Reklam Ver

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, İstanbul’da gazetecilerle testi kebabı yerken ağzındaki baklayı çıkardı.Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın adını değiştirmek için Bakanlar Kurulu’na teklif sunduklarını söyledi. Teklif kabul edilirse Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın adı, “Tarım ve Gıda Bakanlığı” veya “Gıda ve Tarım Bakanlığı” olacak.
İkisi arasında ne fark varsa?
Herhalde bakanlar kurulunda saatlerce tartışılır. Tarım mı önce gelsin yoksa gıda mı?
Hazır teklif verilmişken bir öneri de bizden. Nasıl olsa, Bakan kafaya koymuş, bakanlığın adını değiştirmeyi. Fırsat bu fırsat bakanlığın adına mutlaka “İthalatişleri” ni de eklemeli.
“Tarım, Gıda ve İthalatişleri Bakanlığı”  veya “Gıda,Tarım ve İthalatişleri Bakanlığı”.
Ne güzel olur değil mi?
Hatta bu değişiklikle birlikte Bakanlık, İstanbul’a taşınırsa daha da iyi olur. Fakat, bakanlığı, adında köy olan, Kadıköy, Hadımköy, Sefaköy, İçerenköy, Mecidiyeköy, Karaköy gibi ilçe ve semtlerden uzak tutmakta yarar var. Bakan ve yakın çalışma arkadaşları köy ve köylülerden pek hoşlanmıyor. Köy sözcüğünü duymak istemiyorlar.
İthalat işleri ile uğraşmak onları daha çok mutlu ediyor. Görevi tarımsal sorunlara çözüm üretmek olan Bakan, her fırsatta tarımdan şikayetçi oluyor. Yerli üretimden ve üreticiden şikayetçi.İthalat ve yabancı sermayeye büyük hayranlıkları var. Böylece bakanlığın yeni adı ve yeri amacına uygun olur.. 
Bakan, ithalat ile bu kadar yakından ilgilenince, damızlık hayvan ithalatı da ülke gündeminden düşmüyor, düşürülmüyor.
Geçen hafta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Hayvancılık Sektör Kurulu toplantısının gündeminde de ithalat vardı. Toplantıya katılan kuruluşların temsilcilerinin büyük çoğunluğu Avrupa’dan yapılacak ithalatın yaratacağı olumsuzluklar nedeniyle endişelerini dile getirdi.
Türkiye’ye damızlık hayvan ithalatın yasak olmadığı, 100 baş üzeri işletmelerin Avustralya ve Yeni Zelanda’ dan hayvan getirdiğine dikkat çekildi.
Avrupa’dan deli dana hastalığı riski nedeniyle ithalatın yapılmadığını ve yapılmaması gerektiği ısrarla vurgulandı.
TOBB Başkan Vekili ve Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz, geçmişte ithalat yapıldığında en çok hayvan ithal edenin kendisi olduğunu söyledikten sonra, bugün yapılmak istenen ithalatın ülke hayvancılığının sonu olacağını belirtti.
Toplantıda, ithalatı ısrarla savunanlar da oldu. Herhangi bir sonuca varılamadan toplantı sona erdi.
Bakanlık bürokratlarının büyük çoğunluğunun ithalata karşı olduğu biliniyor. Bürokratlar, deli dana riskinden doğacak sorunlar nedeniyle yargı karşısına çıkmak istemiyor. Ancak Bakan ve Müsteşarı ithalatta diretiyor.
Üreticilerin gündeminde de damızlık hayvan ithalatı var. Daha doğrusu ithalatın önünde durma çabası var. Bu amaçla, “Türkiye’de damızlık düve bulamıyoruz,ithalat kapıları açılsın” diyenlere yanıt vermek için bir proje geliştirdiler.
Halil Tokoğlu’nun başkanlığındaki İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği yöneticileri, sadece damızlık düvelerin yetiştirileceği bir tesisi kurmak için ilk adımı attı. Bin başlık kapasiteye sahip ve daha sonra 2 bin 500 baş kapasiteye ulaşacak Tire’deki tesiste, hastalıktan ari düveler alınacak ve 15 ile 18 ay boyunca bakıldıktan sonra satışa sunulacak.
İzmir’in Tire,Ödemiş,Bayındır ilçeleri Türkiye’de süt hayvancılığının en verimli ve en bilinçli yapıldığı merkezler arasında. Avrupa kalitesinde süt üreten üreticiler, bu projeyi de başarılı kılacaklarını ve iki yıl içinde düve ihracatına başlayacaklarına inanıyor. Projenin temel atma törenine Türkiye’nin her bölgesinden damızlık yetiştiricileri birliklerinin başkan ve yöneticileri katıldı. Yakın gelecekte benzer projelere kendi bölgelerinde gerçekleştireceklerini söylediler. Temel atma törenine, üreticiler, bankacılar, sigortacılar, sanayiciler, bilim insanları katıldı.
Üreticiler, köylüler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan da en azından üst düzey bir yöneticinin bu mutlu günlerinde yanlarında olacağını bekliyordu. İthalat ile ilgili toplantılara koşa koşa giden Bakan sadece telgraf göndermekle yetindi. Bakan ve çalışma arkadaşlarından hiç biri Mahmutlar Köyü’ndeki törene gelmedi. Bakanlığın adı “Tarım,Gıda ve İthalatişleri Bakanlığı” olarak değiştirilirse en azından köylülerin “gelecekler” beklentisi olmaz.
Törende konuşanlar ithalat ile ilgili önemli mesajlar verdiler. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Sedat Güngör, “hayvan ithalatı sektör için çare değil yıkım. Buna tüm gücümüzle karşı çıkacağız”.dedi.
Eski Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp ise, ithalatçılara çağrıda bulundu:  “Türkiye’de hastalıksız, yüksek verimli 220 bin düve var. Kim ‘ düve bulamıyorum’ diyorsa bana gelsin.”
 Eski Bakan, “220 bin düve var” diyor. Görevdeki Bakan, “27 bin düve talebi var” diyor. İkisi bir araya gelseler de sorunu Türkiye sınırları içerisinde çözseler olmaz mı?
Ayrıca bir araya gelmişken 2000 yılında kurulan Deli Dana İzleme Komitesi’nin 9 Ekim 2006’da neden kapatıldığını da konuşmuş olurlar. Devletin maaş ödemediği, Türkiye’ye  giren her türlü hayvansal üründe deli dana riski olup olmadığını inceleyen bu komitenin neden dağıtıldığını bizler de öğrenmiş oluruz.
Avrupa’dan hayvan ithalatı başlamadan kısa süre önce Deli Dana İzleme Komitesi’nin dağıtılmasının sizce bir anlamı yok mu?
(25.4.2007)

Reklam Ver

CEVAP VER

Lütfen mesajınızı yazınız
Lütfen adınızı yazınız