Reklam Ver

Ulusal Bağcılık ve Şarap Sempozyumu 6-9 Kasım tarihleri arasında Denizli’de  yapılacak. Konuşmacı olarak katılacağımız bu sempozyumda bilim insanları ile sektör temsilcileri üç gün süresince “sürdürülebilir şarap bağcılığı” konusunu her yönü ile ele alacak.
Tarih boyunca bağcılığın ve şarapçılığın anayurdu olan Türkiye, bugün yaklaşık 570 bin dekar ile dünyada  bağ alanları bakımından 4. sırada.
Yaklaşık 4 milyon ton yaş üzüm üretimi ile dünyada 5. sırada olan Türkiye, kuru üzüm üretiminde dünya ikincisi, ihracatında ise ilk sırada yer alıyor.
Üretilen yaş üzümün yüzde 40’ı kurutularak satılıyor. Yüzde 30 sofralık olarak tüketilirken yüzde 27’si pekmez, pestil, sucuk, şıra üretiminde değerlendiriliyor. Sadece yüzde 3’ü şarap üretiminde kullanılıyor. Oysa, üzümden en yüksek katma değer, şarap üretimi ile sağlanıyor. Yapılan bilimsel araştırmalar üzümün şarap olarak değerlendirilmesi durumunda kurutularak satılmasından en az yüzde 100 daha fazla katma değer sağladığını ortaya koyuyor.
Bunu çok iyi bilen Avrupalı ürettiği üzümün yüzde 80-90’nını şarap üretiminde değerlendiriyor. Kuru üzümü ihtiyacını da Türkiye’den alıyor.
Türkiye’nin şarap üretimi resmi olarak 30 milyon litre civarında görünse de gayri resmi rakamlar 100 milyon litrelik bir üretim olduğunu gösteriyor.
1904’te Avrupa’ya 340 milyon litre şarap ihraç eden Türkiye, bugün sadece 3-4 milyon litre şarap ihraç edebiliyor. 150 milyar doları aşan dünya şarap ihracatından 10 milyon dolar gibi komik bir paya sahip.
Oysa, sahip olduğu bağ alanları, iklim yapısı ile üzüm üretiminde dolayısıyla şarap üretiminde çok büyük bir avantaja sahip. Ancak, uygulanan yanlış politikalar, şarap üretimine ve tüketimine yönelik yasaklar ve engeller sonucunda bu avantaj yeterince değerlendirilemiyor.
Şarap üreticileri ve bu potansiyeli gören yeni yatırımcılar son 10 yılda çok ciddi yatırımlar yaptı. Fakat, üretimden tüketime kadar her aşamada önlerine bir çok engel çıkarıldı.
Özellikle AKP ‘nin işbaşına gelmesiyle şarapta vergiler yüzde 100’den fazla artırıldı. Yerel yönetimler aracılığı ile tüketime yönelik engeller, yasal düzenlemelerle üretimden satışa her aşamada getirilen yasaklar yatırım yapanları cezalandırdı. Şarap üretmek ve tüketmek cesaret isteyen bir iş oldu. Sektör hızla geriledi. Üretici bağlarını sökmeye başladı.
Kaldı ki, şaraplık üzüm üretimine yönelik çiftçiye verilen hiç bir destek yok. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yıllık 5.4 milyar YTL destek bütçesinden şaraplık üzüm üretimine 1 kuruş bile destek verilmiyor. Şaraptan alınan Özel Tüketim Vergisi(ÖTV), Katma Değer Vergisi(KDV), maktu vergilerle hem şarabı üretenler hem de üzüm üreticileri cezalandırılıyor.
Her fırsatta örnek gösterilen ve Türkiye’nin üye olmak istediği Avrupa Birliği, şarap sektörüne yılda 1.3 milyar Avro destek sağlıyor. Şarapta üretim fazlası olmasına, bağ alanlarını sınırlandırma çalışmalarına rağmen bu destekten vazgeçmiyor. Yapılan son reformda da desteklemenin sadece yapısı değiştirildi. Dağlık bölgelerde kıyı ve ada bölgelerindeki bağlar, coğrafi işaretler ya da köken korumalı bağlar, toprak erozyonu ya da biyo çeşitlilik kaybının olduğu yerlerdeki bağlar, tarihi öneme sahip geleneksel bölgelerdeki bağlar, AB’den yapısal yardım almış bulunan bağlar için desteklemenin devam etmesi kararlaştırıldı.  Avrupa Birliği, her reformda sektörü biraz daha ileriye taşırken, Türkiye’de her yasal düzenleme sektöre yeni bir darbe vuruyor. Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun hazırladığı yeni bir yönetmelik taslağı var ki, bu taslak aynen kabul edilirse sektör tümüyle yok olur.
Bu yönetmelik ve diğer engeller kaldırılarak sektörün önü açılırsa, Türkiye, sahip olduğu ekolojik yapı, yerel üzüm çeşitleri, şarap üretim teknolojisi ve geçmişten gelen kültürü ile şarap sektöründe dünyanın sayılı ülkelerinden biri olur. Hem üretimde ve ihracatta, hem de  organik şarap üretiminde önemli bir merkez olur. 

Reklam Ver

3 YORUMLAR

  1. Merhaba,

    “Tarih boyunca bağcılığın ve şarapçılığın anayurdu olan Türkiye, bugün yaklaşık 570 bin dekar ile dünyada bağ alanları bakımından 4. sırada.” olarak yazınızda belirttiğiniz 570 bin dekar 570 bin hektar olmalı sanırım. Aldığınız kaynağı kontrol etmenizde yarar var.

    Selamlar

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız