Reklam Ver

Uzun süreden beri, Türkiye-Suriye sınırında 510 kilometrelik koridorda Hatay, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak’ ta yer alan 216 bin dekar mayınlı arazinin mayınlardan temizlenerek tarıma açılması tartışılıyor.
Hükümet, seçimden önce bölgeden oy almak için mayınlı arazilerin köylülere dağıtılacağını ve organik tarım yapılacağını duyurdu. Seçimden sonra arazilerin köylülere dağıtılmayacağı anlaşıldı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülen “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Devleti Arasındaki Kara Sınırı Boyunca Yapılacak Mayın Temizleme Faaliyetleri ile İhale İşlemleri Hakkında Kanun Tasarısı”  aynen kabul edilirse bu araziler 49 yıllığına, mayın temizleme işini yapacak yabancı şirketlerin kullanımına devredilecek.
Mayınlı arazilerle ilgili çok farklı yorumlar, değerlendirmeler yapılıyor. Ülkenin değişik bölgelerinde en verimli tarım topraklarını ranta açanlar, devlet çiftliklerini haraç mezat elden çıkaranlar, yağmalayanlar, mayınlı arazilerin de temizlenerek yabancı şirketlere verilmesini istiyor. 
Bir karış tarım toprağının bile amaç dışı kullanılmasını engellemek için yıllardır mücadele veren, ülke topraklarının gönüllü bekçileri ise, mayınlı arazilerin bölge çiftçileri tarafından tarımsal üretim amacıyla kullanılmasını istiyor.
Yalova Atatürk Tarım İşletmesi, Dalaman Tarım İşletmesi ve ülkenin değişik yerlerindeki tarım toprağının ranta açılmasını ve yabancılara peşkeş çekilmesini verdiği hukuk mücadelesi ile engelleyen Ziraat Mühendisleri Odası, mayınlı arazilerin de rantçılara, yabancı şirketlere değil, bölge çiftçilerine verilmesini istiyor. Oda Başkanı Gökhan Günaydın, pazar günü yaptığı basın toplantısında mayınlı arazilerle ilgili bölgede yaptıkları çalışmaları, ayrıntıları ile kamuoyuna açıkladı. Bu açıklamanın tamamını www.zmo.org.tr’den okuyabilirsiniz.
Ziraat Mühendisleri Odası’nın tespitleri ve önerileri özetle şöyle: 
“1954 yılından başlayarak, yöre çiftçisinden yapılan kamulaştırmalar ve Hazine arazilerinin kullanımıyla mayınlanan alanların, 55 yıl sonra yeniden üretime dönüyor olması sevindiricidir. Ancak, bu toprakların kimin elinde olacağı ve nasıl kullanılacağı, hem ülke güvenliği hem de gıda güvenliği açısından stratejiktir, yaşamsal önem taşımaktadır. 
Sözü edilen mayınlı alanlarda, birinci ve ikinci sınıf tarım arazileri en büyük oranı oluşturmaktadır. 
Mayınlı arazilerin işlemeli tarıma elverişli bölümü yaklaşık 170 bin dekardır. Bu arazinin yüzde 70‘i sulanabilir özelliklere sahip.
Mayınlı arazilerin tarıma açılması durumunda elde edilecek yıllık net gelir 20 milyon dolardır. 
Güneydoğu Anadolu Bölgesi‘nin Türkiye‘nin gelişmişlik düzeyi en düşük bölgelerinden olması bağlamında; mayınlı arazilerin temizleme sonrasında yöre çiftçisine tahsis edilmesi durumunda yaratacağı istihdam, Türkiye‘nin sosyal dengeleri açısından çok önemlidir. “
Mayınlı araziler üzerine Meclis’te ve kamuoyunda yoğun tartışmalar sürerken, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Paris’e uçtu. Bakan, Paris’e giderken gazetecilere mayından temizlenecek arazilerin topraksız köylülere değil, büyük işletmelere verilmesi gerektiğini söyledi. 
Bakan bu açıklamayı yaparken biz de, memleketi Diyarbakır’daydık. Yatırımcı Koordinasyonu Geliştirme ve Destekleme Derneği(YAKODER)’nin  düzenlediği “Fırsatlar Diyarı” konulu konferansta Diyarbakır ve bölgenin ekonomik potansiyelini, sorunlarını ve çözüm önerilerini tartıştık.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Galip Ensarioğlu, Diyarbakır’da yaşayanların yüzde 60’ının yoksulluk sınırı altında, günde 2 dolar ile yaşamak zorunda kaldığını anlattı. Yüzölçümünün yüzde 60’ı tarım alanı olan Diyarbakır’ın, yüzde 57’si sulanabilir arazisinin sadece yüzde 7’sinin sulanabildiğini dile getirdi.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, bölgenin tarım ve hayvancılıkta büyük bir potansiyele sahip olmasına rağmen, hükümetin yanlış tarım politikası nedeniyle bu potansiyelin değerlendirilemediğini ifade etti.
Dinleyici sıralarında söz alan Diyarbakırlı dostlar, GAP Eylem Planı’nın kağıt üzerinde büyük hedefler içermesine rağmen, uygulamada ciddi sorunlar yaşandığını anlattı.
YAKODER Başkanı Mürsel Tunçay, yönetim kurulundaki arkadaşları ile  bölgeye yatırımcı çekmek için çırpınıyor.
Programda olmasına rağmen Diyarbakır yerine Paris’e giden Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’ in, mayınlı arazilerin, 2 doların altında bir gelirle yaşayan ve açlıkla karşı karşıya kalan bölge köylüsüne değil, büyük işletmelere verilmesi gerektiğini açıklaması şaşırtıcı değil. Hükümet, Cargill örneğinde olduğu gibi, tarım topraklarını korumak yerine çok uluslu şirketleri korumayı tercih ediyor.

Reklam Ver

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız