Reklam Ver

Türkiye İstatistik Kurumu 2007 Mart dönemi işsizlik rakamlarını açıkladı. Hürriyet Gazetesi, açıklamanın ayrıntılarını, “Gençlerde ve tarlada işsizlik arttı” başlığı ile verdi.
Hürriyet’in haberini Van’da okumanın çarpıcı bir yanı var. Sokağa çıktığınızda gençlerde ve tarlada artan işsizliğin istatistiği yaşamın acı gerçeği olarak yüzünüze çarpıyor. Rakamlar yüzlerce, binlerce insana dönüşüyor. Cumhuriyet Caddesi’nde bir aşağı bir yukarı gidip geliyor.
Her gün yenileri katılıyor, bu işsizler ordusuna. Çoğu köyünden,tarlasından koparak iş umudu ile Van’a gelmiş . Hepsi de genç.Yaşları 15 ile 35 arasında. Kiminin parası yetmemiş İstanbul’a, İzmir’e ulaşmaya, kiminin umudu.
En verimli, en üretken çağlarını sokakları arşınlayarak geçiriyorlar. Her biri adeta canlı bir bomba. Patladı, patlayacak. Ne kapısını çalacakları bir fabrika var, ne de köye dönüş umutları.
Tarım nüfusunun çözülmesi böyle bir şey. Hani şu “Avrupa’da tarım nüfusu yüzde 5, bizde yüzde 35 diyerek, bu nüfusu azaltmamız gerekir” diyenlerin dayattığı çözülme bu işte.
Tarım yapmayı, hayvancılık yapmayı “utanılacak iş” haline getiren zihniyetin Van sokaklarına yansıması.
İMF ve Dünya Bankası’nın  “tarımı köylülerden kurtararak çok uluslu şirketlere bırakın” politikasının sonucu bu.
 Hiçbir alternatif iş alanı yaratmadan, plansızca, akılsızca tarım nüfusunu azaltmanın  Van’daki fotoğrafı bu.
Oysa, 1980 öncesinde Van, Türkiye canlı hayvan ihtiyacının yüzde 17’sini karşılıyordu. İstanbul’a, İzmir’e, Ankara’ya işsiz değil, canlı hayvan ve et gönderiyordu. Ortadoğu’nun canlı hayvan merkeziydi. Et ihracatı yaparak ülkeye döviz getiriyordu.
Sonra birileri geldi, “dışa açılacağız” diyerek kontrolsüz bir şekilde ithalatı serbest bıraktı. Tarım ve hayvancılığı ithalat ile terbiye etme yolunu seçti. Ülkeye tonlarca süt tozu, peynir, et ve et ürünleri, sebze, meyve, her türlü gıda ürünü girmeye başladı. İstanbul, Ankara, İzmir’deki tüketici Van’da üretilen ürünler yerine ithal ürünlerle beslenmeye başlandı. Tarım ve hayvancılık büyük vurgun yedi.
Sonra terör belası çıktı, çıkarıldı. Hayvancılıkla geçimini sağlayanlar köylerini, yurtlarını terk etmek zorunda kaldı. Hayvancılık ve tarım çökertildi. Van gibi bir çok kent işsizler ordusu ile doldu.
Kuşaklar boyu hayvancılıktan geçimini sağlayan, soyadını yaptığı işten alan Koyuncu ailesinden İbrahim Koyuncu, 1980’de Van’da 30’a yakın ihracatçı firma olduğunu söyledikten sonra bugünkü acı tabloyu anlatıyor: “ Ortadoğu pazarı bizim elimizdeydi. Yanlış politikalar sonucu ihracatçı firmaların hepsi battı. Bir tek ben kaldım. Ben de başka iş bilmiyorum. Dedemizden kalan bu işi yapmaya çalışıyorum. İhracatımız yok ama iç piyasaya çalışıyoruz. Nereye kadar sürdürebiliriz bilemiyorum. Van’da hayvancılık sıfır noktasında. Doğrusu umudumuz yok. Ama direnebildiğimiz kadar direneceğiz. Başka çaremiz de yok”
Türkiye’de et ve süt pahalı diyenlere ise İbrahim Koyuncu ’nun yanıtı kısa ve net: “Avrupa’nın verdiği desteği bize versinler, eti 3 milyon liraya yediririz.”
Akıntıya karşı mücadele ederek neslini sürdüren ve dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalı gibi Van’da tarım yapanlar da akıntıya karşı inatla üretmeye devam ediyorlar. İnci kefalının mücadelesini görsel bir şölen olarak izlememiz için sabahın 5’inde bizi yollara düşüren Feridun Irak ve arkadaşlarının mücadelesi de kutlanmaya değer.
Feridun Irak’ın başkanlığındaki Van Ticaret Borsası, kentteki işsizlere iş kapısı olur diye seracılık yapıyor. Taşlık ve ot bitmez denilen bir alanda sera kurmak için, Mersin Kumluca’ da seracılık yapan Ahmet Can’ı Van’a getirip ondan seracılığı öğreniyorlar.
Seraları gezerken, üretilen ilk ürün salatalıklar İstanbul’dan, İzmir’den, Ankara’dan gelen konuklara ikram edildi. Verilen mesaj çarpıcı: “Bu taşlık alanda seracılık yapılıyorsa, Van’ın her yerinde yapılır.
Van’ın kalkınması hayvancılık ve turizmle olacağına inanan Feridun Irak ve arkadaşlarının bir başka büyük projesi Organize Hayvancılık Bölgesi. Organize bölge denilince yan yana işletmeler akla gelir. Van’da kurulan Hayvancılık Organize Bölgesi bu tür bir organize bölge değil.  Türkiye’de hayvancılık yapan veya yapmak isteyen herkesin örnek alacağı bir proje. Yaklaşık 10 milyon metrekare ( 9 milyon  611 bin ) alana sahip. Tamamı birinci sınıf tarım arazisi. Arazinin altyapısı hazır.  Bu yıl  4 milyon metrekarelik bölümünde yonca ekili. Kurulacak 2 bin baş damızlık süt sığırı işletmesinin kaba yem ihtiyacının tamamı bu arazide üretilecek.
Van’ da en eski ve en büyük hayvancılık yatırımı olan Van Et  Entegre Et Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin Genel Müdürü Kaya Tokmakçıoğlu, bölgede yapılan çalışmalara başından beri destek veriyor. İnci kefalının akıntıya karşı mücadelesini izlemeye giderken yolda otobüsün içinde Van Et ile Organize Hayvancılık Bölgesi ortak iş yapmaya karar verdi. Organize Hayvancılık Bölgesi’nde kurban bayramına kadar 500 baş besi hayvanı beslenecek.
Van’ın bu tür işbirliklerine ve yatırımlara ihtiyacı var. Cumhuriyet Caddesi’ndeki işsizler ordusu, ancak bu yatırımlarla çalışanlar ordusuna dönüştürülebilir. Bunun için kamu, özel sektör herkes bir şeyler yapmalı.Yarın çok geç olabilir.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız