Reklam Ver

Karadeniz’in en önemli tarımsal ürünü olan fındıkta seçim öncesinde kafalar karışık. Herkesin merak ettiği soru şu: fındığa siyasi müdahale olur mu?
Son 50 yıla bakıldığında siyasetçinin en fazla müdahale ettiği ürünlerin başında fındık var. Hangi parti, hangi görüşten olursa olsun hiçbir siyasetçinin fındığa kayıtsız kalmadığını görüyoruz. Karadeniz halkının tamamını ilgilendirmesi siyasetçi için fındığı cazip hale getiriyor. Bu nedenle seçim yıllarında daha yüksek fiyat açıklayarak bölgenin oylarını toplamak her siyasetçinin, hükümetin başvurduğu bir yol. Ayrıca,  Fiskobirlik yönetiminde söz sahibi olmak ve yandaşlarını bu kurumda istihdam etmek geçmişten bu güne kadar siyasetin temel hedeflerinden biri oldu.  Bu yüzden yıllardan beri fındıkta bir adım ileri gidilemedi..
Dışarıdan birisi sadece fındık fiyatlarındaki dalgalanmaya baksa, Türkiye’nin dünyanın en büyük fındık üreticisi ve ihracatçısı değil, dışarıdan fındık alan bir ülke olduğunu düşünecektir.
Sadece son 6 yılın fiyatlarına bakarak fındıktaki istikrarsızlığı, siyasetin etkisini görmek mümkün. Aynı hükümet döneminde bile büyük bir istikrarsızlık var. 2000 ürünü fındık için açıklanan başlangıç fiyatı 1,73 dolar. 2001 ve 2002’de aynı hükümet iş başında  fakat fındık fiyatı 1 dolara kadar geriliyor. Bundan sonraki 3 yılda fındık fiyatını siyasetçi değil, üreticinin kuruluşu olan Fiskobirlik açıkladı. Fiyat, 2003’te 1,8 dolar, 2004’te 3,43 dolar ve 2005’te 5, 28 dolara yükseldi. Bu dönemde fındık ihracatından sağlanan gelir birkaç kat arttı. Fındık ihracatından sağlanan 500-600 milyon dolarlık gelir,  2 milyar dolara ulaştı. Fakat siyasetçi üreticinin arkasında durmadı. Dışarıdaki birkaç alıcının çıkarlarına hizmet edecek bir politikayı benimsedi. 2006 fındık fiyatı yeniden hükümet tarafından açıklandı. Açıklanan fiyat 2,72 dolar oldu.
Dünya fındık üretimine ve ihracatında yüzde 80 paya sahip olan Türkiye’deki bu istikrarsızlık üreticiyi,sanayiciyi,ihracatçıyı her kesimi olumsuz etkiliyor. Bu tablo, ülkenin istikrarlı ve uzun vadeli bir fındık politikasının olmadığının somut göstergesi. Bu kadar istikrarsız bir ortamda fındık ile ilgili her söz, her hareket büyük spekülasyona neden oluyor.
2007- 2008 sezonu için dünyadaki gelişmeler, iç piyasadaki beklentiler değerlendirildiğinde fındıkta Türkiye’nin lehine bir gelişme söz konusu. Ancak siyasi müdahale endişesi bu olumlu havayı bozuyor. Yakın geçmişte siyasetin ve siyasetçinin fındık piyasasını nasıl bozduğunu bir örnek ile açıklayalım.
Hatırlarsanız 2002 seçimlerinin arifesinde de fındık konusu çok yoğun olarak tartışılıyordu. O günün hükümeti (DSP-MHP-ANAP Koalisyonu) IMF’ ye tarımsal ürün fiyatlarının piyasada oluşacağına ve siyasi müdahale olmayacağına dair söz vermişti. Buğday fiyatı bile Şikago Borsası’ na endekslenmişti. Bir anlamda hükümetin eli kolu bağlanmıştı. Ancak seçim öncesinde Ecevit Hükümeti, bir kararname ile son defa fındık fiyatını açıklamak için İMF’ ye verilen sözü bir yana bıraktı. O günün şartlarına göre, kabuklu fındığın fiyatı 1 milyon 600 bin lira açıklandı. Seçim meydanlarının en önemli malzemesi fındık oldu. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ordu’da,Giresun’da,Trabzon’da meydanlarda halka “fındığınızı satmayın biz iktidara geldiğimizde fındık 2 milyon lira olacak” dedi. Karadeniz halkı Erdoğan’a inandı. AKP bölgeden yüzde 50 oranında oy aldı.
Seçim bitti. AKP Hükümeti’nin en çok uğraştığı ürün fındık oldu. Fiskobirlik yönetimini ele geçirmek için her türlü oyuna başvurdu. Başaramayınca, faturayı üreticiye kesti.Başbakan Erdoğan, bölgeye her gidişinde fındıkçılarla kavga etti. Bu kavgaların yarattığı spekülatif ortamda fındık fiyatı  7 YTL’ den 2..5 YTL’ ye kadar düştü. Ülke 1.5 milyar dolar kaybetti.
1938’den beri fındık piyasasında olan Fiskobirlik ilk kez 2006’da devre dışı bırakıldı. Toprak Mahsulleri Ofisi fındık almak için görevlendirildi.
Siyasi beceriksizliğin faturasını üretici,sanayici,ihracatçı ve tabii ki ülke ödedi. Kazanan dışarıdaki birkaç alıcı oldu.
Şimdi yine bir seçim arifesindeyiz. Seçimden önce fındık fiyatının açıklanacağı yönünde beklenti var. Beklentiden de öte bir baskı var. Hükümet, 4.5 yıllık döneminde fındık konusunda yaşananları unutturmak istiyor. Çünkü, fındık politikası nedeniyle AKP’ nin Karadeniz’den oy alması çok zor. Bu nedenle seçimden önce  fiyat açıklayarak üreticinin gönlünü ve daha da önemlisi oyunu alacağını düşünenler az değil. Yılların klasik oyunu bir kez daha sahnelenecek. “Seçim yılında yüksek fiyat, seçim sonrasında ne halin varsa gör” politikası yeniden uygulanacak endişesi var.
Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan’ın  “fındık 8 YTL olacak” sözünü de yabana atmamalı. Tayyip Erdoğan’da “fındık 2 YTL olacak” diye yüzde 50 oy almıştı.
Çözüm bu mu?
Elbette değil. Çözüm, seçimden seçime değil uzun vadeli ve istikrarlı bir fındık politikasının olması ile mümkün.
Çözüm, fındık alım ve satımlarının spekülatif ortamdan arındırılarak ülkeye yarar sağlayacak bir borsa sisteminin kurulmasında.
Çözüm, siyasetçinin oy için değil, ülkeye en yüksek yararı sağlayacak bir politikanın oluşması için çaba göstermesinde.
Çözüm, bölgenin tek ürüne olan bağımlılığını seçimden seçime istismar etmek değil, fındık üreticisinin, bölge halkının refahını artıracak bir destekleme politikası uygulamaktır.
Özetle,uzun vadeli ve ülke yararına uygulanacak bir fındık politikası her siyasetçinin temel hedefi olmalı. Ancak o zaman, bütün dünyayı Türkiye’nin, fındık üretiminin ve ihracatının yüzde 80’nine sahip ülke olduğuna inandırabiliriz.

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız