Reklam Ver

Son yıllarda hayvancılığa ciddi destekler sağlandı.2000 yılında 12 milyon YTL olan hayvancılık destekleri her yıl artırılarak 2007’de 1 milyar 200 milyon YTL’ ye ulaştı.
Verilen bu destekler özellikle süt hayvancılığında iki önemli gelişmeyi sağladı.
1- Mevcut işletmeler büyüdü. Süt hayvancılığı yapan ve 30 – 40 hayvanı olan yetiştiriciler, hayvan sayısını 50’ye, 100’e çıkardı.
2- Sektöre yeni yatırımcılar girdi. Daha önce hiç hayvancılık yapmamış, çeşitli sektörlerden girişimciler bu alana yatırım yaptı. Saray Halı’nın sahibi Necati Kurmel, İşadamı Ethem Sancak, TÜSİAD Eski Başkanı Muharrem Kayhan popüler isimler olarak öne çıktı. Fakat, onların dışında yüzlerce yeni girişimci süt hayvancılığına girdi. 
Genellikle 300-500 baş hayvanla işe başlayan süt piyasasının bu yeni aktörleri kısa zamanda 1000 – 1500 başlık işletmelere ulaştı. Bazıları daha da hızlı büyüdü ve 2-3 bin başlık bir çok yeni işletme doğdu.
Süt sektörüne yapılan bu yeni yatırımlar sütü paketleyerek tüketiciye ulaştıran süt sanayicileri tarafından da olumlu karşılandı. Her fırsatta köy köy dolaşıp süt toplamaktan ve aldıkları sütün kalitesinden şikayet eden sanayiciler için bu yeni işletmelerden süt almak daha avantajlıydı.
Çiğ süt fiyatının 2002’den başlayarak 2005’in ilk aylarına kadar yükselme trendinde olması sektördeki yeni yatırımcıların işini daha da kolaylaştırdı. 2002 başında litresi 0.250 YTL olan çiğ süt fiyatı 2005’e gelindiğinde 0.500 YTL’ ye ulaştı. Yani 3 yılda fiyat yüzde 100 civarında arttı.  Bu olumlu gidişat uzun sürmedi. Sektör ilk darbeyi 2005’in Nisan ayında yedi. Çiğ süt fiyatı 0.435 YTL’ ye düştü. Artan yem ve diğer girdi maliyetlerine rağmen yaklaşık 2 yıl fiyat bu seviyelerde kaldı.
Dünya gıda krizinin baş gösterdiği 2007’de dünyadaki fiyat artışının da etkisi ile çiğ süt fiyatı 2007 sonunda 0.665 YTL’ ye ulaştı. 2008’de genellikle dalgalı bir seyir izleyen çiğ süt fiyatı son aylarda yeniden düşüşe geçti. Son bir ayda çiğ süt fiyatı iki kez düşürüldü. Üreticiden litresi 0.565 YTL’ den alınan sütün fiyatının yakında bir daha düşürülmesi gündemde.
Burada ilginç olan ilk kez süt üretiminin en az olduğu Kasım-Aralık döneminde çiğ süt fiyatının düşürülmesi. Çiğ süt üreticileri bu düşüşün ekonomik nedenlerle değil, süt sanayicilerinin keyfi bir uygulaması olduğunu iddia ediyor ve buna karşı eylem geliştirmeye çalışıyor.
Bu amaçla geçen Cuma günü Burdur, Trakya, Konya Ereğli, Düzce, Adana, İzmir ve diğer bölgelerde süt hayvancılığı yapan büyük işletme sahiplerinin katıldığı bir toplantı yapıldı. Toplantıda, “sanayiciye süt satmama”, “yüzlerce, binlerce üreticiyle Ankara’ya giderek seslerini duyurmak”, “örgütlenerek lobi yapmak”, “süt tüketimini artırmak için tanıtım çalışmaları yapmak”, “süt işleme tesisleri kurmak” gibi bir çok konu ele alındı.
 Hayvancılık sektörünün duayen isimlerinden Doç. Dr. Ömer Tömek’ in başkanlığında yapılan toplantıdan edindiğimiz izlenim şu: daha önce süt hayvancılığı yapmamış ancak bu alana büyük yatırım yapan girişimciler gerçekten zorda.
Bir girişimcinin söylediği şu sözler yaşananları özetliyor: ” Kaliteli süt açığını görerek ve bu konuda belirlenen politikalara verilen desteklere güvenerek yatırım yaptık. Fakat ürettiğimiz sütün fiyatı bizim dışımızda belirleniyor. Destekleme sisteminde yapılan değişiklik bizi cezalandırmaya yönelik. Bizim durumumuz küçük çiftçiden daha kötü. İki ineği olan çiftçi ineğini satar başının çaresine bakar. Biz iki bin ineği satıp kurtulabilir miyiz?  Kurtulamayız. Bizim batışımız da çok büyük olur ve bundan herkes zarar görür. Bu nedenle örgütlenerek mücadeleye devam etmeliyiz. Öncelikle çiğ süt fiyatının keyfi olarak düşürülmesine karşı eylem yapmalıyız.”
2009 bütçesinden ödenecek 2008 yılı hayvancılık destekleri de çiğ süt üreticilerini endişelendiriyor. Çünkü, destekler hem  yarı yarıya azalacak hem de hayvan başına destek uygulamasına geçilecek. Hayvan başına ödemede 500 baş üzeri işletmeler adeta cezalandırılıyor.
Özetle, hayvancılık sektörüne yatırım yapan “şehir kovboyları” zorda. Hükümet destekleri azaltarak, sanayiciler süt fiyatını düşürerek onları zor durumda bırakıyor. Önlerinde iki seçenek var. Ya sektörden tamamen çekilecekler veya kalarak mücadele edecekler.

Reklam Ver

6 YORUMLAR

  1. Yukarıdaki yazıyı okudum üzüldüm benim üzülmem para etmez ama bu sitede yayınlanan çeşitli konulara ilgim olanlara yorum yazıyorum.
    Bu konu ilede ilgim olduğundan üç beş konudan bahsedelim,işadamlarımız daha önceleri bu konularla ilgileri olmadığı zamanlarda köylü yapamıyor şu süt işini,söylenen sözlere inanıyorlar köylü pis süt üretiyor yok bakterili Almanyada ,Holanda’da 200- 500 baş işletmeler var şöyle bende gittim gördüm filan sözlerle 1923 den öncede, sonra da bu ülkenin çocuklarını yetiştiren süt ve süt ürünlerini bu köylü üretiyordu ne olduysa 3,5 yıldır köylü yapamıyor ,yok sütler şöyle böyle diyerek sanki o Ülkemizin nadide işadamları kendi alanlarında dünya ile rekabet yapacakları yerde,ilgi alanları olmadıkları alanlara yöneldiler bunlardan başta süt hayvancılığı oldu .Süt hayvancılığında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı BURDUR Bölgesini pilot bölge ilan etti orada Tarım Bakanlığı Tarım İl MÜdürlüğü,Burdur Valiliği ,İlçe Kaymakamlıkları İlgili Meslektaşlarım Kooperatifciler ne gerekiyorsa SOĞUK SÜT ZİNCİRİ ile ilgili güzel çalışma yapıldı pilot il BURDUR SÜT’Ü de çok farklı fiyat olmadığı gibi büyük yatırımlar yapılan bu yatırımın karşılığı süt fiyatının normal sütten 100-150-200 farklı olması beklendi ama nerede istediklerinin eniyisini üret sanayici süt,te para vermiyor.vermezlerde bu ülkede insanlar devlet düşmanı devlet vermedimi tefe koyarak çalarlar ya kardeşim süt işleyen firmalar devlet yatırım yaptı senim istediğin süt tü ürettirdi hani farkı diyenmi oldu nerde ama süt sayicisine bir şey söylemezler çünkü onlar işadamı ama şunu inanarak yazıyorum onlarada İŞADAMI YDI DENİLECEKLERİ GÜN YAKINDIR.
    Başka sektörden süt hayvancılığına giren işadamları BURDUR ilinde üretilen kaliteli süt te para vermeyen meslektaş işadamları senin ürettiğinede vermeyeceğini seni batıracağını bilmeliydin uğraştığınız NE İŞ OLURSA OLSUN SÜT İŞİ KADAR TEHLİKELİ OLANI YOKTUR aman ha
    işimizi severek yapalım, emeğimizi alalım, emeğini verelim, hepimiz kazanalım BİZ kazansın
    ” Davulun sesi uzaktan hoş gelir”

  2. HÜKÜMETIMIZ YEM BITKISINE DESTEK PRIM VERMESIN ETI VE SÜTÜ PRIM VERSIN ET VE SÜT ÜRÜNLERINE IHRAC ETMENIN YOLLARINA ARASIN YEM BITKISINE TESTEK YOK

  3. KOMBASSAN HOLDING VE 21-YÜZ YIL BÜYÜK ANADOLU HOLDINGDEKI HISSELERIME DAMIZLIK SÜT INEGI ILE TAKAS ETMEK ISTIYORUM SEANEN KECISI ILE

  4. Sayın yetkili arkadaşlar,
    Biz saanen süt keçisi yetiştirip, süt üretimi yapmak istiyoruz. Bu konuda çeşitli araştırmalar yaptık. Fakat pazarlama konusunda yeterli bilgi sahibi değiliz. Süt üreticiliği ve pazarlaması gibi konularda sizin deneyimlerinizden yaralanmak istiyoruz. Bu konuda bize yardımcı olursanız çok teşekkür ederiz. çalışmalarınızda başarılar dileriz.

  5. biz uretiçiler bileşmedigimiz taktirde tek yumruk bir çatı altında olmadıgımız.taktirde kahve koşelerinde ne olçak bizim sütümüz dedigimiz ziniyetle devam edersek bu uretiçi 380 430 daha çok süt satar.elimizdeki en guzel genetik te olan hayvanlarımız gece sarılıp kavurma sektorune sermaye olmaya devam eder.ayakta kalmayı başarantum üretiçilere şimdiden kolay gelsin.

  6. ŞEHİR KOVBOYLARI ZOR DURUMDA
    Gazeteci Ali Ekber Yıldırım’ın yazdığına göre Aralık 2008′ in bir Cuma günü, İzmir’ de yapılan bir toplantıda, dev süt sığırcılığı yapan işadamları bir araya gelmişler. Toplantıda işadamları “Kaliteli süt açığını görerek ve verilen desteklere güvenerek yatırım yaptıklarını, ancak süt fiyatlarında düşüşler nedeniyle, küçük çiftçilerden daha kötü durumda kaldıklarını, sütün fiyatının belirlenmesinde rolleri olmadığını, batışlarından herkesin zarar göreceğini, bu nedenle öncelikle çiğ süt fiyatının keyfi olarak düşürülmesine karşı eylem yapmaları” gerektiğini belirtmişler. Özetle Ali Ekber Yıldırım, hayvancılık sektöründe yatırım yapan “Şehir Kovboyları” nın zor durumda olduğunu söylüyor.
    Kim Bu Şehir Kovboyları?
    Bu terim, iş dünyasının bir dergisi olan “Fortune” ye ait.Daha önce hiç hayvancılık yapmamış, ancak devletin verdiği olağanüstü desteklerle süt sığırcılığına yönelen girişimcilere bu ad verilmiş. Yıldırım’in yazdığına göre, 2000 yılında 12 milyon YTL olan bu destek, her yıl arttırılmış ve 2007 yılında 1 milyar 200 milyona ulaşmış.
    Genellikle 300-500 baş hayvanla başlayan şehir kovboyları kısa zamanda 1000-1500 başlık işletmeler kurmuşlar. Kimileri de 2-3 binlik işletmelere sahip olmuşlar.

    Dev Sığırcılık İşletmeleri Neden Yaratıldı?
    Dev sığırcılık işletmelerinin oluşturulmasının nedeni, öncelikle ideolojik bir yaklaşımın sonucu. Bu yaklaşıma göre ; endüstriyel tarım için küçük ve orta ölçekli işletmelerle yapılan köylü tarımcılığı terk edilmeli, büyük ölçekli şirket tarımcılığı egemen olmalı, çünkü köylü tarımcılığı yeterince endüstriyel girdi kullanamıyor ve üretim yapamıyor. Batı (Merkez) ülkeleri tarafından öne sürülen bu ideolojik yaklaşım, özellikle 1980′ li yılların başından itibaren Türkiye’ de ki iktidarlar tarafından da kabul edildi. Bunun sonucu olarak, tarımsal desteklemeler azaltıldı, var olan kaynaklarda büyük işletmelerin oluşturulması için kullanılmaya başlandı.Tarımsal KİT’ ler özelleştirildi, kamuya ait çiftlikler de özel sektöre kiralandı.Bu bağlamda endüstriyel girdiye en açık olan dev sığırcılık işletmelerinin kurulması için gerekli düzenlemeler sağlandı. Bilindiği üzere dev sığırcılık işletmeleri damızlık hayvanlardan sağım makinelerine, ilaçlardan yeme kadar ağırlıklı olarak endüstriyel girdi kullanılıyor. Bu girdiler de Batı’ dan ithal edilerek Türkiye’ ye giriyor.
    Başlangıçta Batı’ nın dayattığı bu yaklaşım daha sonraları Türkiye’ deki liberallerden de büyük destek gördü ve siyasi iktidarlar da bu yaklaşım doğrultusunda hareket ettiler.
    Dev Sığırcılık İşletmeleri’ nin Kurulması Batı’ nın İşine Yaradı
    Şirket tarımcılığının öne çıkarılması, Avrupa Birliği, Müzakere sürecinde sanayiye dökülen süt temel alınarak, süt kotasının arttırılması konusuyla gündeme getirildi. Bu amaçla dev sığırcılık işletmelerinin kurulması gerekliliği dayatıldı. Büyük işletmelere olağanüstü destekler sağlandı. Bununla birlikte dev işletmeler için damızlık düve gereksinmesinin Türkiye iç pazarından karşılanamayacağı gerekçe gösterilerek, ithalatın başlatılması için bir baskı grubu ortaya çıkartıldı. Sonuçta deli inek hastalığı yüzünden AB ve ABD’ den geçici olarak kesintiye uğratılan ithalat yoğun olarak başlatıldı. Bu şekilde Batı’ nın elinde sorun olan damızlık sığır stokları yeniden eritilme sürecine sokuldu.Özetle, dev sığırcılık işletmelerin oluşturulması olayına AB/ABD kaynaklı dış dinamikler açısından bakmakta yarar var.
    Şehir Kovboyları Gör(e) mediği !
    Şehir kovboyları öncelikle aşağıdaki soruların cevaplarını aramalılar;
    1. Çiğ süt fiyatlarının düşmesi ile ithal edilen (bir kısmı da kaçak olarak girdiği söyleniyor) süt tozu ve buzağı maması arasında bir ilişki var mı?
    2. Neden ithal edilen süt tozu fiyatları ile Türkiye’ de üretilen süt tozu fiyatları arasında fark yaratıldı?Batı’ nın elindeki aşırı süt tozu stoklarının bunda rolü oldu mu?
    3. Çiğ süt fiyatlarının düşürülmesinde çok uluslu şirketlerinin ve sütü işleyen sanayilerin payları nedir?
    4. Kazanamadıkları için sektörden çekilecek olan işletmeleri kimler alabilir? Acaba bunları yabancı firmaların alma olasılığı nedir?
    5. Şehir kovboylarının kullandıkları kaynakları ucuza elden çıkarmaları, sonuçta Türkiye’ nin malını heba etmek değil mi?
    Bu soruların cevaplarını şehir kovboyları aramak zorundadır. Ancak biz bir başka soru daha soralım, ancak cevabını da verelim; Türkiye’ de kimilerinin tutkuyla girmeyi amaçladığı AB’de 100 baş ve üzeri büyük sığırcılık işletmelerinin payı nedir, AB’ de sığırcılık dev işletmelerde mi yapılıyor? AB’ de 100 baş ve üzeri işletmelerin payı 1.7 dolayındadır. İdeal model 40-50 başlık işletmelerdir. Nedeni şudur; süt sığırcılığı yirmi dört saat yaşanılan bir üretim etkinliğidir. Aile işgücüne yoğun bir gereksinme duyulur, işgücü satın alınarak bu iş yürümez.
    Şehir kovboylarına işin buraya varacağı daha önce söylenmişti, yazılmıştı.Dövünmeleri çare değildir.Sektörler çekilmeleri durumunda ya hayvanlarını kasaba göndereceklerdir yada işletmelerini yabancılara ucuza kapatacaklardır. Uluslar arası sömürü (emperyalizm), ulusal sermayenin de göz yaşına bakmaz.
    Yeri gelmişken bu anımı anlatayım, bir panelde Egeli bir büyük pamuk üreticisi, Polonyalı bir çiftçinin yakınmasını şöyle dile getirmişti; Polonyalı çiftçi, İkinci Dünya Savaşı’ nda Almanlara karşı topraklarını korumak için savaştıklarını ve Varşova’nın yerle bir edildiğini, ancak kan dökerek vermedikleri çiftliklerini AB’ye girdikten sonra Almanlar’a satmak zorunda kaldıklarını anlatmış. Daha sonra da eklemiş “Acaba biz İkinci Dünya Savaşı’ nda Almanlara karşı neden savaştık, cevabını bulamıyorum” demiş.
    Buradan biz Türkler de ders çıkaralım mı?

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız