Reklam Ver

İzmir, son çeyrek yüzyılda çoğunlukla merkezi yönetime muhalif tercihleri ile öne çıktı. Bu muhalif kimliği ve merkezi iktidar ile uyuşmayan kararları nedeniyle İzmirliler’ in cezalandırıldığı, kentin ekonomik kalkınmada geri bırakıldığı her fırsatta tartışılır. 
Bu tartışmalar süredursun, bulunduğu bölge, sahip olduğu ekonomik güç ve potansiyel, tarihi geçmişi ve misyonu, altyapısı ve birikimi ile İzmir, göz ardı edilecek, cezalandırılacak bir kent değil.
Sanayi, turizm, ticaret, tarım, teknoloji ve hizmet sektörleri başta olmak üzere pek çok alanda ülke ekonomisine çok büyük katkısı olan İzmir, kalkınma mücadelesini çok yönlü olarak sürdürüyor. Bu mücadele, yerel yönetimler tarafından planlı, çevreye, doğaya zarar vermeden, kentli, köylü ayrımı yapılmadan kaynaklar en adil biçimde kullanılarak sürdürülmeye çalışılıyor. Özellikle tarım ve kırsal kalkınmaya yönelik çabalar bir çok kente örnek olacak nitelikte.
Aziz Kocaoğlu, Mart’ta yapılan seçimde Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine yeniden seçildikten sonra İzmir’in kalkınma çalışmalarına yön verecek önemli bir oluşuma imza attı. Kendi deyimi ile “katılımcı demokrasi ve yönetişim anlayışının ürünü” olan İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu’nu kurdu. Bu kurulda İzmir’in ekonomisine yön veren 80 kişi kurumlarını temsilen yer alıyor.
Bu tür oluşumlarda, çalışmalarda kalkınma denilince akla genellikle sanayileşme gelir. Tarım sektörü kalkınmanın önünde engel olarak görülür. İzmir’de bu konuda da çok farklı bir yaklaşım var. Tarım sektörü kalkınmanın ana dinamiklerinden birisi olarak kabul ediliyor. İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu’nda, İzmir’in ve bölgenin en büyük tarım kuruluşu olan  Tariş, 4 birliği ile temsil ediliyor. İzmir Ziraat Odası, Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, İzmir Ticaret Borsası gibi tarımla ilgili kurumlar var. Ayrıca tarımsal hammadde kullanan ve ülke genelinde marka olan  Dimes, Orkide, Özgörkey, Sunel Tütün, Yaşar Holding gibi kuruluşların yöneticileri de bu kurulda görev yapıyor. Özetle, İzmir’in kalkınmasına yön veren kurulda tarım sektörü en geniş biçimde temsil ediliyor.
İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu’ nun çalışmaları geçen hafta İzmir’deki medya kuruluşlarının temsilcilerine, yazarlara ayrıntılı olarak tanıtıldı. Kurul’un uygulayacağı öncelikli projeler arasında İzmir’in tarımsal potansiyelini değerlendirecek çok önemli çalışmalar var.
    1- İzmir’in Selçuk İlçesi’nde organik tarıma dayalı sanayi bölgelerinin kurulması. Aziz Kocaoğlu’ nun verdiği bilgiye göre,bu proje kapsamında 350 dönümlük alanın kamulaştırılması yapıldı. Altyapı çalışmaları devam ediyor. Küçük Menderes Havzası’ndaki tarımsal ürünlerin işlenmesi ve paketlenmesi burada kurulacak tesislerde yapılacak.
    2-  Kemalpaşa İlçesi Bağyurdu Beldesi Halilbeyli Köyü’nde ve Menemen İlçesi Seyrek Beldesi’nde olmak üzere 2 ayrı organize hayvancılık bölgesinin kurulması öngörülüyor.
    3- Bayındır İlçesi’nde Çiçekçilik Organize Sanayi Bölgesi kurulacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, yaptığı protokol çerçevesinde çiçek, süs bitkisi ve benzeri ihtiyaçlarını ithal etmek yerine Bayındır’daki üreticilerden alıyor. Bu proje ile, ilçedeki üreticiler daha organize ve daha verimli bir çalışma ortamına kavuşacaklar.
Türkiye’de ilk kez  büyükşehir belediyesi bünyesinde “Tarım Daire Başkanlığı” kuran İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tarım konusundaki çalışmaları bu projelerle bir adım daha ileriye gidecek ve İzmir’in kalkınmasına büyük katkı sağlayacaktır.
Bütün bu projelerden, çalışmalardan daha önemlisi, sadece İzmir’i değil Ege Bölgesi’nde yaşayan herkesi yakından ilgilendiren, yaşamlarını doğrudan etkileyen  Gediz Nehri’nin temizlenmesi projesidir. İzmir’in öncülüğünde Kütahya, Manisa, Uşak’ın işbirliği ile Gediz Nehri’ndeki kirlilik önlenirse tarıma, çevreye, insanlığa en büyük hizmet olur. 
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin  tarım ve kırsal kalkınma projelerine İzmirliler sahip çıkar ve desteklerse hem daha sağlıklı, daha güvenli ve daha ucuz gıda tüketimi sağlanmış olur hem de İzmir kalkınır.
                                       ******
    
Bülent Yardımcı’ yı yitirdik…
Tarım konusunda yazı yazan pek az gazeteciden biriydi Bülent Yardımcı. Trabzon, Ordu, Giresun, Karaman, Bayburt, Tokat, Ayvalık, Aydın, Ankara ve Anadolu’nun pek çok yerinde tarımla ilgili pek çok toplantıya birlikte katıldık. Soyadına yakışır bir dostlukla hep “Yardımcı”ydı. Sorgulayan, araştıran, en ince ayrıntısına kadar öğrenen ve bunu yaza,paylaşan bir gazeteciydi. İnanmadığı hiçbir şeyi söylemez, yazmazdı.
Tarımla ilgili kimi toplantılarda beni göremeyince telefon açar “niye gelmedin” diye sorardı. Beğendiği yazılar için  “çok iyi yazmışsın eline sağlık” diye kısa mesajlar atar, cesaretlendirirdi. Birlikte tarım dergisi çıkaracağımızı söyler, aklına geldikçe “emekliliğine ne kadar kaldı?” diye sorardı.
Tarımcılar gerçek bir dostunu, emekçisini yitirdi. Toprağı bol olsun. Bülent abiyi çok özleyeceğiz.

Reklam Ver

2 YORUMLAR

  1. Beynine, kalemine sağlık…Sözde kentleşme adına tarımımız yok edildi. Evet, kentleşme gelişmedir ama tek başına değil. Son 30 yılda tarımımiz maalesef yok edildi. Oysa fazla düşünmeye de gerek yok; Ab ülkeleri, ABD’de yapılanlar ortada. Destek, kooperatifleşme şart. Köylerden göç ettirdiğimiz insanlara kentlerde iş bulamıyoruz, konut veremiyoruz. Birlikleri, Et Balık, SEk gibi kurumları yok ettik. Şimdi de devlet eliyle üretici birlikleri kurmaya çalışıyoruz… Söylenecek çok söz var ama…

  2. Tarımı anlatan adam Bülent Yardımcı ‘nın ardından
    Bülent Yardımcı ile ilk karşılaştığımızda çok şaşırmıştım.
    Boynunda asılı fotoğraf makinası elinde not defteri ve kalemi ile unutuğumuz eski zaman gazetecilerine benziyordu. Benim de tarım ile ilgili olduğum söylenip tanıştırılmamızdan sonra , tarım ile ilgili,bağda yapılan bir basın toplantısında tarım cahili meslektaşlarının sordukları komik soruları anlatmıştı .
    Aşı gözü ne demek bilmiyorlar. Kar yağdığı zaman felaket diye manşet atıyorlar, kar İstanbul’da felaket olabilir ama Anadolu ‘da berekettir demişti.
    Milliyet gazetesinde pazar günleri ilgili tam sayfalar, tarım ve gıda sektörüne vakıf bir gazetecinin eseriydi. Tarım ve gıda sektörüne vakıf olduğu için,neyin yeni olduğunu hemen anlar ve gazetecilik refleksi hemen devreye girerdi.
    Durdu Amca’nın tarlasında uydu kontrollü tarım yaptılar gibi bir çok yenilik onun kaleminden okundu.
    Bu kadar gazetenin basıldığı onlarca tv kanalı olan medyada Bülent Yardımcı gibi bir uzman gazeteciye sisitemin içinde yer bulamayıp bir kenarda kalmasını bu günün medya yöneticilerileri kendilerini sorgularlarmı acaba? Arkasından onu öven yazıları okurken insanın aklına neden yaşarken bu uzman gazeteciye gereken önem neden verilmedi diye sormak bir nafile soru mu?
    Tarım ve gıda sektöründe uzman gazeteci sayısının bu kadar az olması gazete ve tv’lerde bu iki dev sektörü anlatan programların yapılmaması tarım ve gıde sektörünün en büyük eksikliklerinden biri değil mi?
    Üstelik , gıda sektörü medya ‘nın en büyük reklam veren sektörlerinden biri.
    Tarım sektörü için bunu söylemek mümkün değil.
    Ülkenin kırsalında gazete satışları düşük olduğu gerekcesi ile tarım haberleri medyada gerektiği kadar yer almadığı ortada.Tarım üreticilerini medya müşteri olarak görmüyor.
    Akşam gazetesinin genel yayın yönetmeni iken Serdar Turgut bir genel yayın yönetmeninin yapmaması gereken 10 hatayı sayarken ‘’gazetede tarım haberlerine yer vermek ‘’diye listeye eklemişti. Gerçi onun yazılarını ters ironi olarak mı algılamak lazım o ayrı konu.
    Tarım bakanı Mehdi Eker tarım sektörünün medyada yer almayışından şikayet ediyor.
    Ürün konseylerinin kurulması ile , ürün bazında iç ve dış tanıtım kampanyaları ile tarımsal ürünlerin iç tüketimine yönelik gazete dergi ve tv ‘lerde reklam kampanyaları yakın bir gelecekte başlayacak.
    Bu fırsatan yararlanacak şanslı ve şanssız ürünler var. Süt konseyi süt sanayicileri ağırlıklı olduğu için şanslı ürünlerden. Turunçgil konseyinin geliri yok ama Tarkan’la rusya ya tanıtım atağına hazırlanan narenciye tanıtım grubu bir miktarda iç tanıtıma yönelik çalışma yapıyor. Aynı yaklaşımı zeytin için zeytinyağının iç tüketimine yönelik bir çabayı zeytinyağı tanıtım gurubundan göremiyoruz.
    Aksine iç tüketim artıyor dışsatıma zeytinyağı bulamıyoruz diye ihracatçı şikayet ediyor.
    Üstelik bu konuları yakın takip eden bir uzman gazeteciyi Bülent Yardımcı’yı kaybettik.
    Kaybetiklerimizi anarken yaşayanlarada sektörün sahip çıkması dileği ile kalanlara sektörün sahip çıkması dileği ile isimlerini dile getirmek istiyorum.
    Dünya gazetesinin tecrübeli yazarı Ali Ekber Yıldırım
    Hasad dergisinin sahibi Seyfettin Batal
    Eyüp Can Sağlık’ın sektöre yönlendirdiği Referans gazetesinden Ayşegül Sakarya .
    Tarım ve gıda sektörlerine vakıf gazetecilerin sayısı artmadan medyada nitelikli içerik oluşmayacak ve sektör sorunlarının medyada aldığı yer eksik olacaktır.

    Kemal Erdoğan.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız