Reklam Ver

Türkiye Yaş Meyve ve Sebze İhracatçılar Birliği Başkanı  Kemal Kaçmaz dostumuzun daveti üzerine bir kez daha Adana’dayız.
İlk olarak Ulusal Turunçgil Konseyi’nin yönetim kurulu toplantısına katıldık. Ali Kavak başkanlığında, Uğur Paksoy, Kemal Kaçmaz, Cemallettin Kurt, Mehmet Ateş, Hakan Sefa Çakır, Atay İsimtekin, Özden Özler, Prof. Dr. Turgut Yeşiloğlu’ ndan oluşan yönetim kurulu ilk mali genel kurula hazırlanıyor. Yönetim Kurulu toplantısında Hatay’dan Ayvalık’a kadar olan bölgede narenciye üretim alanlarının, ağaç türlerinin, sulama tekniği ve benzeri verilerin uydu fotoğrafları aracılığıyla tespit edilmesi projesi üzerinde çalışıldı. Konsey, uzaktan algılama yöntemi ile hem narenciye bilgi sistemini oluşturmaya hem de rekolte tahmini yapmayı hedefliyor. Ancak, diğer ürün konseyleri gibi, Ulusal Turunçgil Konseyi’nin de en önemli sorunu kaynak. Ürün konseyleri heyecanla ve büyük umutlarla kuruldu. Fakat, gelirleri olmadığı için istenilen çalışmalar yapılamıyor.
Öğleden sonra, Akdeniz İhracatçı Birlikleri, Ulusal Turunçgil Konseyi ve Narenciye Tanıtım Grubu’nun ortaklaşa düzenlediği toplantıda  narenciye üretimi ve ihracatı değerlendirildi. Toplantıya üreticiler, ihracatçılar ve bürokratlar katıldı. Önce sektör temsilcileri kürsüye çıkıp narenciyede mevcut durumu, yaşanan sorunları dile getirdi. Daha sonra Tarım Bakanlığı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı bürokratları yaklaşık 5 saat üretici ve ihracatçıların sorularını tek tek yanıtladı.
Masanın bir tarafında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Pakdil, Koruma ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Ali Arslan, Dış Ticaret Müsteşar Yardımcısı Şevket Ilgaç, Daire Başkanı Cevdet Baykal, İhracat Genel Müdür Yardımcısı Zülfikar Kılıç, diğer tarafında üreticiler ve ihracatçılar vardı. Çok iyi düşünülmüş ve sorunlara bire bir çözüm bulma ortamı yaratıldı. Ancak bu fırsatın yeterince değerlendirildiğini söylemek zor.
Çünkü, üreticilerle bürokratlar aynı dili konuşmuyor. Üretici, dünyanın en pahalı girdisini kullanmaktan, ürün fiyatının düşük olmasından, haksız rekabetten, desteklerin yetersiz ve zamanında ödenmemesinden şikayet ediyor. Bu konulara ilişkin sorular yöneltiyor.
Bürokratlar, “bu konular bizi aşar”, “bizde daha çok destek vermek isteriz ama ülkenin kaynakları bu kadar”, “siz sağlıklı ve güvenli ürün üretmek zorundasınız”, “yanlış yaparsanız bedelini ağır ödersiniz” türünde çok genel yanıtlar veriyor.
Sorun çok net ortada.Üretici, rakipleriyle eşit şartlarda rekabet etmek, yarışmak istiyor. Dünyanın en pahalı girdisini kullanarak, en az desteği alarak üretimi sürdüremeyeceğini söylüyor.
Maliyetleri düşürecek çözümünüz var mı? Girdileri ucuzlatacak formülünüz var mı? diye soruyor. Fakat bu sorulara yanıt bulamıyor.
Narenciyenin yanı sıra yaş meyve ve sebze ile ilgili öne çıkan güncel iki önemli sorun var.
Birincisi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu zirai ilaçların reçete ile satılması. Reçeteli satışa kimse karşı değil. Ancak hiçbir pilot uygulama yapılmadan bu sisteme geçilmesi çok ciddi sorunlar yaratıyor.
Bakanlık, ziraat mühendislerini yok sayarak, derme çatma yapılarda eğitim vererek, sertifika verdiği bu kişilere reçete yazma yetkisi vermesi çok eleştiriliyor. Ayrıca bir mühendis hangi ilde eğitim aldıysa sadece o il sınırları içinde reçete yazma yetkisine sahip olması uygulamanın saçmalığını gösteriyor. Tıp fakültesinden mezun olan doktorun sadece mezun olduğu ilde reçete yazması gibi. Nitekim yoğun tepki üzerine bakanlık bu konuda düzenleme yapacağını duyurdu.
Narenciyede ikinci önemli sorun ise kuşkusuz Rusya ile yaşanan kalıntı sorunu. Toplantının çok önemli bir bölümü bu sorunu tartışmakla geçti. Türkiye, Rusya Federasyonu ile imzaladığı ek memoranduma göre, bundan sonra Rusya’ya yapılacak yaş meyve ve sebze ihracatında kalıntı bulunması durumunda Türkiye’yi cezalandırmak yerine ihracatı yapan firma cezalandırılacak.
Bir firmanın yaptığı ihracatta 180 günde 3 kez, veya 30 günde iki kez kalıntıya rastlanırsa o firmanın Rusya’ya kalıntının ortaya çıktığı ürünü ihraç etmesi yasaklanıyor. Dördüncü kez kalıntıya rastlanırsa firmanın Rusya’ya ihracat yapması yasaklanıyor.
Özetle, bundan böyle, Rusya’ya ihraç edilecek ürünlerde zirai ilaç kalıntısı tespit edilirse, Türkiye’nin ihracatı durdurulmayacak. Bunun yerine ihracatı yapan firma cezalandırılacak.
Toplantı biterken ihracatçıların moralini bozan bir haber hızla yayıldı. Söylenenler doğru ise, Rusya yeni uygulama ile bu ülkeye ihracat yapacak firmaları bir bir cezalandırarak devre dışı bırakacak. Türkiye’den ihracat yapacak bir tek firma kalacak. O firmanın Rusya’daki muhatabı ise Putin’in sahibi olduğu şirket olacak. İddialara göre, Türkiye’deki firmanın sahibi de Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım olacak.
Ne kadar doğru bilemiyoruz.  Fakat ihracatçılar haber kaynağının üst düzey bir bürokrat olduğunu ifade etti. Aziz Yıldırım veya Putin’e sorulsa muhtemelen yalanlayacaklardır.  Ne dersiniz böyle bir şey olabilir mi?

Reklam Ver

2 YORUMLAR

  1. MERHABA ALİ BEY BEN BİGA ZİRAAT ODASI GENEL SEKRETERİ ARİF ÖDÜL.YILLARDIR YAZIYORUZ, SÖYLÜYORUZ; ÜRETİCİ BİRLİKLERİ YASASI İÇİ BOŞ HALDE ÇIKTI; ÜRETİCİ NİYE BU BİRLİKLERE ÜYE OLSUN NE ZORUNLULUĞU VAR;ÜYE OLANA DESTEKLEMEMİ VAR YADA ÜRÜN SATIŞI YAPARKEN FATURASINI BU BİRLİĞE ONAYLATSA BİR DESTEKLEME ALACAKMI? HAYIR. HAL BÖYLE OLUNCA BU BİRLİKLERE ÜRETİCİ SAHİP ÇIKMIYOR KAYNAKTA BULUNAMIYOR. YASAL DÜZENLEME ŞART.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız