Reklam Ver

Yıldız Doğruer
ANTAKYA – Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ve DÜNYA Gazetesi işbirliği ile “Hatay’da tarım” konulu toplantı Antakya Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunda gerçekleştirildi. DÜNYA Gazetesi Başyazarı Osman S.Arolat’ın yönettiği, yazarımız Dr. Rüştü Bozkurt ve tarım yazarımız Ali Ekber Yıldırım’ın konuşmacı olarak katıldığı toplantıda Hatay’da tarım sektörünün yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri tartışıldı. Toplantıya katılan tarım sektörü temsilcileri, Antakya’nın en önemli sorununun su olduğunu dile getirdi.
Tarım sektörü temsilcileri, özellikle Amik Ovası’ndaki su sorununun çözülmesi için Suriye ile gerekli görüşmelerin yapılarak Asi ve Afrin nehirlerine bir statü kazandırılması gerektiğine dikkat çekti. Toplantıda, girdi maliyetlerinin yüksek olması, desteklemelerin yetersiz ve zamanında ödenmemesi, sulamada kullanılan enerjinin çok pahalı olması ve çiftçinin elektrik parasını ödeyemez duruma gelmesi diğer önemli sorunlar olarak sıralandı.

Yaptığı konuşmada “Ziraatle uğraşmak, akıntıya karşı kürek çekmek gibidir” diyen Antakya Ziraat Odası Başkanı Celal Civelek, Hatay’ın geniş kültürel ve tarihi yapısının yanı sıra büyük bir tarımsal tarihe de sahip olduğunu söyledi. Türkiye’nin ekonomik verilerine göre sanayie dayalı ihracatının yüzde 30-35 gerilediğini, tarıma dayalı ihracatının da yüzde 3-5 civarında gerilediğini kaydeden Civelek, “Buraya baktığımızda tarıma dayalı ihracatta ithalat kalemi olmadığı için bu çok önemlidir. Batının bize yaptığı dayatmalarla sert tedbirler alırsanız, dışarı fırlarsınız. Tarım anlaşmalarında bir program dahilinde zamana dayanarak hareket edilmesi gerekiyor. Amik Ovası’nın su sorununu çözmek için Asi Nehri ve Afrin Nehri’nin bir statü kazanması gerekiyor. Çiftçilerin en önemli sorunu su problemi. Çiftçilerimizin sorunlarını çözerek köyden kente göçe dur demeliyiz” dedi. Elektrikle sulama yapan çiftçilerin enerji borçlarını ödeyemez durumda olduğuna dikkat çeken Civelek, “Uluslararası anlaşmaları yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. İthal edilen her zirai ürünle o ülkenin çiftçisini desteklemiş olduğumuzu hatırlamalıyız” diye konuştu.
Damızlık seçiminde hata yapıldı
Hayvancılık için damızlık seçimi ve dağıtımında hatalar yapıldığını belirten Belen Ziraat Odası Başkanı Selahattin Yalman ise “Dışarıdan gelen suni tohumlar ileriki zamanlarda bir hastalık yaratacak mı yaratmayacak mı, bu bilinmiyor. Türkiye olarak kendi ırkımızı geliştirememişiz. Bölgemizde büyükbaş hayvana sahip küçük ölçekli çiftlikler ağırlıkta. Hayvancılık geleneksel yöntemlerle yapılıyor. Örgütlü bir yapıya kavuşmamış, kooperatifleşme sağlanamamış. Hayvancılıkta uygulanacak destekleme sistemleri en az beş yıl uygulanmalı ki fayda yaratsın” görüşünü dile getirdi.
Sera köyleri desteklensin
Amik Ovası’nın devlet yatırımlarından gerekli desteği alamadığını savunan Antakya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet Sever, “Çiftçimiz kendi imkanları ile toprak bentlerle su sorununu gidermeye çalışıyor. Çiftçilerimize su hasadı konusu anlatılmalı. Suyu rasyonel ve bilinçli kullanmalıyız. Denize boşa akmasını engellemeliyiz. Basınçlı sulama sistemlerine geçilmesi gerektiğine inanıyorum” dedi. Amik Ovası’nda yağlı tohumların üretimine geçilebileceğine değinen Sever, “Yaş meyve sebze ihracatında şansımız çok yüksek. Yaş meyve-sebze üretimleri desteklenmeli ve bu sürekli yapılmalı. Meyvecilikte yapılacak uzun vadeli yatırımlarla kendimizi göstere biliriz. Bu konuda sıfır faizli kredilerle desteklemeler yapılabilir. Bölgemiz, ürettiği meyveyi pazarlama konusunda ciddi bir yapıya sahip bulunuyor. Sera köyleri oluşturma konusunda çiftçimiz desteklenmeli” şeklinde konuştu.
Marka oluşturmak gerek
Tarımsal üretim anlamında marka oluşturmak gerektiğini ifade eden Hatay Genç İşadamları Derneği Başkanı Aykut Özbuğday, “Zeytinyağı ve meyvecilik gibi katma değeri yüksek alanlardaki çalışmalara ağırlık vermeliyiz. Katma değeri yüksek tarımsal ürünler elde etmemiz gerekiyor. Mevcut yapıdaki işletmelerin rantabilitesini artırıcı teşvikler olmalı. Proje destekli teşviklerin olması gerekiyor. Sermaye birikiminin olmaması üreticiyi zor duruma sokuyor. Çiftçiye tüccar gözüyle bakılıyor. Çiftçi bunu daha fazla böyle taşıyamaz. Yılda bir yada iki ürün alabilen çiftçinin durumu göz önüne alınmalı” dedi.
Borçlu olmayan çiftçi yok
Antakya Çukobirlik Başkanı Ali Tecirli ise “Sorunlar nedeniyle tarım nüfusu azalıyor. Bankalara ipotekli ve borçlu olmayan çiftçi yok. Çiftçinin parası gasp ediliyor. Tarım makinelerine uzun vadeli destekleme yapılması gerekiyor. Üretim alanlarının genişletilmesi ve altyapı maliyetlerinin uzun vadeye yayılması lazım” dedi.
Destek verilen çiftçiler takip edilmeli
Çiftçinin, ekonominin sırtında bir kambur olarak gösterilmesinden rahatsızlık duyduğunu ifade eden Antakya TSO Meclis üyesi ve çiftçi Ahmet Melek, “Tarımdan para kazanan kişilerin dönüp tekrar tarıma yatırım yapmaları gerektiğine inanıyorum. Antakya çiftçisi olarak yapılan yanlışlara karşıyız. Büyük çiftçi-küçük çiftçi ayrımını yapmamız gerekiyor. Destek verdiğimiz çiftçileri takip etmeliyiz. Girdilerin dünya piyasalarında düzenlenmesi gerekiyor. Sulama sisteminin çok acil geliştirilmesi gerekiyor” açıklamasında bulundu.
Organik tarım önemli bir fırsat
Amik Ovası’nın su sorununun, bölgenin tek başına çözeceği bir sorun olmadığını vurgulayan tarım yazarımız Ali Ekber Yıldırım, “Konunun uluslar arası boyutu var. Bu nedenle su sorunu bölgenin dışına taşınmalı. Su sorunu sadece bentlerle de çözülebilecek bir sorun değil” dedi. Yıldırım, “Hatay zeytin üretiminde önemli bir potansiyele sahip. Fakat bunu yeterince tanıtamıyor. Hatay’ın zeytinyağında marka yaratması gerekiyor. Hatay, portakal, mandarin, havuç, maydanoz gibi ürünlerde de önemli bir potansiyele ve avantaja sahip. Bu konuda çalışmalar yapılmalı. Organik tarım önemli bir fırsat. Ayrıca son dönemde komşularla ticaret ön plana çıktı. Suriye ile üretim ve ticaret konusunda işbirliği olanakları değerlendirilebilir” şeklinde konuştu.
Tenkil projelere yönelmeli
Yazarımız Rüştü Bozkurt ise “Kullandığınız belli bir yöntem sonuç vermediyse iş yapma tarzınızı değiştirmeniz lazım. Daha tenkil projelere yönelerek yeni fikirler üretilmesi gerekiyor. Tarımda homojen bir görüş birliği sağlanamayacağı için ortak bir doğruya doğru birlikteliğin sağlanması gerekiyor. Maliyet hesaplamaları yapılmış proje odaklı argümanlarla doğru ve net anlatımlarla hareket etmek gerekiyor” dedi.

Hatay’da tarımcıların 5 temel sorunu
1- Su
2- Girdi maliyetlerinin yüksek olması
3- Desteklerin yetersiz olması ve zamanında ödenmemesi
4- Sulamada kullanılan elektrik bedeli ve faizinin ödenememesi
5- Çeşitli ürünlerde pazar sıkıntısı
Üretici, ‘orantılı destek’ istiyor
Özbuğday Tohumculuk AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özbuğday: Amik Ovası çiftçisinin tarla bitkilerinde çok bilinçli olduğunu görüyoruz. Fakat yasal sorunlardan dolayı önümüz kapatılıyor ve engelleri aşamıyoruz. Hatay olarak su konusunda son noktaya geldiğimize inanıyorum. Pazar yeri kavramlarının oturtulması gerekiyor. Borsalar aktif olarak pazar yeri fonksiyonu oluşturamadılar. Ürünler arası desteklemelerin orantılı olarak yapılmaması sorunlarımız arasında bulunuyor.
Mıstıkoğlu Tarım sahibi Bülent Mıstıkoğlu: Çiftçilikle uğraşıyorum ve tarım makineleri bayiliği yapıyorum. Denize boşa akan suları tutmak için Asi Nehri üzerine dört tane bent yapıyoruz. Bentler devletten yardım almadan köylüler tarafından yapıldı. Çiftçiler olarak mallarımızı korumada ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Tarım sigortalarına ağırlık verilmesi gerekiyor. Yurtdışında GDO’lu tohumların kullanılıyor olması yarıştaki şansımızı azaltıyor. Küçük işletmelerin rantabıl olmadıklarını görüyoruz. Gübre ve mazotta kdv oranlarının düşürülmesi gerekiyor.
Nalçabasmaz Tarım Ürünleri sahibi Yahya Nalçabasmaz: Zeytin ağacı konusunda üreticinin bilinçlenmesi gerek. Zeytincilikte hasadın işçi marifetine bağlı olması ileride pamuk hasadında yaşanan sıkıntıları yaşamamıza neden olacaktır. Hasattaki mekanizasyon geçişi çiftçi bilinci ile aşılabilir. Tarım il Müdürlüğü’nün bölgemizde dağıttığı gemlik tipi sofralık zeytin türü bölgemizin mikro kliması dolayısıyla salamuralık zeytin olarak değerlendirilemiyor. Gemlik tipi zeytinler Hatay zeytinciliğine bazı sorunlar getirecektir. Hataylı zeytincinin ürününü organiğe çevirme şansı çok yüksek ve bunu sağladığımızda katma değeri yüksek ürüne dönmüş oluruz. Zeytin yağı tesislerinde toplulaştırmayı sağlayarak ekonomik işletmelere dönmemiz gerekiyor. Ayrıca ürünümüzü tanıtımızda eksikliklerimiz var
Ziraat Odası eski Başkanı çiftçi Reşit Kuseyri: Verimli topraklarda tarım yapmamıza rağmen kazanç sağlayamıyoruz. Girdilerimiz çok pahalı ve ürettiğimiz ürünler rekabet edemiyor çünkü karşısında desteklenmiş ürünler var. Ürünümüz pazara çıkacağı zaman yapılan ithalat bizim fiyatlarımızı yarı yarıya azaltıyor. Desteklenmiş ithal ürünlerle mücadele etmek zorunda kalıyoruz.Girdilerin ucuzlatılarak ürettiğimiz mahsulü muhakkak desteklenmesi gerekiyor. İyi bir nesil yetiştirmek için tarıma katkıda bulunulması gerekiyor.
Çiftçi Mehmet Okay: Tarım Bakanlığı çiftçilerden kopuk bir yapı sergiliyor. Çiftçilerin her zaman suçlu görülmesi, bizi psikolojik olarak yıpratıyor. Su kaynakları yetersiz. Girdilerimizin çok pahalı olması, çeşitli ürün bazlarında pazar sıkıntısı yaşamamıza neden oluyor. Enerji girdileri çiftçi için büyük problemler oluşturuyor. Çiftçiler olarak paranın dışında yapısal çözümler bekliyoruz. Çiftçilerin önü açılarak şirketleşmeleri sağlanmalı. Devlet özendirici teşvikle bizleri desteklerse, engel olmazsa, rehberlik ederse daha çok ilerleme sağlarız.
Ziraat Mühendisi ve çiftçi Ahmet Rüstemoğlu: Damlama sulama yöntemine tarla ziraatinde geçmek mantıklı. Sebze ekimlerinde uygun bir yöntem. Ancak pamuk ve mısır için bu yatırım mantıklı değil. Pamuk ve mısırdan para kazanamayan çiftçiler, meyveciliğe yönelmeye başladılar. Programsız bir yığılma söz konusu. Uzun vadede plan ve fizibilitesi yapılmış projelere ihtiyaç var. Tarıma yönelik yap-boz politikalar ilerlememizi engelliyor.
Aypak Çırçır Prese Genel Müdür Hayrettin Çolakoğlu: Türkiye için lokomotif sektör pamuk ve pamuğun türevleridir. Bu lokomotif sektörün canlandırılması gerekiyor. Ciddi bir kontrol ve denetim sistemi ile bu destekleme yapılabilir.
Me-na Dış Tic. sahibi Nazım Çakran: 1978 yılından bu yana tarım ürünleri ithalat ve ihracatı yapıyorum.İhracat yaptığım Suriye gibi ülkelerden kimyon, anason, çörekotu, kırmızı mercimek gibi ürünleri ithal ederek, bu ürünleri tekrar başka ülkelere ihraç ediyorum. Fiyat ve kurlardaki dengesizliklerden dolayı Suriye ürünlerine daha fazla rağbet eder olduk. Küresel ısınmadan dolayı ürünlerimizde arz ve talep dengesi sağlayamıyoruz.

Reklam Ver

2 YORUMLAR

  1. SAYIN ÜRETİCİ KARDEŞLERİM,EN AZ 5 YILLIK ÜRETİM PROGRAMI YAPILMADIKCA SIKINTIMIZ BITMEZ.SAYIN BAŞBAKANDAN TARIM BAKANINI DEGİŞİTİRMESINI DILIYORUM.PROJE BEKLIYORUZ TARIM BAKANLIGINDAN GÜNLÜK DEGIL.BEŞ YILLIK.BIR ÜRÜNÜ TEŞVIK EDIYOR BIRKAC GÜN SONRA TEŞVIK KALKIYOR PARA YETMEDI DIYE.HAYVANCILIK CAN ÇEKIŞIYOR.HAYVAN DESTEGI ÇIKTI.SADECE 2008 YILINDA DOGUM YAPAN HAYVANLAR FAYDALANIYOR.2009 OCAKTA DOGUM YAPAN HAYVAN NE OLACAK VEYA ARALIK 2007 DE DOGUM YAPAN INEK NE OLACAK.

  2. sayin ciftci arkadaslar
    tarimda ve hayvancilikta reform yapilmadikca hic bir yere varilmaz
    Türkiyede tarim isletmeleri kücük ve parcali ilk önce toplasinlar
    ve damla sulama yagmurlama sulama projesine gecsinler iki üc dönüm tarla ile ciftcilik yapilmnasin
    devletimiz ilk önce 10 dönümden kücük tarim isletmelerine toplasin 25 ser dönümlük,50 ser dönümlük isletmeler yapsin

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız