Reklam Ver

Türkiye, sahip olduğu iklim, bitki çeşitliliği ve geçmişten gelen birikimiyle arıcılığın önemli merkezlerinden birisi. Ülke genelinde yaklaşık bir milyon kişi arıcılıktan geçimini sağlıyor. Türkiye, bal üretiminde, dünyanın sayılı ülkelerinden biri.
Arıcılık sektörü çok önemli bir potansiyele sahip olmasına rağmen, bal üretiminde, paketlenmesinde ve tüketiciye ulaşmasında yaşanan sorunlar nedeniyle bu potansiyel yeterince değerlendirilemiyor.
Üretimde istikrar sağlanamıyor. Bir yıl 30 bin ton bal üretilirken ertesi yıl 80 bin tona ulaşılıyor.
Üretimdeki sorunlara bağlı olarak ihracatta da ciddi sıkıntılar yaşanıyor. 
Ege İhracatçı Birlikleri verilerine göre 2002’de 16 bin 470 ton olan bal ihracatı 2005’te yaşanan sahte bal krizi ile hızlı bir düşüş trendine girdi. Türkiye, 2008 yılında sadece 283 ton bal ihraç edebildi.  Bal ihracatından 2002 yılında 33.5 ve 2003 yılında 38.7 milyon dolar döviz girdisi sağlanırken, 2008’de bu gelir 1.6 milyon dolara geriledi. Bal ihraç eden Türkiye, bal ithal eder duruma geldi.
Sadece ihracatta değil, iç piyasada da ciddi sıkıntılar var. Tüketici bal alırken sahte mi, gerçek mi ikilemini yaşıyor. Balın glikozla çoğaltılarak tüketiciye sunulması, ilaç kalıntısı, ülkeye yasal olmayan yollarla bal girmesi gibi bir çok sorun yaşanıyor.
Sektörde yaşanan sorunlar 2005 yılında patlayan “sahte bal” krizi ile su yüzüne çıktı. Bu kriz, bal sektörü için bir dönüm noktası oldu. Bal üretenler, paketleyenler, ihraç edenler bu krizin bir daha yaşanmaması için çeşitli çalışmalar başlattı.
2005 krizi Tarım ve Köyişleri Bakanlığı için de önemli bir dönüm noktası oldu. O gün krizi yönetemeyen, bir çok firmayı “sahte bal” üretmekle itham eden, daha sonra özür dileyen bakanlık, bundan ders çıkararak sektörle işbirliği yapmanın yollarını aradı.
Geçen hafta İstanbul’da bu işbirliğinin önemli bir sonucu kamuoyuna sunuldu. Bal Paketleyicileri, İhracatçıları ve Sanayicileri Derneği(BALDER) ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın işbirliği ile “Bal Sektörü İçin İyi Hijyen Uygulamaları Rehberi” hazırlandı. Rehber’ in tanıtılması toplantısına Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker de katıldı.
Bal sektörünün sorunları bir rehber ile çözülebilir mi?
Rehberde yazılanlar uygulanabilirse özellikle ambalaja giren ballar uluslararası standartlara uygun hale gelecek. İhracatta ve iç tüketimde güvenli,sağlıklı bal üretiminin ve tüketiminin önü açılır. Çünkü hazırlanan rehber, sektör için önemli bir yol haritası sunuyor.
BALDER Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak’ın verdiği bilgilere göre; Hijyen Uygulama Rehberi ile temel gıda maddelerinden biri olan balın, tüketiciye en sağlıklı şekilde ulaşmasının, balda doğallığın ve kalitenin korunmasının ve Türk bal sektörünün tüm dünyada temsil edilerek en üstün noktaya ulaştırılmasının sağlanması amaçlanıyor.
Balın, petekten süzülmesinden, paketlenerek tüketiciye ulaşmasına kadar olan sürecin en doğru şekilde izlenmesi sağlanıyor. Sektörün tüm aktörleri üzerinde etkileyici olacak olan bu rehber, paketleyici firmaların gıda kodeksindeki parametrelere özen göstermesini ve böylelikle arıcıların da bunlara uygun üretim yapmasını sağlayacak. Rehber, bunun yanı sıra, denetimlerde de bir yol gösterici olarak kullanılacak ve tüketicinin sağlıklı ve doğal bala ulaşması hedefleniyor.
Rehber, bal sektöründe faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelere yol gösterici bir nitelik taşıyor.Özellikle bal dolum ve paketlemesi yapan ya da böyle tesis kurmayı hedefleyen kurum ve kişilere yol gösteriyor.  
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na, Sağlık Bakanlığı’na, Milli Eğitim Bakanlığı’na ve ilgili teşkilatlarına, üniversitelere, ziraat odalarına, arı yetiştirici birliklerine, bal üretici birliklerine, kooperatiflere, ulusal zincir mağazalara ve sektörde yer alan 500’e yakın işletmeye bu rehber gönderildi.
Özen Altıparmak, Türkiye’nin dünya bal pazarında kalıcı olamadığını, hazırlanan bu rehber ile hem ihracatı artırmak hem de Türkiye’de üretilen balın marka değerini artırmak istediklerini vurguluyor.
Türkiye’de bu tür çalışmalar titizlikle hazırlanır. Fakat uygulamada aynı özen ne yazık ki gösterilmiyor. İşletmeler bu rehberde yazılanları aynen uygular, bakanlık da denetlerse balda kaybedilen tat ve imaj yeniden kazanılabilir.
                             *****
“Türkiye Tarımı Üzerine notlar”
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı dostumuz, çok üretken ve tarım konusunda duyarlı bir bilim insanıdır. Bilgisini, birikimini bir çok yayın organında, internet ortamında paylaşan Kaymakçı, yazılarını “Türkiye Tarımı Üzerine Notlar” adıyla kitaplaştırdı. Tarım konusunda çalışan, duyarlı her kesin bu kitabı okumasında yarar var.

Reklam Ver

3 YORUMLAR

  1. Sy Hocam;Yazınız için zizleri tebrik ederim.Ancak,hala merdiven altında bal imal edilerek, pazar, garaj, cami ve dolmuş duraklarında satılan balın var olduğu ve kontrollerinin de mümkün olmadığı bir ülkede, yayınlanan bal kriterinden bizlere ne.Ben; Doğu Anadolu’nun yaylalarında yıllarca
    gezginci arıcılık yaptım.Bana göre, piyasada katkısız bal bulabilmek mümkün değildir.Milyonda bir elbette var.Ancak, onu arıcılar, kendileri tüketmek için üretirler.Gelin bu gibi hijyen kriterlerini gezginci arıcılar ve onların konakladığı alanlarda, uzun süren bir gözlemden sonra hazırlıyalım.Diyelim ki, balın sahtesini ve arıcının sahtekarını yakaladınız, müeyyideniz ne, caydırıcı ve kamu hukuku uygulayıcıları olarak saygınlığınız ne?. Evinize giren hırsızın cezası Yirmi Tl.Saygılarımla

  2. Kıymetki okuyucular,

    Yazı baştan sona doğru gibi görünüyor. Gözden kaçan bir kaç nokta var. Kuzu kılığına girmiş kurtlar var yazının içinde. Şöyle olmalı böyle olmalı derken yapılan uygulamalar ile psikolojik baskılar kuruluyor bazı toplulukların ve kişilerin üzerinde. Zenginlik ortada, üretim ortada sonuçda ortada. Alternatifler sunularak sektörü temsil eden kişi gibi görünenlere büyük bir üretici toplumunun sözcülüğünü vermiş görünüyoruz. Bal paketleyici ve sanayicileri derneğinden ziyade bu yazının içinde üreticilerin sesine yer verilmeliydi. Gerçi söylediğimiz kuzular sessiz çoğunluğun başındada yer alıyorlar. Şimdi hijyen diye bağıranlar çeşitli toplantılarda bal zaten antimikrobiyaldir diye feryad ediyorlardı. kimin neyi savunacağını iyi tespit etmek gerekir. Bu nedenle herhalde 2013 yılında AB tarım politikalarına uyum sürecine kadar daha beklemek zorunda kalacağız.

    saygılarımla,

    Arıcı Murat

  3. Balda hijyen, balın zaten kendisi hijyenik. Önemli olan onu paketleyen şirketlerin kirletmememesi. Yüzlerce arıcıdan alınmış ve paketlenmiş bal ne derece güvenli bilmiyorum. Balda üretici ve üretim şekli çok önemli. Balın Avrupadaki gibi doğrudan arıcıdan alınarak tüketilmesi taraftarıyım. Yüzlerce arıcının balının giridi bir kavanozun kaliteli olma ihtimali çok az olacağını düşünüyorum.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız