Reklam Ver

Hayvancılık denildiğinde genellikle süt sığırcılığı akla geliyor. Politikalar, destekler hep süt sığırcılığına göre belirleniyor.
Besicilik ise yıllardan beri üvey evlat olarak görülüyor. Hiçbir destek verilmiyor. Bu nedenle besicilik gelişmiyor, her geçen gün yok oluyor.
Oysa, 1980 öncesinde özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri besiciliğin merkeziydi. Bu bölge hem ülkenin et ihtiyacını karşılar hem de ciddi oranda ihracat yapardı.
Uygulanan yanlış politikalar, Et ve Balık Kurumu’nun elden çıkarılması ve sonrasında bölgede yaşanan terör besiciliği büyük ölçüde geriletti. Besicilik batı bölgelerine kaydı. Fakat, batıda da besicilik yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.
Besiciliğe hiçbir destek sağlanmazken, her yıl binlerce ton et veya canlı hayvan ülkeye kaçak olarak giriyor. Yıllardır bilinmesine rağmen kaçakçılık önlenemiyor. Önlenmesi bir yana kurban bayramı öncesinde  kaçak hayvanlara küpe takılarak yasal hale getiriliyor.
Süt hayvancılığında da çok büyük sorunlar var. Yanlış uygulamalar var. Fakat, üretimin her aşamasında verilen desteklerle ayakta duruyor.
Besi hayvancılığına ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki 28 ilde sadece Tarım Kredi Kooperatiflerine ortak olan besicilerin sözleşmeli üretim yaparak hayvanlarını Et ve Balık Kurumu’nda kestirmeleri şartı ile kiloda 1 YTL destekleme primi veriliyor. Bu uygulama 2006’da başladı. Bu destekten sınırlı sayıda besici yararlanıyor. Bu desteği fırsat bilen et alıcıları uygulamanın başladığı dönemde besicilerden aldıkları etin kilosunu 1 YTL aşağı çektiler. Destek bir bölgeye verilirken fiyatlar ülke genelinde düşürüldü. Besiciler bu destekten de zararlı çıktı..
Daha önce Van ve Hakkari’ye giderek oradaki besicilerin sorunlarını, görüşlerini bu sütunda yazdık.
Geçen haftasonu İzmir Kemalpaşa’da  2 bin baş kapasiteli Tanboğa besi işletmesini ziyaret ettik.Tanboğa ailesi üç kuşaktır besi hayvancılığı yapıyor. İzmir Ticaret Borsası Meclis Üyesi Hüseyin Tanboğa’ nın yönetimindeki işletme bölgenin en büyük besi işletmesi. Modern şartlarda ve bilinçli besiciliğin yapıldığı işletme, yeni yatırımlarla entegre bir tesise dönüşecek.
Hüseyin Tanboğa “benim durumum iyi, fakat bu yetmiyor. Ülkede besicilik çok kötüye gidiyor ” diyerek çarpıcı bilgiler veriyor.
“Öncelikli sorun hammadde. Son bir yılda hammadde fiyatlarındaki artış yüzde 100. Et fiyatları ise yerinde sayıyor.
Hayvanı yetiştiriciden alırken peşin para ile alıyoruz, eti iki üç aylık vade ile satabiliyoruz. Son günlerde iflasların peş peşe gelmesi bu sistemden kaynaklanıyor.
Son bir iki yılda İzmir Kemalpaşa’da 61 bin besi hayvan sayısı 11 bin başa düştü. Sadece son bir yılda 100 başlık 18 işletmeden 17’si kapandı. Ödemiş’te 280 bin hayvan varlığı, 50-60 bine düştü.
Besiye hiçbir destek yok. Kaliteli et üretimi teşvik edilmiyor.
Avrupa’da genç hayvanın eti ile yaşlı hayvanın eti aynı fiyata satılmıyor. Genç hayvanın eti daha yüksek fiyatla satılıyor. Türkiye’de ise hepsi aynı fiyattan satılıyor.”
Doğudan batıya her bölgede besicilikte çok büyük sorunlar yaşanıyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı şu günlerde hayvancılık desteklerini yeniden düzenliyor. Umarız, besicilik yine unutulmaz. Çünkü, kısa zamanda önlem alınmazsa besicilik yok olup gidecek.

Reklam Ver

1 Yorum

  1. SAYIN ALİ BEY HER ŞEYDEN ÖNCE SİZE TEŞEKÜRLER BİZİM GİBİ HASTA DURUMDA OLANLARA eyilip 1,bakmanıza minattarım ama ne zaman türk çiftcisi uyanır ben hiç zan etmiyorum duyarsız bir millettir bakın ufak bir örnek verim ben fransada 6,, sene yaşadım ordaki çiftciye can kurban bizim gibi duyarsız deyiller bir çiftciler başı var yürü dediği zaman hep beraber yürüyorlar ama biz hakımızı aramasını bilen bir millet deyiliz umarı bir gün uyanırız saygılar

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız