Reklam Ver

Zeytincilikte 2008-2009 sezonu başlıyor. İzmir Ticaret Borsası, Ege İhracatçı Birlikleri, Tariş, Marmara Birlik, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nün katılımıyla yapılan rekolte tahmin çalışmalarına göre, bu sezon 1 milyon 98 bin 774 ton zeytin üretimi bekleniyor. Bu zeytinin 327 bin 634 tonu sofralık olarak değerlendirilecek. Geri kalan 771 bin 140 tonu ise sıkılarak 159 bin 366 ton zeytinyağı elde edilecek.
Üretim cephesinden bakıldığında ciddi bir sorun yok. İç piyasaya ve ihracata yetecek kadar zeytin ve zeytinyağı üretimi var.
Döviz kuru başta olmak üzere diğer bir çok soruna rağmen, sofralık zeytin ihracatı artıyor. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği verilerine göre sofralık zeytin ihracatı 100 milyon dolara ulaştı.
Zeytinyağında ise, ne yazık ki aynı olumlu gelişmeden söz etmek mümkün değil. Zeytinyağı ihracatında son iki yılda markalı ve kutulu ihracatta artış olmasına rağmen toplamda miktar ve değer bakımında ciddi bir gerileme var. Bu gerilemenin altında fiyat politikasının, destekleme primindeki düşüşün, yanlış ihracat politikalarının, batan firmaların, el değiştiren veya ihracattan çekilen, üreticiyi dolandıran ve iflas eden firmaların yarattığı olumsuzluklar kadar sektörde yaşanan ve hedef saptırmaya yönelik  kavga ve gerginliğin de etkisi var.
Bu gerginliğin tohumları üç yıl önce ekildi. Yıllarca aynı kurumlarda zeytin ve zeytinyağının üretimden tüketime, tanıtımdan ihracata her alanda omuz omuza mücadele veren üretici ile ihracatçı bilinçli olarak karşı karşıya getirildi. 
“İtalya olmazsa Türkiye yağını pazarlayamaz” denilerek, Türkiye’nin, dökme yağ ihracatından başka bir seçeneği olmadığı tezi ısrarla savunuldu. Markalı ihracat yapanlar küçümsendi, dışlandı.
Sektöre bulaşan bu virüs büyük bir bölünmeye neden oldu. Sektör öylesine bölündü ki, bu bölünme Ankara’ya kadar uzandı. Dış Ticaret Müsteşarlığı ihracatçının, Tarım Bakanlığı üreticinin tarafında gösteriliyor.
Kurumlar adeta paylaşıldı. Kişisel hırs, kin ve nefret zeytinin barışçı kimliğinin önüne geçti. Hem kurumlar, hem sektöre emek verenler, üretenler, marka yaratanlar, zor şartlarda ihracat yapanlar yıprandı, yıpratıldı.
Bugün, zeytinyağı rekoltesinde görüş birliği yok, kavga var.
Fiyatta uzlaşma yok, kavga var.
Tanıtımda işbirliği yok, kavga var.
Destekleme priminde samimiyet yok, kavga var
Zeytinyağına 10 yıl önce kiloda 40 cent destekleme primi verilirken üç sezon önce 10 yeni kuruşa düşürüldü. Kimseden doğru dürüst ses çıkmadı. Ertesi sezon 1 kuruş artırılarak 11 kuruşa yükseltildi. Geçen sezon 9 kuruşluk artışa sevinenler oldu. Bu sezon için Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu’ndan çıkan karara göre sadece 1 kuruşluk artış öngörülüyor.
Avrupa Birliği, zeytinyağı üreticisine kiloda 1 Avro destek verirken, Türkiye’de 21 kuruş verilecek.  Zeytinyağı sektörü bu haksız rekabeti dile getirmek ve Ankara’da primin artması için mücadele etmek yerine birbirini boğazlamakla meşgul.
Özetle, üç yıl önce sektörü bölmek ve etkisizleştirmek üzere yola çıkanlar başarıya ulaşmış görünüyor. Sektördeki herkes  bundan çok zarar gördü. Görmeye de devam ediyor.
Bu kavgaya, bu bölünmüşlüğe son verilmezse son birkaç yılda büyük umutlarla dikilen milyonlarca zeytin ağacı Türkiye’ye yarardan çok zarar verir.
Usumi’yi saygıyla anıyoruz…
Zeytin ve zeytinyağı konusunda sayısız yazılar yazan,zeytincilerin yakından tanıdığı, Çiftçi Dostu Sadullah Usumi’ yi ölümünün 6. yılında saygıyla anıyoruz.

Reklam Ver

2 YORUMLAR

  1. BENCE PAZAR POLİTİKASI İLE İLGİLENİLECEK EN BÜYÜK TARIM ÜRÜNLERİNİN BAŞINDA ZEYTİN GELİYOR DEVLETİN ÇOK SIKI TEDBİRLER ALMASI ŞART. ÇÜNKÜ DÜNYADA SADECE İTALYA YOK…….

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız