Reklam Ver

Hükümet 45 gün önce yeni fındık stratejisini açıkladı. Üç yıl uygulanacaktı. Fakat, daha uygulama başlamadan çöktü.
Neden çöktü?
Çünkü, fındık gerçeğini bilmeyen, fındıktan zenginlik üretmek yerine ondan kurtulmayı marifet sayan, verileri doğru dürüst okuyamayan, rekolte tahminini bile yapmaktan aciz bir zihniyet tarafından hazırlandı. Alivrecilerin oyununa geldiler.
Ulusal Fındık Konseyi, Prof. Dr. Turan Karadeniz başkanlığındaki komisyona bilimsel bir çalışma ile rekolte tespiti yaptırdı. Rekolte 410 bin ton çıkınca sümenaltı edildi. Tam da bu sıralarda yeni fındık stratejisi açıklandı. Strateji, Türkiye’nin yıllık fındık üretimini 800 bin ton baz alarak hazırlandı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bu yılın rekoltesini 500 bin ton, ihracatçılar 600 bin ton tahmin etti. Fındık piyasaya çıkınca görüldü ki en fazla 400 bin ton olacak. Strateji temelden çökmüş oldu.
Yeni fındık stratejisi ile hedeflenen neydi?
Fındık dikim alanları 3 yıllık dönemde 642 bin hektardan 406 bin hektara indirilecek. Böylece arz fazlası önlenecekti.
Yıllık üretimi 800 bin ton kabul ederseniz arz fazlasından söz edilebilir. Fakat, dikim alanları sınırlanmadığı halde 2009 üretimi 400 bin ton. Dikim alanları sınırlansaydı herhalde üretim 150-200 bin ton olurdu. Türkiye yılda 500 bin ton kabuklu fındık karşılığı iç fındık ihraç ettiğine göre; stratejiyi hazırlayanlar bu basit hesaplamayı bile yapmaktan aciz. Fındık stratejisi, 800 bin tonluk 2008 yılı verilerine göre hazırlandı. Sanki her yıl 800 bin ton üretim olacak gibi düşünüldü. Oysa, 800 bin tonluk üretim çok uç bir örnek. Bu yılki üretime bakılırsa fındık stratejisinin en önemli hedefi olan dikim alanlarının sınırlandırılması doğru değil.
Fındığını söken ve alternatif ürün eken çiftçilere dekar başına 150 lira söküm desteği, 150 lira da alternatif ürün desteği verilecek.
Çiftçi, fındığını sökmeyeceğini söylediği gibi, yıllarca 10 liralık doğrudan gelir desteğini bile doğru dürüst ödeyemeyen devletin 150 lira söküm ve 150 lira alternatif ürün desteği ödeyeceğine inanmıyor. Stratejinin bu hedefi de boşa çıktı.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, fındık stratejisini açıklarken Toprak Mahsulleri Ofisi(TMO)’nin stoktaki 535 bin ton kabuklu fındığı piyasaya vermeyeceğini, fındık satmayacağı sözünü verdi. Daha sonra TMO’dan da benzer bir açıklama yapıldı. Fakat, 400 bin tonluk üretim, stratejinin uygulanamaz olduğunu kanıtladı. Sadece ihracat için 500 bin ton kabuklu fındığa ihtiyaç var. İç piyasa tüketiminin de 100 bin ton olduğu dikkate alınırsa 600 bin ton kabuklu fındık talebi için TMO’nun deposundaki stoktan en az 200 bin tonu piyasaya verilecek.
Fındıkta yıllardır devam eden destekleme alımları yerine alan bazlı destekleme sistemi uygulanacağı ilan edildi.
Fındık fiyatının yükselmesini önlemek, alivrecilere, fındık alıcılarına ucuz fındık temin etmeyi hedefleyen bu uygulama başarıya ulaşmış görünüyor. Piyasa açılırken alivreciler 1.5-2 liradan fındık almayı hedeflerken, üretimin az olması nedeniyle fındık fiyatının 3.5 – 4 liraya çıkması yanıltıcıdır. Ramazan nedeniyle ve okulların geç açılacak olması piyasaya fındık girişini azalttı. Bugüne kadar çok az miktarda fındık piyasaya girdi ve başlangıç fiyatı beklenenden yüksek oldu. Gerçekçi fiyat 15 Eylül’den sonra oluşur. Fakat, başlangıç fiyatının biraz yüksek olması bile alivrecileri harekete geçirdi. Fiyatı düşürmek için kendi aralarında anlaşarak fındık alımını kıstılar.
Neresinden bakarsanız bakın “devrim” olarak sunulan yeni fındık stratejisi 45 günde çöktü. Daha önce de defalarca yazdığımız gibi bu strateji fındığın sorunlarını çözmek için hazırlanmadı. Bu stratejinin hedefi, üretimin çok az olduğu bir sezonda fiyatın yükselmesini önlemek, ülkenin döviz gelirini birilerinin cebine koymaktır.
Bir hatırlatmada bulunalım.Üretimin 400 bin tonun altında gerçekleştiği 2004 yılında kabuklu fındık 7.5- 8 liradan satıldı. İç fındığın kilosu 12 dolara ihraç edildi. Türkiye’nin fındık ihracatı 2 milyar dolar sınırına ulaştı.
Bu yıl da 2004’ün şartları var. Üretim az. İyi bir fındık politikası ile en az 2 milyar dolarlık döviz girdisi sağlanabilir. Fakat, yeni fındık stratejisi ile bu engelleniyor. Fındık değerinin çok altında satılacak. Ülkeye gelecek 2 milyar dolarlık dövizin bir bölümü, birkaç çikolata üreticisi ve onların içerideki fındık tedarikçisinin cebine girecek.
Stratejiyi hazırlayanlar büyük bir marifetmiş gibi, fındığı serbest piyasaya bıraktıklarını söylüyor. Oysa, bu yıl TMO veya FİSKOBİRLİK piyasaya girse ve Ağustos-Eylül döneminde 50 bin ton kabuklu fındık alsa, fındığın fiyatı en az 7 lira olur ve devlet birkaç milyar dolarlık görev zararından kurtulacağı gibi, ihracat gelirini de iki katına çıkaracaktı. TMO’nun stoktaki fındığı değer kazanacaktı. 2004’te olduğu gibi. Üç yıl öncesinin fındıkları bile alıcı bulacak. Yeni fındık stratejisi ile kamuoyunun gözü boyandı, bu önemli fırsat kaçırıldı.Yeni fındık stratejisi bu yönüyle hedefine ulaştı. O zaman durmak yok, seneye başka stratejilerle yola devam…

Fındık stratejisinin çöküşü…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

5 YORUMLAR

  1. kaleminin ucunu öptüğüm yüreğine kalemine beynine aklına saığlık fındık konusunda başka söylenecek birşey varmı kaldımı bilmiyorum.yemin ediyorum 10 numara allah razı olsun duymayanlar duysun,görmeyenler görsün,anlamıyanlar lütfen anlasınlar artık ama ne gezer alivreciler ne derse onu yapanlar üç maymunu oynamaya devam etsinler bu dünya sultan süleymana kalmadıki onlarada kalmıyacaktır zalimin zulmu varsa fakirin allahı var.size yürekten teşekkürlerimi sunarım

  2. ”İç piyasa tüketiminin de 100 bin ton olduğu dikkate alınırsa 600 bin ton kabuklu fındık talebi için TMO’nun deposundaki stoktan en az 200 bin tonu piyasaya verilecek.”

    TMO ve bu politikaların politikacıları bu kritik dönemde sözünden döner ve döneklik yapar da bu miktar fındığı piyasaya vererek alivrecileri rahatlatırsa fındık stratejilerinde başarılı olmuş olurlar.

    Bu günlerde FİSKOBİRLİK fındık ihracatı yapmak üzere yabancı bir ülkeden kaynak sağlayarak alımlara katılacağını beyan etti ve niyeti belli olanların korkulu rüyası haline geliverdi.Sokak sokak dedikodu yapmaya başladılar FİSKOBİRLİK gene fındk alacak ve para ödemeyecek söylentileri kadınlar hamamında konuşulur oldu.

    Tek çare havza bazlı üretimde destekleme a l ı m l a r ı…

    ORDU GİRESUN VE TRABZON İllerinin demir girmez arazilerinde taban fiyatlı fındık alımları yapılsa serbest piyasada diğer bölgedeki üretim arz talep doğrultusunda fiyat bulsa ihtiyaç destekleme alımlarındaki stoklarla subvanse edilse…Ovalarda 2. hatta 3.ürünler üretilse mısır ithalatına gerek duyulmasa,hayvancılıkta kaba yem ihtiyacı karşılansa

    YANİ AÇILIM TARIM VE HAYVANCILIK İÇİN ZİHNİYETLERDE GERÇEKLEŞSE…

    Şu mübarek günlerde …

  3. Bir zamanlar pamuk tarlalarında,susam tarlarında,burçak, arpa, buğday, şeker pancarı,mısır, fıstık … derken fındık! Limon, nar, portakal, gül … derken toprak! Bilimsel araştırmalardan edindiğim kadarıyla 10 bin yılda 1cm kalınlığında toprak! Bu gün üreticiliğin önüne geçiliyor ve bir taraftan da hızla artan Dünya nüfusu karşısında topraklarımız yenik düşüyor, asfalt ve betonların altında kalıyor.
    Hani hayvanları severiz. Bazıları ekosistemin bozulması sonucunda tür olarak yok olabiliyor.Ama dünyada yaşam devam ediyor.Kanaryayı severim ama kanaryayı sevenler derneği yerine topraklarımızı sevenler derneği kursakta torunlarımızın lanetinden kurtulsak diyorum.
    Avrupa,Amerika alternatif tarım arayıı içinde iken bizler güzelim tarım topraklarını imara açıyoruz. Bu gelecek nesillerimizi Kenya,Uganda … da yaşanan açlığa mahküm etmek değil de başka nedir.
    Adana, Antalya, Adapazarı, Kocaeli … gibi hemen hemen bütün illerimiz, ilçelermiz, bedelerimiz gibi beton ve asfaltla kaplanıyor, tarıma dönüş olanağı bile bırakılmıyor.
    Topraklarımızı koruyalım, ürünlerimizi değerlendirelim. Bu dernek ya da klüp kurmaya gerekli sebeplerdir.

  4. Hüseyin Beyin savunduğu düşünce ülkemiz kanunlarında var.Taban arazide tarım haricinde yapılanma yasak

    ANCAK

    İdare KAMU YARARI görür de bü yapılanma için başka alan olmadığına karar verirse bu değerli topraklardaki tarım arazisi FABRİKA ŞANTİYE İMAR ALANI STADYUM POLİGON olabiliyor.

    Bu meseleye uluşlar arası irade el atmalı.Açlık sınır ötesi insanların da sorunu olacak.

    Biri yer biri bakarsa KIYAMET orda kopar…

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız