Reklam Ver

Büyük emeklerle hazırlanan, “vizyon”, “strateji” gibi yaldızlı sözcüklerle süslenen belgeler tozlu raflara kaldırılırken, tarım politikası gündelik politika ile yürütülüyor. Böyle olunca, ekonomik ve sosyal gerçeklere, sektörler arası etkileşime bakılmaksızın tarım piyasalarını da siyaset belirliyor.
Ülke gerçekleri, dünya piyasaları, rakip ülke ve ürünler,üretim, tüketim, ihracat, ithalat, planlama, gelecek, küresel ısınma, sağlık ve benzeri konuların hiç birinin önemi yok. Varsa yoksa siyaset.
Bir çok ürünün fiyatı bile siyasetçinin iki dudağı arasında. Üstelikte her yıl farklı bir politika ve farklı bir uygulama ile fiyat açıklanıyor. Bir yıl sabit fiyat, ertesi yıl kademeli fiyat. Biraz sıkışınca tehdit  hazır, “ithal ederiz haaaa! “.
Yıllardır böyle.
Gündemde fındık fiyatının açıklanması var.
Fiyatı kim belirliyor?
Ankara. Yani, siyasetçi.
Fındık üreticisi Ankara’da kulis yapıyor.
Fındık ihracatçısı Ankara’da kulis yapıyor.
Fındık tüccarı Ankara’da kulis yapıyor.
FİSKOBİRLİK Ankara’da kulis yapıyor.
Ziraat Odaları Ankara’da kulis yapıyor.
Borsa yöneticileri Ankara’da kulis yapıyor.
Ulusal Fındık Konseyi Ankara’da kulis yapıyor.
Karadenizli milletvekilleri bile Ankara’da kulis yapıyor.
Avrupa’daki çikolata üreticisi (fındık alıcısı) Ankara’da kulis yapıyor.
Herkesin amacı aynı, kendi çıkarları doğrultusunda siyasetçiye fiyatı ilan ettirmek.
Bu kadar geniş bir kesim siyasetçinin ayağına gidince, siyasetçi de  kendisinde olağanüstü bir güç görüyor. Bu güce dayanarak bir fiyat açıklıyor. Ufukta seçim varsa, üreticiden yana, seçim yoksa lobisi güçlü olandan yana tavır alıyor.
Yani ortada bir sistem yok. Bu sistemsizlik nedeniyle Türkiye, dünyada hem üretiminde hem de ihracatında yüzde 80 söz sahibi olduğu fındıkta fiyatta ve politikalarda söz sahibi olamıyor.
Sadece fındıkta değil, bir çok üründe durum aynı. İsterseniz yukarıda fındık sözcüğü yerine kuru üzüm yazın, isterseniz pamuk yazın, isterseniz ayçiçeği yazın. Süreç aynı şekilde işliyor.
Bu nedenle her ürün, hasat döneminde gündeme gelir. O ürünle ilgili siyasetçi doğru yada yanlış bir karar verir. Bu karardan zarar görenler olduğu gibi, yarar sağlayanlar da olur. O ürüne ilişkin asıl yapılması gerekenler bir kenara itilir. Bir sonraki hasat dönemine kadar sorunlar rafa kaldırılır.
Tarım sektörünün en temel sorunlarından birisi yaşanan bu sistemsizliktir. Sistem olmayınca devreye akıldışı uygulamalar girer. Sorunlar yumağı büyür ve gün gelir işinden çıkılamaz hale gelirsiniz. Sahip olduğunuz değerleri yitirmeye başlarsınız. Elinizin altındaki potansiyeli değerlendirmezsiniz. Bundan herkes zarar görür. Güçlüyken güçsüz hale gelirsiniz.
Türkiye’de tarım sektörünün geldiği nokta bu. Fındıkta, çekirdeksiz kuru üzümde, kuru incirde, kuru kayısıda dünya üretiminde ve ticaretinde lider olan Türkiye, bu ürünlerde söz sahibi değil.
Kuru meyvede Türkiye’nin yerinde Amerika, Fransa veya Almanya gibi sistemi olan ülkelerden birisi olsa neler olurdu düşünebiliyor musunuz?

Reklam Ver

1 Yorum

  1. Ali bey
    Bu sistem dediginiz sey nasil bisi onuda yazsanizda bizde ogrensek devlet buyuklerimizde.
    Saygilarimla mustafa alhat

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız