Reklam Ver

Deniz Sipahi/ Milliyet Ege
Değerli meslektaşım Ali Ekber Yıldırım, 14 Nisan günü Dünya Gazetesi’ndeki köşesinde çok önemli bir yazı yazdı.
Tarım kesiminin sıkıntılarını çok net ortaya koyan bu yazıda son gelişmelere farklı bir pencereden bakış da var.
Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri’ne Dünya Bankası’nın istekleriyle “Tarımda Reform Uygulama Projesi” uygulandı.
Proje, 31 Aralık 2008’de sona erdi.
Ana hedef birliklerin yeniden yapılanmasıydı.
Peki, tarım sektörü bu geçen sekiz yılın sonunda ne hale geldi?
* * *
Yıldırım, şöyle açıklıyor:
“Kayısı Birlik, resmen kapandı. Fiskobirlik fındıktan koparıldı. Yaklaşık üç aydır çalışanlarının maaşını ödeyemiyor. Üreticiye, bankalara, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne 120 milyon lirayı aşkın borcu var. Atatürk’ün direktifiyle kurulan 71 yıllık ve en büyük üretici birliği olan Fiskobirlik’in bugün- yarın kapısına kilit vurulursa kimse şaşırmasın. Diğer birliklerin de durumu pek parlak değil. Bir-iki birlik dışında hepsi zararda. Üreticiden ürün alacak paraları yok. 2001’den beri finansman kaynağı olan Destekleme Fiyat İstikrar Fonu, 31 Aralık 2008’den itibaren işlevsiz kaldı. Yerine yeni bir model de konulamadı. Finansman modeli arayışı ve yasal düzenleme çalışmaları sürerken, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilatlanma Genel Müdürlüğü, Türkiye’deki 17 birlikten sadece sekiz birliğe bir faks mesajı gönderdi. Faks mesajında, İslam Kalkınma Bankası’nın bir kuruluşu olan Uluslararası İslami Ticari Finansman Kuruluşu’nun (ITFC) değişik ülkelerdeki tarımsal üretici örgütlerine yönelik olarak uyguladığı finansman programının önemli bir alternatif olduğu bildirildi…”
* * *
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, birliklere, Ziraat Bankası veya yurt içindeki bankalardan bir finansman modeli önermek yerine, İslam Kalkınma Bankası’nın finansman modelini önermiş.
Yıldırım‘ın yazısına göre bakanlığın önerdiği Uluslararası İslami Ticari Finansman Kuruluşu’nun finansman modeli şöyle işliyor:
Üretim aşamasında, üretim girdilerinin sağlanması için döviz bazında kredi veriliyor.
Ürün hasat edildikten sonra üreticiye ödeme yapılması için (girdiler için sağlanan krediler dahil) ürünün piyasa değerinin yüzde 85’ine kadar, ITFC tarafından anlaşmalı kuruluş üzerinden ürün alım kredisi veriliyor.
Kredi kar payı sistemine göre kullandırılıyor ve faiz oranı (kar payı) risk oranına göre
değişkenlik gösteriyor.
ITFC, kredi verirken ürün rehin sistemi uyguluyor.
Garantör bir kuruluş aracılığıyla ürünler kredi alan kuruluşun uygun şartlardaki depoları da dahil güvenilir depolarda korunuyor.
ITFC’nin izni olmadan ürün satılamıyor.
Satılan ürünün bedeli doğrudan krediye mahsuben ITFC’nin hesabına aktarılıyor.
* * *
Tariş Pamuk Birliği ve Çukobirlik, ITFC kredisi kullanmak için girişimde bulunan ilk iki birlik olmuş. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bu finansman modelini sadece sekiz birliğe önermiş.
Fiskobirlik, Güneydoğubirlik, Karadenizbirlik, Marmarabirlik, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Tariş İncir, Tariş Üzüm ve Trakyabirlik…
ITFC’nin başında tanıdık bir isim bulunuyor.
Devlet Planlama Teşkilatı’nın eski müsteşarı Ahmet Tıktık şu anda başkan yardımcısı…
Ali Ekber Yıldırım, şöyle yazıyor:
“Konuştuğumuz birlik yöneticileri, İslam Kalkınma Bankası yerine tarım bankası olarak bilinen Ziraat Bankası’ndan kredi kullanmak istediklerini, ancak kapıların kendilerine kapandığını ifade ettiler. Birlik yöneticileri, uygulanan çifte standarda da dikkat çekiyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlı çalışan tarımsal kalkınma kooperatifleri yıllık yüzde 5 faizle kredi kullanırken, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı olduğu için Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri yüzde 28 faizle kredi kullandırılıyor.
Ziraat Bankası, Hazine desteğiyle tarıma yüzde 7-13 oranında değişen faizle kredi kullandırıyor. Fakat birliklere aynı destek sağlanmıyor.
Özetle, kıskaca alınan birlikler şimdi de İslam Kalkınma Bankası’ndan kredi almaya zorlanıyor. Birçok birlik para bulamazsa ürün alamaz, faaliyet gösteremez durumda. Bu nedenle kredi almak zorundalar. Dünya Bankası’nın kökünden salladığı ve içini boşalttığı birlikler, şimdi yeşil sermayenin önüne yem olarak atılıyor…”

24.94.2009/ Milliyet Ege

Reklam Ver

2 YORUMLAR

  1. yaa boş verin çifçi batsın bunu hak ediyor

    siz nasılsanız öyle yönetilirsiniz demkki biz böyleyiz böyle yönetiliyoruz

    ağızlarını açtıklarında 2002 krizini bahane eden çiftçi siyasi olarak kendi tercihini yapmıştır ve bu siyasi tercih çiftçiye bunu layık görmüştür.

    kimse çıkıpta ben şuna buna oy verdim deyip kendini kandırmasın bunları seçen bizleriz o zaman şikayet etmeyeceğiz kadıyı kime şikayet edebilirizki

    7 yıldır 4 seçim oldu 4 ündede ortaya koyulan tepki bellidir kimseninde şikayet etmeye hakkı yoktur

    madem şikayetcisin seçmeyeceksin seçenide ikna ederek döndereceksin

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız