Reklam Ver

Kuraklık nedeniyle bir çok tarım ürününde üretim düştü. Bazı ürünlerde yüzde 10 bazılarında ise yüzde 50’ye varan oranlarda kayıp var.
Üretim düşüşüne bağlı olarak tarım ürünleri fiyatında ciddi artışlar oldu.
Sadece bitkisel üretim değil, süt üretimi de düştü. Hayvansal ürünlerde de fiyatlar arttı.
Kuraklığın etkisi ile ülke son yılların en ciddi su sorunu ile karşı karşıya kaldı.
Bütün bu gelişmeler sonucunda, tarımın önemi, suyun değeri geniş kitleler tarafından daha çok anlaşılmaya başlandı.
Fakat, tarım arazilerinin korunması konusunda ne yazık ki aynı duyarlılık yok. Yıllardan beri verimli tarım arazileri rant uğruna talan ediliyor. Ülkeyi yöneten siyasetçi ile rantçılar el ele veriyor en verimli tarım topraklarına konut, turistik tesis veya sanayi tesisi kuruluyor. Domatesin, biberin, meyvenin yetiştiği tarlalarda birilerine rant sağlayan betonlar yükseliyor.
Ne acıdır ki, üretim düşüşü nedeniyle fiyatların artışına tepki gösterenler, bu ürünlerin yetiştirildiği toprakların amaç dışı kullanılmasına seyirci kalıyor.
2005’te Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal İşletmeler Genel Müdürlüğü’ne bağlı 100 yıllık bir işletme olan Dalaman Tarım İşletmesi’nin de içinde bulunduğu verimli tarım arazileri AKP Hükümeti tarafından ranta açılmak üzere “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim  Bölgesi” ilan edildi.
Toplumun büyük kesiminin bu karardan haberi bile olmadı. Bir iki duyarlı gazeteci dışında medya görmezden geldi.
Tarım arazilerini korumak için yıllardan beri mücadele veren Ziraat Mühendisleri Odası, TEMA Vakfı ve Tarım İş Sendikası olmasaydı, Dalaman Tarım İşletmesi sessiz sedasız rantçılara teslim edilecekti. Bu 3 kuruluş oynanmak istenen oyunu bozmak için İstanbul’dan gazetecileri davet ederek Dalaman’ da basın toplantısı düzenledi. Kamuoyunu bilgilendirerek duyarlı olmaya, tarım arazilerini korumaya çağırdı. Bununla da yetinmeyerek Bakanlar Kurulu’nun  “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim  Bölgesi” ilan edilmesine ilişkin kararını yargıya götürdü.
Danıştay 6.Dairesi 20 Temmuz 2007’de, Ziraat Mühendisleri Odası, Tarım-İş Sendikası ve TEMA Vakfı‘nın açtığı dava üzerine, Dalaman Tarım İşletmesi arazilerinin de bulunduğu bölgenin “turizm bölgesi” ilan edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının yürütmesini durdurdu.
Danıştay 6.Dairesi, Dalaman Tarım İşletmesi’ni de içine alan bölgenin “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” olarak ilan edilmesinde kamu yararı olmadığına karar verdi. Bu kararla, aynı zamanda hükümete, rantçılara ve tarım arazilerini talan etmek isteyenlere çok iyi bir derste veriyor. Danıştay’ın kararına dayanak oluşturan gerekçeler özetle şöyle sıralanıyor:
1- Alan kullanımı açısından yaratılan esneklik, değerli tarım topraklarının yitirilmesi yanı sıra, bölgenin ağırlıklı ekonomik uğraşısı olarak tarım sektörünün istihdam yapısını da olumsuz etkileyecektir.
2- Koruma önceliklerinin bulunduğu bölgede, Yasanın öngördüğü teşvik ve desteklerle yönlendirildiğinde ileride değerli tarım topraklarının yitirilmesi ve tarım sektörü aleyhine dengesizliğin yaratılması kaçınılmaz olacaktır.
3- Bölgede bu denli yoğun bir yatırım öngörülmesi, Anayasa‘ nın 169. maddesindeki ‘Devlet ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır‘ ve ‘Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez‘ ilkelerine taban tabana zıttır. Orman arazilerinde öngörülen turistik yatırımların yaşama geçirilmesi, çam ormanlarının ortadan kalkmasına neden olacaktır.
4- Bölgenin tarımsal kesimi açısından büyük öneme sahip üretici bir tarım işletmesinin, kaynak kullanımı açısından tüketime ve sınırlı bir turist kesimine yönelik bir kullanıma uygunluk ölçütü ile değerlendirilmiş olması, kamu yararına ve ülke çıkarlarına aykırıdır.
Danıştay’ın bu  kararı ile, Dalaman Tarım İşletmesi’ne ait 17 bin 963 dekar verimli tarım toprağı kurtuldu. Ancak, şimdilik kurtuldu. Çünkü, buna benzer bir çok yargı kararı geçmişte uygulanmadı.
Bu nedenle herkes duyarlı olmalı. Domates fiyatları artınca tepki gösteren kamuoyu, domatesin yetiştiği Dalaman Tarım İşletmesi gibi verimli arazilerin ranta kurban edilmesine de tepki göstermeli. Yargı kararının uygulanması için Hükümet’e baskı yapmalı. Aksi taktirde, Hükümet yargı kararlarına rağmen Bursa Orghangazi’de Cargill firmasının çalışmasına izin verdiği gibi, Dalaman Tarım İşletmesi’ni de ranta açacaktır.
Ranta açılmak istenen, bir asırlık geçmişi olan Dalaman Tarım İşletmesi’nin arazisi, “mutlak ve dikili tarım arazisi” niteliğinde, tamamı sulanabilen, yüzde 65‘i  birinci sınıf arazi varlığına sahip. Yılda üç ürün alınabilen aynı zamanda 11 ilin tohumluk gereksinimi karşılayan bir zenginliğe sahip.
Bu zenginlik yok edildiğinde en az 150 bin ağaç yok edilecek.Tohumda dışa bağımlılık artacak. Yörede arıcılık yapılamayacak.
Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Gökhan Günaydın dostumuzun söylediği gibi, alternatif araziler varken ülkenin tarımsal verimliliği ve üretiminin artması için zorunlu olan tohumluk, fidan, fide ve damızlıkların üretildiği Dalaman‘daki gibi tarım topraklarının betonlaştırılması, narenciye bahçelerinin yerini tatil evlerinin alması anlayışı, toplumumuzun gıda güvenliği ve geleceğini ciddi ölçüde tehlikeye atmaktadır.
Asıl büyük tehlike kuraklık değil, tarım arazilerinin talan edilmesidir. Kuraklığa bilimsel olarak çare bulunur.Ama kaybedilen topraklar bir daha kazanılması neredeyse olanaksız.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız