Reklam Ver

Zeytin, tarih boyunca barışın ve dostluğun simgesi olarak bilinir. Düşmanları barıştırmak için “zeytin dalı uzatmak” deyimi kullanılır.
Anayurdu Türkiye olan zeytinin altın sıvısı zeytinyağında son dönemde ciddi bir kavga yaşanıyor. İthalat kavgası.
İthalat konusuna gelmeden son yıllardaki süreci irdelemekte yarar var.
Türkiye, son yıllarda zeytinyağına yatırım yaparak katma değeri yüksek, ambalajlı, markalı ürünler yapmaya başladı. Ambalajlı ve kutulu ihracatını artırdı. Bu olumlu gelişmeler başta İtalya ve İspanya olmak üzere dışarıdaki alıcıların huzurunu kaçırdı.Onlar istiyor ki, Türkiye’deki çiftçi zeytini topladıktan sonra en yakınındaki tesise götürüp sıksın, rafine dahi etmeden ham yağ olarak İtalyan ve İspanyol firmalarına teslim etsin. Bu firmalar ham yağı ambalaja koyarak kendi markaları ile dünya piyasalarına sunsun. Çileyi Türk çiftçisi çeksin, sefayı alıcı firmalar sürsün.
Yıllardır özenle korudukları bu saadet zinciri koptu. Türkiye’deki üretici, sanayici, ihracatçı el ele vererek bu zinciri kopardı.
Bu nedenle üretici, ihracatçı, sanayici birlikteliğini bozmak için sistemli bir çalışma başlatıldı. Zeytin ve zeytinyağı sektöründeki olumlu gelişmeleri tersine çevirmek amacıyla üretici ile ihracatçı, üretici ile sanayici hatta üretici ile tüketici karşı karşıya getiriliyor.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nde üreticinin temsilcisi olarak yer alan Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği dışlandı.
Yatırımcı sanayicilerin rafine tesislerini çalışamaz hale getirmek için zeytinyağının rafine edilmeden dökme olarak ihraç edilmesi için lobi çalışmaları yapıldı.
İhracatçılar Birliği rekolte tespit komisyonundan çektirilerek ilk kez iki farklı rekolte tespiti yapıldı. Böylece sektörde ilk kez ihracatçı, sanayici ve üretici arasında “güvensizlik” tohumu ekilerek ikili bir yapı oluşturuldu.
Sektöre bulaşan bu virüs, ülke zeytinciliğine ve zeytinyağı sektörüne büyük zarar vermeye başladı. Sektör iki kampa bölündü.
Sektörün iki köklü kuruluşundan üreticinin temsilcisi konumundaki Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği ile ihracatçıların örgütü olan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği arasında medya üzerinden büyük bir kavga başladı. Hemen her gün karşılıklı suçlamalar, ithamlar ile dostluğun ve barışın simgesi zeytinde düşmanlık tohumları ekiliyor.
Gelinen son noktada Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, dahilde işleme rejimi kapsamında zeytinyağı ithalatına izin verilmesini istiyor.
Tariş ise, zeytinyağı üretimi ve geçen yıldan devreden stok ile birlikte hem ihracata hem iç piyasaya yetecek kadar yağ olduğunu ve ithalata gerek olmadığını savunuyor. İthalatın üreticiye gözdağı vermek, iç piyasada fiyatları düşürmeye yönelik bir oyun olduğu görüşünü ısrarla dile getiriyor.
İthalat konusunda kararı Ankara verecek. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ile Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan’ın bu konuda atacakları adım çok büyük önem taşıyor.
Tariş ve İhracatçılar Birliği bunun farkında. Bu nedenle medya üzerinden Ankara’yı etkilemeye çalışıyorlar.
Ankara da bu gelişmeler yakından izleniyor. Karar vermeden önce ciddi bir çalışma yaptıklarını, bundan önceki sezonları, ithalat için verilen izinleri ve diğer ürünleri incelediklerini biliyoruz.
Zeytinyağı ithalatına gerçekten ihtiyaç var mı?
Bu yıl yaşanan kuraklık nedeniyle bir çok üründe üretim düştü. Fakat, üretim düştü diye hemen ithalat kapıları açılmadı.
Örneğin, buğdayda üretim 20 milyon tondan 17 milyon 600 bin tona geriledi. Üretimin iç piyasa ihtiyacını karşılamayacağı söylendi. Fakat hasat bitmeden somut hiçbir adım atılmadı. Ne zamanki buğday hasadı tamamen bitti ve üretici buğdayını sattı. Ondan sonra Toprak Mahsulleri Ofisi’ne ithalat yetkisi verildi.
Ayçiçeği üretimi de yüzde 30 geriledi. “Piyasada ürün yok, hemen ithalat yapılsın” diyenler oldu. Fakat ayçiçeği hasadı tamamlandıktan ve ürün çiftçinin elinden çıktıktan sonra ithalata uygulanan gümrük vergisi düşürüldü.İthalat kolaylaştırıldı.
Zeytinyağı konusuna gelince, daha hasat başlamadı. Geçen yıldan devreden 60 bin ton stok var. İzmir Ticaret Borsası, Tariş, Marmarabirlik ve Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nden oluşan rekolte tespit komisyonuna göre bu yıl 72 bin ton, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin kendi başına yaptığı tahmine göre ise 84 bin ton zeytinyağı üretimi bekleniyor.
Ülkede geçen yıldan devreden stok ve yeni ürünle birlikte piyasaya arz edilecek 132 – 144 bin ton zeytinyağı var.
O zaman ithalata gerek var mı?
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği verilerine göre, 2005-2006 sezonunda 44 bin 657 ton zeytinyağı ihraç edildi. 2006-2007 sezonunda ise (sezon bitimine 20 gün kaldı) 37 bin 446 ton ihracat gerçekleştirildi. 2007-2008 sezonunda ihracat yine bu seviyelerde tahmin ediliyor. İç tüketim ise, (kişi başına 1 kilogram civarında olduğuna göre) 65- 70 bin ton olacaktır. Dolayısıyla içerdeki zeytinyağı hem iç tüketime hem de ihracata yetiyor.
Ayrıca, kimse ithalata karşı değil. Hasat yapılır, rakamlar net olarak ortaya çıkar. Üretim yeterli olmazsa ithalat yapılır.
Daha hasat başlamadan “ithalat yapılsın” diye feryat ederseniz üreticiye, ülke zeytinciliğine büyük zarar verirsiniz.
Ayrıca bu ülke de kimse ihracatçı düşmanı değil. İhracatçının ulaştığı başarısı ortada, 100 milyar dolar sınırı aşıldı.
Fakat, Atatürk’ün huzuruna çıkarak 200 milyar dolar ihracat ve ülkenin refahı için ant içtikten sonra, ülke gerçeklerini görmezden gelerek ithalatı savunmak, en hafif deyimi ile takiye yapmaktır.
“Türküm, üreticiyim, ihracatçıyım” diye başlayan ihracatçı andında zeytinyağı ithalatı da var mı?

***

Yarından sonrası bayram. Savaşın, terörün olmadığı bir dünya özlemi ile bayramınızı kutlar, sağlık ve mutluluklar dileriz. [10 Ekim 2007, Dünya Gazetesi]

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız