Reklam Ver

Yaşanan terör olayları nedeniyle Hakkari hemen her gün medyaya haber oluyor. Gazetelerde boy boy fotoğraflar. Televizyonlarda yürek parçalayan görüntüler. Tanklar, silahlar, kan ve gözyaşı.
Amerika’nın Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek için oynadığı oyunun, sürdürdüğü emperyalist savaşın yansımaları bu.
Her gün gazetelerde okuduklarınız, televizyonlarda gördükleriniz Hakkari’nin sadece bir yüzünü yansıtıyor.
Medyaya yansımayan bir başka yüzü var, Hakkari’nin.
Hakkari’de bir başka savaş, bir başka mücadele daha yaşanıyor. Kalkınma mücadelesi. Bu mücadelede kan ve gözyaşı yok.Üretmenin sevinci var.
Geçen cumartesi bu sevince tanık olduk. Hakkari’de ilk kez bir fuar düzenlendi .Hakkari Marka Ürünleri 1.Fuarı.
Hakkari Valiliği Tarım İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen fuar Hakkari’nin diğer yüzünü yansıtıyordu.
Fuarda genç kızların hayallerini işlediği, onların dünyasını yansıtan Hakkari kilimleri sergilendi.
Şemdinli, Çukurca, Yüksekova ve Hakkari Merkez de üretilen tarımsal ürünler tanıtıldı.
Neler yok ki?
Şemdinli’nin balı, Çukurca’nın narı, Yüksekova’nın sebze ve meyveleri tazesi ve kurutulmuşu birlikte sergilendi.
Ceviz, elma, üzüm, ayva, kabak,domates ve bakliyat ürünleri hemen her standda vardı.
Fuarın gözdesi ise aşılı fideden elde edilen her biri 15 – 20 kiloyu bulan karpuzlardı.
Sadece ürünler sergilenmiyordu bu fuarda. Çiftçilerin, ziraat mühendislerinin,yerel yöneticilerin yüzündeki üretim sevinci de yansıyordu fuara. Her standta üretmenin mutluluğu, başarmanın gururu vardı.
Bu gelişmelerin baş mimarı ise, Hakkari Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu. Tokat Valiliği döneminde tanıdığımız Ayhan Nasuhbeyoğlu, gittiği her ilde valilik konutunun bahçesine sera kurarak üretim yapacak kadar tarımı seven bir vali.
Gerçek bir çiftçi dostu olan Ayhan Nasuhbeyoğlu, gittiği her ilde tarıma büyük önem veriyor. Uygulamaya koyduğu projelerle tarımda büyük bir dönüşümün önderi oluyor.
“Bir Köy Bir Ürün” projesi ile Tokat’ı sebze ve meyve üretiminin merkezi yaptı. Sadece üretim artışı sağlanmadı, ihracatta da söz sahibi oldu.Tokat, özellikle domateste marka oldu.
Ayhan Bey, benzer bir projeyi Hakkari’de “Organize Hayvancılık Köyleri” adıyla uyguluyor. Nüfusunun yüzde 70’i tarımdan geçinen ve bunun da yüzde 50’sinin hayvancılık yaptığı dikkate alınırsa yakın gelecekte Hakkari, hayvancılığın merkezi olursa kimse şaşırmasın.
İki yıl önce Hakkari’de göreve başladı. Bu iki yılda 50 bin ceviz fidanı dikildi. Türkiye’de ve dünyada ceviz konusundaki çalışmaları ile bilinen dostumuz Prof. Dr. Yaşar Akça’nın da çabaları ile yakında Zap vadisine binlerce yeni ceviz ağacı dikilecek. Hakkari’nin gelecekteki en önemli gelir kaynaklarından birisi ceviz olacak.
Hakkari’de ilk kez aşılı fideden domates ve karpuz üretimi de Ayhan Nasuhbeyoğlu’nun çabaları ile başladı. Deneme üretimi için Hakkari’ye 50 bin aşılı fide gönderen dostumuz Hasan Ünal, bu yıl Hakkari’den çok büyük miktarda fide siparişi aldıklarını söylüyor. Ünal’ın tespitlerine göre Hakkari’de yılda 500 bin ton domates ve 500 bin ton karpuz üretmek mümkün.
Ayhan Nasuhbeyoğlu, bu çalışmaları yaparken Hakkari’deki çiftçilerden, yerel yöneticilerden büyük destek görüyor.
Hakkari Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Adnan Şen’in deyimi ile Hakkarili’ye ilk kez balık vermek yerine balık tutması öğretiliyor.
Çiftçilerin sorunları ile yakından ilgilenen, Hakkari ve bölgenin tarıma ilişkin sorunlarını her platformda dile getiren Yüksekova Ziraat Odası Başkanı Adnan Onay, Ayhan Nasuhbeyoğlu’nun Hakkari için, çiftçiler için çok büyük bir şans olduğunu dile getiriyor.
Hakkari’de tarım ve hayvancılık alanında yapılan çalışmaları başarıyla yürüten Tarım İl Müdürü Mehmet Gündoğdu, Proje Şube Müdürü Kerem Kazak’ın çabalarını da unutmamak gerekir. Çiftçilerin sorunları ile birebir ilgileniyorlar, büyük bir özveri ile çalışarak onlara ışık tutuyorlar.
Hakkari’de düzenlenen ve tarımsal potansiyeli yansıtan ilk fuara tanıklık yapmak, düzenlenen panelde görüşlerimizi paylaşmak 11 yıllık tarım yazarlığımızın en mutluluk verici çalışmalarından biri oldu.
Hakkari’de çiftçilerle birlikte yaşadığımız üretim sevinci bize terörün üretimle, bilinçle, eğitimle yenilebileceği umudunu verdi.
Kişisel bir sevincimizi de paylaşmakta yarar var.
(İzninizle bu bölümü birinci tekil şahıs olarak yazacağım.)
Tunceli’de doğdum. İlkokulu orada okudum. Orta öğrenimi Ankara’da, üniversiteyi İzmir’de tamamladım.
Vizontele’nin Yılmaz’ı gibi öğrenciliğimin yazı köyde, okul zamanı Ankara ve daha sonra da İzmir’de geçti.
Çocukluğumdan beri radyodan dinlediğim,gazetelerden okuduğum, televizyonlardan izlediğim bir çok haberde Tunceli ile Hakkari birlikte anılır.
Yatırım, üretim,ihracat ve daha bir çok istatistiğe dayalı haberde sonunculuk ya Tunceli’nin ya da Hakkari’nindir.
Bu nedenle Hakkari’yi görmeyi yaşamım boyunca çok istedim.
Tezkerenin kabul edildiği, ortamın gergin olduğu ve bir çok arkadaşımın “bu dönemde gidilir mi” dediği Hakkari’ye gitmeyi çok istedim.
Hakkari’ye ulaşınca 17 yıldır görmediğim Tunceli’yi gördüm. Köyümüzü, evimizi, gördüm. Çocukluğumu, gençliğimin o ilk yıllarını yeniden yaşadım.
Dönüş yolunda cep telefonuma gelen mesajla irkildim.Yüksekova’da pusuya düşürülen 12 genç bir daha çocukluğunu, gençliğini yaşayamayacak. Bundan daha büyük acı olabilir mi?
Hakkari’ye ilk gidişimizdi bu, elbette son olmayacak. Adnan Onay’a sözümüz var. En yakın zamanda Yüksekova’ya gideceğiz. Ceviz dikmeye, sebze üretmeye, kalkınma mücadelesine omuz vermeye… [24 Ekim 2007, Dünya Gazetesi]

Reklam Ver

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız