Reklam Ver

Tarımsal Üretimi Geliştirme Genel Müdürü Dr. Hüseyin Velioğlu’nun imzası ile 1 Mayıs’ta 81 il valiliğine bir yazı gönderildi. Tarım ve Köyişleri Bakanı adına imzalanarak gönderilen yazıda, 2006 ürünü kütlü pamuk destekleme primi ödemelerinde “kütlü pamuk ortalama veriminin üst sınırının dekar başına 407 kilo” olarak belirlendiği ve destekleme priminin buna göre ödeneceği bildiriliyordu.
Bu yazının anlamı şu: Pamuk üreticisi dekara 600- 700 kilo kütlü pamuk üretimi yapsa bile, bunun sadece 407 kiloluk bölümü için destekleme primi alacak.
Her fırsatta “Türk tarımının asıl sorunu verimliliktir. Verimliliği sağlamadıkça, tarımda bir yere gidemeyiz” diyen Tarım ve Köyişleri Bakanı pamukta verimliliği sağlayan üreticileri cezalandırmak istiyor. Demek ki takiye sadece siyasette olmuyor, tarımda da olabiliyor.
Verimliliği cezalandırmaya yönelik bu yazı valilikler aracılığıyla tarım il müdürlüklerine ve çiftçilere ulaşınca deyim yerindeyse kıyamet koptu. Pamukçular çok büyük tepki gösterdi. Bu tepkiler işe de yaradı. Bakanlık, geri adım atmak zorunda kaldı. Geçmiş yıllarda olduğu gibi dekar başına verimlilik üst sınırı 600 kilo olarak uygulanacak.
Ege Çiftçiler Derneği Başkanı Hulusi Tanman, geri adım atılmasında yaklaşan seçimin etkili olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: “Seçim olmasaydı bu karardan vazgeçmezlerdi.”
Pamuk primi konusundaki bu şok gelişme Ulusal Pamuk Konseyi’nin önemini bir kez daha gösterdi. Üreticinin konsey konusunda da ciddi endişeleri var.
Ulusal Pamuk Konseyi’nin kurulması konusunda ilk günden beri tüm çalışmalarda yer alan Ege Çiftçiler Derneği Başkanı Hulusi Tanman, gönderdiği mektupta bu endişelerini dile getiriyor. Hulusi Tanman’ın mektubunu okuyunca siz de hak vereceksiniz. İşte o mektup:
” Değerli Dostum,
Ürün konseyleri ile ilgili 02. 05.2007 tarihli yazınızı okudum. Ulusal Pamuk Konseyi (UPK) ile geldiğimiz son noktayı bilginize sunmak istiyorum.
Beraberce başlattığımız çabaları kısaca özetlersek; Fikir doğduktan sonra düşüncelerimizi pamuk bölgelerine ilettik ve aldığımız çok olumlu tepkilerden sonra ülke gerçeklerine uygun bir taslak hazırlığına giriştik. Bu çalışmalar esnasında hem diğer ülkelerin konsey tasarılarını göz önüne aldık, hem de pamukla ilgili tüm kuruluşların görüşlerini değerlendirdik. İzmir’ de 120 kuruluşun katılımı ile bir genel kurul toplandı ve taslak tartışıldı. İstekler doğrultusunda yeniden çalışmalar başladı ve Genel kurulda Kurucu İcra Kurulu seçildi. Beni de başkan seçtiler. Son taslak ile 4 defa Anadolu’yu ve İstanbul’u turladık. 6 sene sonra tüm görüşlerin yer aldığı bir yönetmelik meydana çıktı.
Konseyin yasalaşması sorunu, Tarım Kanunu’nun 11. Maddesi’ndeki “Ürün bazında konseyler kurulur” ibaresi ile çözüldü.
Mutabık kalınan yönetmelik, Tarım Bakanlığı’na sunulduktan sonra 1,5 yıl üzerinde konuşuldu. Ancak önemli bir değişiklik yapılmadı ve Başbakanlığa gönderildi. Bundan sonra işin yönü değişti ve yönetmelik tanınmaz bir hale getirildikten sonra Bakanlar Kurulu’nca onandı.
Kısaca özetlemek istiyorum;
Bütün kuruluşlar 4 görüş etrafında birleşmişlerdi:
1-UPK tam bir sivil toplum örgütü olmalıdır. Bir başka ifadeyle “eli taşın altında olanlar” ülke pamuk politikalarına yön vermelidir. Uygulayıp uygulamama hükümete aittir.
2-Üç ana sektör (üretici, sanayici, tüccar) eşit şekilde temsil edilmeli, kararlar yönetim kurulunda 7/9 oranında alınmalıdır. Veya en az 7 olumlu oyla alınmalıdır.
3-Genel Kurul bütün sektörlerin temsilcilerine açık olmalı ve bir Meclis seçmelidir. Meclis her altı ayda bir toplanmalı ve ayrıca Yönetim Kurulu’nu seçmelidir. (Her 3 sektörden 3 kişi, yani 9 kişi) Kamu sektörü temsilcileri (ilgili bakanlık temsilcileri) yalnızca danışma ve denetim (mali) görevi üstlenmelidir.
4-UPK maddi açıdan kuvvetli olmalıdır. Dolayısı ile katılan üç sektörden muayyen oranlarda kesinti yapılmalıdır.
Yukarıda ifade edilen 4 ana görüş, hükümetin çıkarttığı yönetmelikle ortadan kaldırılmıştır.
Çıkarılan yönetmelikte, 3 ana sektör yanına kamu sektörü de dahil edilmiş (Tarım, Maliye, Sanayi Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı v.s.) ve karar organına, yani Yönetim Kurulu’na girmiştir. Ayrıca kimi temsil ettiği bilinmeyen “gerçek” kişilerin de Yönetim Kurulu’na girmesi öngörülmüştür.
Yeni Yönetim Kurulu şöyle teşekkül etmektedir: 2 üretici temsilcisi, 2 sanayici temsilcisi, 2 tüccar temsilcisi, 2 kamu temsilcisi ve 1 gerçek kişi olmak üzere toplam 9 kişi.
Bu 9 kişi, yeni yönetmeliğe göre “oyçokluğu” ile karar alabileceklerdir. Örneklersek; 2 sanayici, 2 kamu temsilcisi, 1 gerçek (5 kişi) birleşip memleketin âli menfaatleri (!!!) için ihracata kota koyabilirler.
Meclis tamamen kaldırılmış, Yönetim Kurulu, Genel Kurul tarafından seçilmektedir. Ayrıca Genel Kurul’un her sene toplanması öngörülmüştür. Bu kadar geniş bir kitlenin her sene nasıl toplanacağı, bunun maddi yönünün nasıl karşılanacağı belli değildir.
UPK’ nın gelirleri aidat ve bağışlarla sınırlandırılmıştır. UPK’ya katılım mecburiyeti de getirilmediğinden aidat ve bağışlarla böyle bir kuruluşun nasıl çalışabileceği meçhuldür.
Değerli dostum, gördüğünüz gibi, UPK’da gelinen nokta başta ben olmak üzere tüm bu işe gönül vermiş, mesai ve zaman harcamış, kendi cebinden masraf etmiş ve 8 yıl uğraşmış arkadaşlar için tam bir hayal kırıklığı olmuştur.
Kurucu üye olabilmek için (halen bizi girişimci olarak tanımlıyorlar) başvurularımızı yaptık. Şayet Tarım Bakanlığı tarafından uygun görülürsek yanlışları düzeltmek için uğraşacağız. Olmazsa belki başkaları düzeltir. O da olmazsa ölü doğan bir çocuğumuz daha olmuş olacak.
Bu vesile ile en derin sevgi ve saygılarımı sunarım.
Hulusi Tanman. ”
9.5.2007

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız