Reklam Ver

Osman AROLAT / Dünya Gazetesi

Tarım sektöründe yer alan dostlarım, bu alandaki uzman yazarımız Ali Ekber Yıldırım ile yaptığım konuşmalar, son dönemde söz edilmesine karşın, tarımda katma değer artırıcı önemli önlemlerin alınmadığını ortaya koyuyor. Ayrıca, girdi maliyetlerindeki artışlar çiftçileri gittikçe daha da olumsuz bir ortama itiyor. O nedenle dünyada da her geçen gün önemi artan tarım konusunun ülkemizde topraktan sulamaya, gübrelemeden pazarlamaya bütün yönleriyle tartışma gündemimizin ilk sırasına oturtulması gerekiyor.
Tarım uzmanı olan dostlarıma göre Türkiye Bahri Dağdaş’ın 1960’lı yıllardaki bakanlığı sonrasından başlayarak yaklaşık 50 yıllık süre tarımı unuttu. Çiftçi siyasiler tarafından tarımda katma değeri yükselten projeler için değil, oy havuzundaki bireyler olarak görüldü. Ve politikalar hep, “Bir şeyler verir gibi yapılarak, ama asıl sorunlara çare aranmadan” gündeme alındı. Bunun doğal sonucu birçok üründe Türkiye ihracatçı olma özelliğini kaybedip ithalatçı konumuna geldi.
Oysa, artan dünya nüfusu ve gelişen gıda ihtiyaçları, bu sektörün birçok ülke tarafından ciddiye alınıp desteklendiğini gösteriyor. Özellikle küresel ısınma tartışmalarıyla birlikte bu konunun önemi her geçen gün daha da artıyor. Türkiye’de de son yıllarda bir yandan bakanlıkta bir kıpırdanma söz konusu. Bir yandan da özel sektörde bazı alanlarda gelişmeler var. Ama sonuçta bir üretim artışı değil azalması söz konusu.
2007 yılı sonuçlarını değerlendiren bir dostum, girdi mayiyetlerindeki artışın ürün fiyatlarının üzerinde olduğunu belirterek, “Bir yılda gübre fiyatları yüzde 100, tohum fide fiyatları yüzde 30, mazot fiyatları yüzde 40 arttı. Buna karşılık ürün fiatları 2006’ya göre aynı kaldı. Fiyatlar buğdayda ve mısırda yeni yeni artıyor. Ama o çiftçinin değil tüccarın cebine giriyor” değerlendirmesini yaptı.
Desteklerin geç ödenmesi çiftçilerin banka kredilerini ödemede zorlanmasına yol açtığı da uzmanlarca belirtiliyor. Ayrıca, eskiden sanayiye göre üçte bir fiyatla elektrik kullanan çiftçi şimdi aşağı yukarı aynı fiyata kullanıyor. Ve sulama suyu elektrik borcu kesme sebebi değilken, şimdi elektrik kesilerek sulama yapılması sekteye uğruyor. Yeraltı suları da daha aşağıya düştüğü için çiftçi daha çok elektrik harcamak zorunda kalıyor. Bütün bunlar ciddi sermaye azalmaları getiriyor.
Konya Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Kara, tarımın dünyada ve Türkiye’de öneminin her geçen gün arttığını belirterek, tarımla ilgili toprak olgusu, su olgusu, ağaç olgusu başta olmak üzere her alanda doğru önlemler alınması gerektiğini söylüyor: “Toprakta su ve rüzgarla erozyondan her yıl Kıbrıs Adası kadar kaybımız var. Nehirlerimizin bir bölümündeki sularımız kullanılamadan denizlere, sınır ötesine akıyor.”
Kara, artık tarımın devlet tarafından doğru düzenlemelerle ele alınması gerektiğini belirterek, “Artık tarım işletme bazlı daha sağlıklı yapılmalı. Çiftçinin eğitilmesi lazım, çiftçiyle birliktelik sağlanmalı, çiftçinin doğru katma değer artırıcı yönde desteklenmesi lazım” dedi. Kara, bazı bankaların tarıma ilgisinin olumlu olduğunu, Ziraat Bankası’nın 5 yıl vadeli, sıfır faizli doğru sulama projelerine desteğinin de artırılarak yaygınlaştırılmasını önerdi. Toprak analizleri yapılarak yanlış gübre kullanımlarının ve çölleşmenin önlenmesini de istedi.
Türkiye hiç vakit kaybetmeden, çevre ülkeler ve dünya ihtiyacını da belirleyerek, tarımda katma değeri yüksek yeni bir üretim modelini geliştirmek zorundadır. Bu hem hububat üretimi, hem meyve sebze üretimi, hem seracılık, hem de tarıma dayalı gıda sanayii açısından büyük önem taşıyor. Merkez Bankası enflasyonun aşağıya çekilmesine engelleri sıralarken son dönemde tarım ürünleri ve gıda fiyatlarına dikkat çekiyor. Bu açıdan da bu konu büyük önem taşıyor. Hemen tarımı ve sorunlarını konuşmaya başlamalıyız. Bu alanda yapabileceğimiz çok işin, gidebileceğimiz çok yolun olduğunu bilerek hareket etmeliyiz…

Tarım konuşacağız…
Bu yazıyı değerlendirin

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız