Reklam Ver

Türkiye, yağlı tohumlarda yüzde 70 gibi büyük bir oranla dışa bağımlı. Geçen yıl 2.2 milyon ton yağlı tohum ve 806 bin ton hamyağ ithal edildi. Bu ithalat için ödenen döviz  ise, 1.7 milyar dolar. Buna rağmen bitkisel yağ sanayicisinin sorununa çözüm bulunamıyor. Sanayici hamyağ bulamıyor. Yakında fabrikalarda üretim durursa ve yağ fiyatları daha da artarsa kimse şaşırmasın.
Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği, internet sayfasında, “Yağ sektörünün en önemli sorunu sizce nedir”  diye sordu. Ankete yaklaşık 500 kişi katıldı. Katılımcıların yüzde 45’i “en önemli sorunun”  hammadde olduğunu bildirdi. Yüzde 21’i tağşiş(karışım yağ) ve denetim, yüzde 14’ü ise dış ticaret sorunu olduğunu söyledi.
Ne kadar acı bir tablo?
Yılda 1.7 milyar dolar döviz ödeniyor, 3 milyon tonu aşkın hammadde ithal ediliyor. Fakat sanayicinin sorunu çözülemiyor.
Bu şartlarda çözülmesi de mümkün değil.
Yağlı tohumlarda yaşanan hammadde sorunu ithalatla değil, üretimle çözülebilir. Üretim artışı ise ancak bu ürünlerin desteklenmesi ile olur.
Yağlı tohumlarda uygulanan destekleme primi üretim artışı için belirleyici bir unsurdur. Destekleme priminin yüksek olduğu yıllarda üretimin arttığı ve hammadde sorununun çok daha az yaşandığı biliniyor. Fakat bunu bilmeyenler, görmeyenler var.
Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu, 2007 ürünü yağlı tohum destekleme primlerini artırmamaya karar verdi.
Geçmiş yıllarda en azından enflasyon oranında artış yapılırdı. Bu kez girdi fiyatları, dünya fiyatları, üretimdeki gerileme ve daha bir çok etken dikkate alınmadı. Enflasyon artışı da dikkate alınmadı. 2006 ürünü için uygulanan destekleme priminin aynen uygulanması benimsendi. Dane mısır destekleme primi 6,7 yeni kuruştan 2 yeni kuruşa düşürüldü. Sanki, mısırda üretim fazlası var. Üretimin artmaması için destekleme primi düşürülüyor.
 Yağlı tohumlarda ithalatın tavan yaptığı 2007’de destekleme primini enflasyon oranında bile artırmamak ithalatı desteklemektir. Öyle anlaşılıyor ki, hükümet ithalatın artmasından çok memnun. Üretimin artmasını istemiyor.
Defalarca yazdık, yeri gelmişken bir kez daha hatırlatalım. Mart ayı sonuna yaklaşılırken belirlenen destekleme primi 2008 yılı ürünleri için değil. 2007 ürününün destekleme primi daha yeni belirleniyor. Başbakan Erdoğan, destekleme primlerinin ürün ekiminden önce açıklanacağına söz vermişti. Bu söz uçtu gitti. Primler üretimden  bir yıl sonra açıklanıyor. Ne zaman ödeneceği ise belli değil.
Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu’nun aldığı karara göre 2007 ürünü  destekleme primlerinin çiftçiye ulaşması Haziran’dan önce mümkün değil. Çünkü, kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, kanola, aspir ve soya fasulyesi üreten çiftçiler 15 Nisan 2008’e kadar, dane mısır üretenler ise  30 Nisan 2008’e kadar başvuruda bulunacaklar. Gerekli incelemeler yapıldıktan sonra prim ödemeleri yapılacak. Bu da Haziran’ı bulur. Bu anlayışla yağlı tohum üretimi artabilir mi?
                             ****
Esin Özgener yaşamını yitirdi
Tütün sektörünün duayeni, İzmir’in simge isimlerinden Esin Özgener yaşama veda etti. Geçen Cuma sevenleri tarafından uğurlanan Esin Özgeneri saygı ile anar, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.
 

Reklam Ver

6 YORUMLAR

  1. Sn. Yıldırım,

    15 Mart 2008 tarihli yazınızda Dane Mısır 2007 ürünü destekleme fiyatının 8,7 kuruş olacağını, bugünkü yazınızda ise 2 yeni kuruş’a düşürüleceğini yazmışsınız. Hangisi doğru? Bilgilerinizi rica ederim…

    Teşekkür ederim

  2. Ben bir türlü anlayamadım desteklemeler ne zaman kesıin belli olacak . Tarım bakanlığı sitesinde belli olmammış.

  3. bu ülkede yağlı toum faso fisa;nedenmi bizim ülkemizde yağlıtohumlar dünyada deneniyor ondan sonra dünya bırakıyor ülkemiz deneme tahtası oluyor.yahu bizim ülkemiz yap işlet devret ve zarar et mantığı ile devam ediyor:bizim insalarımızın gözü kör bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete klasik sözlerimizden;nedenmi söylüyorum aspiri ,kanolayı,mısırı,ayçiçeğini vb.gibi yağlık çeçitleri bu ülkede zarar arkadaşlar şimdi söylüyorsunuz ne yaptın arkadaş bu söylediğin ürünler tarım vizyonumuzun en önemli unsurlardan diyiyorsunuz(tarım bakanlığı tabiki).yahu ben şimdi birşey söyleyeceğim bizim ülkemizde haşhaş gerceği var arkadaşlar abilerim küçüklerim bu en önemli konu şimdi herkesin beyninde bir oluşturmaya çalışıyorum size ben ileriki zamanlarda haşhaş dökümanlarını sizlerle baylaşacağım…

  4. Hindistan ve Çin’in yağ talebi fiyatları uçurdu
    22.01.2009 | Özgül Öztürk | Haber

    Son aylarda düşük seyreden yağ fiyatları Çin ve Hindistan’ın yaptığı yüklü alımlarla yeniden yükselişe geçti. Hamyağın tonunda görülen yüzde 15 artışın şubat ayından itibaren raflara yansıması bekleniyor.
    Yağlık hammadde üretimindeki artışla son 3-4 aydır düşük seyreden yağ fiyatları Çin ve Hindistan’ın yaptığı yüklü alımlarla yeniden yükselişe geçti.
    Bu yıl başta Ukrayna gibi büyük üreticiler olmak üzere dünya yağlı tohum üretimindeki artış yağ fiyatlarının geçen yıla göre ciddi oranda gerilemesine neden olmuştu. Bu durum her ne kadar yüksek fiyattan aldığı yağları stok yapan firmaları zor duruma düşürse de tüketici düşük seyreden fiyatlardan memnundu. Ancak geçen ay Çin’in ve birkaç gün önce Hindistan’ın Ukrayna’dan 300 bin ton civarında ayçiçek yağı alması fiyatların yeniden yükselmesine neden oldu. Yılbaşı öncesi tonu 650 dolar olan dünya ham yağ fiyatları şimdi 740 dolara yükseldi. Yurtdışındaki fiyat artışı iç piyasaya da yansıdı. Yılbaşı öncesi tonu bin 600 TL’ye satılan ham yağın ton fiyatı 2 bin TL’ye yükseldi. Sektör temsilcileri yeni ithalat bağlantılarının yapılacağı gelecek günlerde yağ fiyatlarındaki artışın raflara da yansıyacağını belirtiyor. İç piyasada şu anda 40-50 bin tonluk ayçiçeği tohumu kaldığına dikkat çeken Edirne Yağ Sanayi’nin sahibi Edip Ağaoğulları, bunun da en fazla 1 ay daha iç piyasanın ihtiyacını karşılayabileceğini söyledi.
    Bir ay sonra yeniden ithalata başlanacağını ifade eden Ağaoğulları, “Bu yıl Ukrayna’daki ürün miktarı dünya yağ ihtiyacını karşılayacak oranda. Ancak Çin ve Hindistan’ın alımlarıyla yurtdışında da yağ fiyatlarının yukarı doğru yükseldiğini görüyoruz. Bu durum bir haftadır iç piyasada da yağ fiyatlarının yüzde 15 civarında artmasına neden oldu. Fiyat artışları şubat gibi raf fiyatlarına yansıtılacak” dedi.

    Fiyat palm yağının bile altına inmişti
    Dünya genelinde bitkisel yağ fiyatlarının soya yağına endeksli olduğuna dikkat çeken Zade Yağları Yönetim Kurulu Üyesi Kadir Büyükhelvacıgil, soya, kanola ve palm yağı fiyatlarının son birkaç aydır ayçiçek yağı fiyatlarının altında seyrettiğini söyledi. Bu durumun ayçiçek yağına olan talebi artırdığını dile getiren Büyükhelvacıgil, “Ayçiçek yağı ucuz olduğu için Çin ve Hindistan bu yağın alımına yöneldi. Normalde soya yağı alımı yapan Çin, geçtiğimiz aylarda Ukrayna’dan yüklü miktarda ayçiçeği tohumu aldı. Yine Hindistan da ciddi bir alıcı şu an. Çin’in ayçiçeği alımı yapması önümüzdeki dönemde ayçiçeği fiyatlarında yukarı yönlü bir hareket yaşanacağının göstergesi” dedi.
    Kriz nedeniyle döviz kurlarında yaşanan oynaklığın yağ hammaddesi ithal eden firmaları zor durumda bıraktığını vurgulayan Büyükhelvacıgil, böyle bir ortamda finans gücü iyi olmayan ve yüksek fiyattan stok yapan firmaları kapanmaya götürebileceğini belirtti.

    Üretici ayçiçeği yerine mısır ekiyor
    Trakya Birlik Başkanı Rafet Sezen, Trakya’da ayçiçeği ve kanolada hasat başlarken hem iç piyasadan hem de yurtdışından yüksek fiyattan alım yapan firmaların düşen fiyatlar karşısında çok büyük zarara uğradığını vurgulayarak şunları kaydetti: “Kriz tüm sektörlerde olduğu gibi bitkisel yağ sektörünü de etkiledi. Kuraklık nedeniyle 2007-2008 yılları arasında yağ fiyatlarında ciddi artış oldu. 2008’in ikinci yarısından itibaren ise hem rekoltedeki artış hem de kriz nedeniyle fiyatlar ciddi oranda düştü. 2007 Mayıs-Haziran aylarında bin 950 dolar olan ham yağın tonu ağustosta bin 200 dolara yılbaşı öncesi ise 650 dolara geriledi. Bu durum bir önceki sezondan stok yapan yağ firmalarını ciddi zarara uğrattı. İleri vadeli bağlantı yapan firmalar büyük sıkıntıyla düştü. Yağ sektöründe de işçi çıkaran küçülen pek çok firma oldu.”
    Yağ fiyatlarındaki düşüşün Hindistan ve Çin’deki firmaları Ukrayna’dan yüklü miktarda alım yapma yoluna ittiğini anlatan Sezen, “Ayçiçeği yağı palm yağının bile altında fiyatla satıldığı için Hindistan’ın Ukrayna’dan 300 bin tonluk ayçiçeği yağı bağlantısı yapıldığını öğrendik. Bu durum tabi ki üreticiyi olumsuz etkiliyor. Bu yıl ayçiçeğine verilen birim destek 1 kuruş artırıldı. Bu tabi ki yetersizdi. Önümüzdeki yıl ayçiçeği ekim alanlarının yüzde 15 azalacağını düşünüyoruz. Bu durum önümüzdeki günlerde yağ fiyatlarını artırmasını bekliyoruz” dedi.

    Kırma fabrikaları zor durumda
    Yağ fiyatlarındaki düşüş en fazla Edirne’deki kırma fabrikalarını etkiliyor. Ukrayna’dan ithal edilen ucuz yağ ve küspe nedeniyle bir çok firma sattığı üründen zarar eder hale geldi. 2007’de tonu 390 bin TL’ye satılan küspe 2008’de 130 TL’ye piyasaya verildi. Kırma fabrikaları şu anda yem sanayiine küspenin tonunu 160-170 TL aralığında satabiliyor.
    Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde faaliyet gösteren Alemdar Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Oktay Alemdar, bu yıl düşük seyreden ürün fiyatlarının ayçiçeği kırma tesislerini ciddi zarar uğrattığını söyledi. Bölgede 30-40 kırma fabrikasının faaliyet gösterdiğini anlatan Alemdar, firmaların yarısının kapasite azaltıp işçi çıkardığını ifade etti.

    Kurdaki yükseliş maliyetlere yansıyacak
    Dünya yağlı tohum üretimi son 5 yılda 330 milyon tonlardan 400 milyon tona yükseldi. 2007 yılındaki fiyat artışları yağlı tohum ekim alanlarını genişletmiş, yağışlarında geçen yıla göre daha iyi olması nedeni ile 2008 rekoltesinin bir önceki yıla göre yüzde 5-6 dolaylarında artış görülmüştü.Bu yıl krizle birlikte sektörde henüz önemli bir dönüşüm görülmemekle birlikte, ileriki dönemlerde yaşanacak talep daralmasından sektörün olumsuz etkileneceği belirtiliyor. Şu anda kanola, ayçiçeği ve pamuk tohumunda hasat mevsimi sonrası dönem olduğundan sektör hammadde ihtiyacını yurt içinden karşılıyor. Ülke içinde sektörün ana hammaddesi olan yağlı tohum stoku bittiğinde ise ihtiyaç ithalatla karşılanacağından hem finansman temini açısından hem de kur artışı nedeniyle maliyet artışından sektörün sıkıntılarla karşılaşacağı belirtiliyor. Türkiye’de bitkisel yağ üretimi yağlı tohumlu bitkiler üretiminin normal olduğu yıllarda ortalama 550-600 bin ton, kuraklık ve diğer nedenlerle üretimin düşük olduğu yıllarda ise 450-500 bin ton civarında seyrediyor. Geri kalan ihtiyacımız olan yaklaşık 1.2 milyon ton yağ açığı ise ithalatla karşılanıyor. Türkiye 2007’de 1.7 milyar ödediği yağlı tohum ve türevlerine 2008 yılının ilk 11 ayında 2.5 milyar dolar ödedi. Türkiye bitkisel yağ sektörü 3 milyar doların üzerinde büyüklüğe sahip.

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız