizi koruyup kollayacak olanları göremiyorum ben.Hadi onların bizi düşünmesini bırakalım,bari izin verin etiketlere GDO’lu ürünler olup olmadığı yazılsın da biz kendimizi koruyabilelim.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız